• şu kısımı günümüze özel olarak yazılmış gibi;

    Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

    Ey Türk istikbalinin evlâdı! işte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
  • 2009 senesinden beri sözlüğe şahidim. Birileri gider birileri gelir. Bunlar arasında zaman zaman ufak gruplaşmalar olur. Normaldir. insan bir çok farklı sebepten ötürü kendine yakın hissettiği insanlarla hasbihal ortamı oluşturabilir.

    Yakın zamanda bu Kankalar topluluğundan birinin dağılmasına tanık olduk. Bu grup var olduğu sürece yapmış oldukları kankacılığı eleştiren bir grup vardı. Siz de bunların kimler olduğunu az buçuk biliyorsunuz. Şimdi ne yapıyorlar bir bakın allah aşkına. Sürekli nikaltlarinda nasıl fink atıyorlar. Sevdikleri insanlara dokunulduğunda yalamaya başladıklarına bir bakın. Bu yıkılıp giden Kankaların içindeki yaşlı başlı adamlara özel mesajda abi çekip, yakaladığı yerde bok atan anime karakterine bakın mesela bir. 10 kadın yazarın 9 unun altına yalamalı entry giren meczup şarapçılara bakın bir şu an ne yapıyorlar ? Kankacılık mı ıyy diyen köpek tacinin karısına bakın bakalım kimlerle Kankacılık oynuyor. Daha kimler kimler var aslında...

    Keselim burada. Bu zavallı asosyaller hakkında daha fazla konuşmak israf.

    Edit2: senin gibi biri buna neden takılır diyen oldu.

    Şu sözlükte bir elin parmağını geçmeyecek kadar insanla sorun yaşamışımdır. Onlarla da kısa süreli olmuştur.

    Bu yazıyı da yazarken bu kişilerle aramda bir musibet yoktu halen de yok.

    Ama ben bir insanın kendine ses edilmedi diye o kendini bir şey zannetmesi var ya; Ona kılım. Böylesine de lafları sokup çıkarmaktan zevk alıyorum. Olay budur.

    Edit:
    v klarnet calan sarapci koala isimli yazarımız ben miyim o dedi. Hayır sen değilsin. Zaten mesele iki ya da c kişi de değil.
  • Sözlükte en çok bunu yaparım.
    Bir başlığa girince hemen ilk entrylere göz atar, beğendiğim yazarları yeni sekmede açarım. Yazarın en son yazdığı entry'ye bakarım. Üzerinden ne kadar yıl geçtiyse ben de o kadar fazla hüzünlenirim. Binlerce entry girmiştir fakat birkaç takipçisi ya vardır ya da yoktur. Sanki çalışıp çalışıp, o çabası kimsenin umrunda olmadan ölen insanlar gibi sessiz sedasız aramızdan ayrılmıştır. Böyle bir değişik olurum, sanki mezarlıkta gibiyimdir. Üstümde bir vefa borcu hissederim. Yazdıklarını baştan sona okumaya başlarım. Sevdiklerimi oylar, favlar, beğenmediklerimi ise ölünün arkasından kötü konuşulmaz misali pek ellemem. Yazar çok hoşuma gittiyse nickaltına yazar, belki bir şekilde okur da geri döner diye düşünürüm. Hatta bir umut, belki bir gün tekrar yazmaya başlar diye samimi bir özel mesaj bile yollarım. Sanki cevap verse kaybettiğim bir sevdiğim geri gelmiş gibi olacaktır.
    işte takip ettiğim onlarca yazarın çoğu böyle sözlüğü bırakmış yazarlardır. Benim gibi yenilere kıyasla baktığımda onlarda daha ayrı, sanki daha güzel bir tat varmış, fark edebiliyorum.

    http://m.youtube.com/watch?v=ZKuF5ElELgU +
  • yakın zamanda gündeme gelmesi kaçınılmazdır.

    efendim biliyorsunuz köyden şehre göç çılgınlığını. belkide çoğunuz şu an şehir bebesiyseniz böyle oldunuz. işte sizin babalar analar göçerken geri de sadece ihtiyarları bıraktı. o ihtiyarlar artık iş göremez durumda. köyde tarım yok üretim yok. hayvancılık zor iş ona da bulaşan pek yok. zaten kalkıp yurtdışından getiriyoruz onu da artık.

    ee noldu aq? kaçımız kalkıp bi tarlayı çekip çevirecek bilgiye sahibiz? bayramda memlekete gittiğinizde yediğimiz peynirin nasıl yapıldığını kaçımız biliyoruz. herkes yatıp para kazanma peşinde.

    velhasıl dediğim gibi köy işini bilen nesiller yakında duman olacak. çok değil 20 sene sonra köylerdeki evler yazlık olacak.şimdi de var tabi ama bu evler insan olmadığından yazlık durumuna düşecek. tabi berkecanlar kalkıp lütfederse gitmeye o da.

    köy enstitülerinin tekrar kurulup üniversite kazanamamış o büyük şanslıları da öğrenci yapmak lazım gelir. yoksa domatesi elmayı japonyadaki gibi tek tek almak zorunda kalırız.
    elendill
    3 saat önce
    ... 16  :)   :( 
  • en azından beni bu diğerlerini bilemem, keyfimin kahyası mısınız, neyle mutlu olduğumu benden iyi mi bileceksiniz.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1050118/+
  • yanlış tespittir ve genellemedir. hayatında bir kere olacağı kısmı iki taraf için de geçerlidir. düğün masrafları pahalıya geliyorsa, evlenirken her şeyin en pahalısını alıyorsanız, ''arkadaşım şöyle düğün yaptı, kuzenim şöyle evlendi'' mantığı ile hareket eden ve size destek olmayan bir kadınla evleniyorsanız seçiminiz yanlıştır. burada ne evliliğin suçu var ne de kadının. zira evlilik ortak bir hayatı paylaşmaksa bu hayata adım atarken yapılan masraflar da beraber karşılanmalıdır, işte bunu yapacak olan doğru seçimdir. bir kadın ya da bir erkek egosunu tatmin etmek için, rekabet için sırf düşman çatlasın diye evleniyorsa zaten o evliliğin temeli baştan sağlam değildir ve ileriki zamanlarda muhakkak yıkılır. evlilik çocuk oyuncağı değil diye boşuna demiyorlar.
  • ihsan-ı ekmel
    27 Temmuz 2016

    iki sene önce…
    CHP yönetimi demokratik bir yol tercih etti, CHP milletvekillerine, il başkanlarına, belediye başkanlarına “cumhurbaşkanı adayımız kim olsun?” diye soruldu. Ezici çoğunlukla “Yılmaz Büyükerşen” çıktı. CHP genel başkan yardımcıları, Yılmaz Büyükerşen'e ayrı ayrı telefon ettiler, adaylığının kesinleştiğini bildirdiler. 15 haziran günü, CHP'nin tüm belediye başkanları Eskişehir'de buluştu. Tüm medya davet edildi. Kulaklara fısıldandı… Canlı yayında, bizzat Kılıçdaroğlu tarafından Büyükerşen'in cumhurbaşkanı adaylığı açıklanacaktı. Herkes biraraya geldi, tüm televizyonlar aynı anda canlı yayına geçti, nefesler tutuldu… Ve bitti! Aday maday açıklanmadı. En başta CHP'liler, tüm medya şaşkındı. Ne oluyor demeye kalmadı, ertesi sabah Kılıçdaroğlu çıktı, “adayımız Ekmeleddin ihsanoğlu” dedi.
    *
    CHP milletvekilleri, genel başkan yardımcıları bile o saniyede öğrenmişti, o saniyeye kadar kimsenin haberi yoktu.
    *
    Ahali internete koştu… Herkes Google'a girdi, “kim bu Ekmeleddin?” diye aramaya başladı. O an, Türkiye'deki tanınma oranı sadece yüzde 22'ydi. Vatandaşların yüzde 78'i adını bile duymamıştı.
    *
    Memlekette adam kalmamış gibi tee Mısır'dan bulunmuştu. Rum Ortodoks Patriği, Gökçeada doğumlu, Hahambaşı, istanbul doğumlu, Ermeni Patriği, istanbul doğumlu… CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, Kahire doğumluydu!
    *
    Arap kültürüyle yetişmişti. Şeriat denince ilk akla gelen üniversite, El Ezher'de çalışmıştı. Türkiye'ye hayatında ilk defa 27 yaşında gelmişti. 2004'te Akp'nin desteğiyle islam işbirliği Teşkilatı genel sekreteri olmuştu. 2014'te bu görevinden ayrılır ayrılmaz, Türkiye Cumhuriyeti'ne talip olmuştu. Beyaz Saray'da ağırlanan ilk islam işbirliği Teşkilatı başkanıydı, Obama tarafından davet edilmişti, müslüman ülkelerdeki çatışmaları önlemek için “islam ordusu” kurulmasını önermişti, ki, bu islam ordusu aslında ABD projesiydi.
    *
    Babası Mehmet ihsan Efendi, cumhuriyet ilan edilir edilmez Türkiye'den ayrılmış, Mısır'a gitmişti. Mustafa Kemal hakkındaki idam fermanını bizzat kaleme alan, “Mustafa Kemal'in öldürülmesi dini vazifedir” diyen, Vahdettin'in şeyhülislamı Mustafa Sabri'nin en yakın adamıydı. Mustafa Sabri öldüğünde Kahire'de Gafir mezarlığına gömülmüştü, Ekmeleddin ihsanoğlu'nun babası da ölünce, Mustafa Sabri'nin yanına gömülmüştü. Birbirlerini bu kadar seviyorlardı.
    *
    O günkü cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Exeter üniversitesindendi, Ekmeleddin bey de Exeter üniversitesindendi. Ne hoş tesadüftü di mi? ingiltere'nin prestijli kurumuydu, petrol zengini Arap ülkelerinden bol sıfırlı bağışlar alırdı, Arap araştırmaları enstitüsü vardı, Kürt araştırmaları enstitüsü vardı, ingiliz istihbarat servisinin elemanları, Ortadoğu uzmanı olabilmek için burada eğitilirdi.
    *
    Gazetecilere ilk demecini cami kapısında verdi. “Burası bereketli bir cami, Turgut Özal da burada namaz kılardı” dedi.
    *
    Açık açık “CHP'li değilim” diyordu. Demokrat Parti geleneğinden geldiğini söylüyordu. Turgut Özal'ın hayranı olduğunu söylüyordu. Tayyip Erdoğan için “aile dostum” diyordu. CHP'nin adayı konuştukça, CHP'liler kulaklarına inanamıyordu.
    *
    “Ekmek için Ekmeleddin” diye tuhaf bir slogan buldu. Sanırsın, fırıncılar odası başkanlığına adaydı. Peki, kim bulmuştu bu evlere şenlik sloganı? Reklamcı filan yoktu. Ekmeleddin beyin oğulları bulmuştu! Kampanyasını CHP değil, Ekmeleddin beyin oğulları Aziz ve Orhan, kafalarına göre yönetiyordu, basın peşlerinden koşuyor, basına konuşmuyorlardı. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Cumhuriyet Halk Partisi, kim olduklarını bilmediğimiz, tanımadığımız birileri tarafından adeta esir alınmıştı. CHP adına başkaları karar veriyordu.
    *
    Seçim bildirgesini okumaya, besmele ve Fatiha suresiyle başladı.
    *
    Ahireti bile devreye soktu. Adnan Menderes'in Turgut Özal'ın Necmettin Erbakan'ın Bülent Ecevit'in Alparslan Türkeş'in Muhsin Yazıcıoğlu'nun kabirlerini ziyaret etti, dua ederken poz verdi, Menderes'in mezarının başında konuşma yaparken ağladı.
    *
    Yurt gezilerinde en önce türbelere gidiyordu. Hatay'da mesela, Hızır Aleyhisselam türbesine gitti, dua etti, vatandaşları “ehlen ve sehlen” diye Arapça selamladı.
    *
    Güya laikliği tarif etti. “Laiklik demek, lekum diniküm veliyeddin demektir, herkesin dini kendine, bunu cenab-ı Allah söylüyor” dedi. Dinin siyasete alet edilmesinde karşı devrimcilerle yarışıyordu.
    *
    Cemaatin tetikçileri Halk TV ekranına doluşmuştu. “CHP'li olup da Ekmeleddin ihsanoğlu'nu eleştirenler bundan böyle Atatürkçüyüm demesinler” diye racon kesiyorlardı. CHP içinde Ekmeleddin beyin adaylığına itiraz etmek adeta suç haline gelmişti. itiraz edene “CHP düşmanı” deniyordu, “Ekmeleddin beye karşı çıkarak Akp'nin ekmeğine yağ sürüyorsun” deniyordu, susturuluyordu.
    *
    Chp'de Ekmeleddin beyin adaylığını sadece Kemal Kılıçdaroğlu istiyordu… CHP dışında ise, hararetle isteyen biri daha vardı.
    *
    Fethullah Gülen… Seçime beş gün kala Pensilvanya'daki vaazında aynen şunları söylüyordu: “Her halimizde, her tavrımızda, iman-ı ekmel, islam-ı ekmel, ihsan-ı ekmel, ihlas-ı ekmel, rıza-yı ekmel, yakin-i ekmel demeliyiz, hayatımızı bu atkılar arasında dantela gibi işlemeliyiz, düşsek, sürçsek bile, kalktığımızda el ihsan demeliyiz.”
    *
    Ve, aradan iki sene geçti…
    *
    Melih Gökçek cinler tarafından kandırıldığını itiraf etti.
    Bülent Arınç ahmak olduğunu itiraf etti.
    Hazır itiraf sezonu açılmışken…
    Bi itiraf da Kemal Kılıçdaroğlu'ndan bekliyoruz gari.
    *
    Tıpış tıpış açıklayın…
    Mecburettin beyi cumhurbaşkanı adayı yapmanızı kim mecbur etti?

    yılmaz özdil
  • Hayatta en acıklı şey, bir insanın, problemin kendisinden kaynaklandığını görememesidir.

    Gustav Jung
  • Aslında milleti, ırkı, dini ne olursa olsun aile kurmak isteyen kadının kendinden her ödün verişi, ve her fedakarlığı beraber olduğu erkeğinin kendisiyle ebediye dek kalması içindir.

    Ve evlilik aslında ilişkinin ölüm çifti ayırasıya dek süreceğine dair formel bir sözdür.

    Neden önemli? Çünkü basit bir sözü herkes verir.

    Ama o nikah cüzdanı bir cesaret, bir doğruluk göstergesi olarak algılanır.

    Devlet ve yaradan önünde söz verilir, ayrılmak zorlaşır.

    Asıl heves unsuru aslında bir ömrü doğru insanla geçirebilmektir...

    Not: Türkler için biraz da "şimdi sevişirsem ortada kalabilirim, sevişmesem de herifi kaparlar, en iyisi evlenmek" meselesidir...

    Keşke evlilik cinsellikle bu kadar bağdaştırılmasa ülkemde.
  • Bir insan ömrü ile bütün Evrimi çökertebilen vatandaşları gösteren başlık.

    Haha, yahu milyonlarca yıldan bahsedersin, cık der. Evrim birikimdir dersin, cık der. Senin dedigin modifikasyon, aç oku dersin, yine cık der.

    Arkadaşın Kullanılmayan organdan kastı bodybuilding. Her doğan erkek cocugu bu memlekette sunnet ediyorlar. Madem kullanmıyoruz, neden her doğumdan sonra tekrar bu sunnet işine gerek duyuyoruz? Körelsin gitsin?
    Körelmiyor, çünkü sunnet denilen işlem de bir modifikasyon. Tür içinde pek de Artısı olmayan bir durum.

    modifikasyon nedir? Mutasyon nedir? Adaptasyon ve seleksiyon nedir?
    Öncelikle bunların araştırılması gerekiyor. Sonra bu yapı taşları öğrenildikten sonra bir insan ömrü ile evrimin gerçekleşmeyeceğini anlayacaksınız. Kendi yanlışınızı da göreceksiniz.

    "Bilim adamı inkar etmez."
    Hmm. Öncelikle evrim karşıtı bir bilim insanı bile bir canlı ömrü ile Evrimi çürüttüğünü sanan kimseyi ciddiye almaz. Neyse. Burayı geçelim.

    doğal seleksiyon yanlışlanmış.
    Zürafaların boyu neden uzundur? Tür içinde digerlerine göre daha uzun olanlar yemeğe kolay ulaşmış, digerlerine nazaran daha kolay yaşamışlardır. Bu da digerlerine göre daha fazla üreme kabiliyeti demektir. Sırf tek bir zürafa boynunu kullanıyor diye zürafa türünün boynu uzamamıştır. Uzun seneler içinde binlerce nesil sürecek bir şekilde, bu boynu uzun olanlar digerlerine baskın gelmiştir. Sonuç olarak zürafalar boynu uzun bir canlı olarak günümüze ulaşmıştır.

    kullanılmayan organa gelelim. Hmm ornegimiz ne olsun? Nasılsa kabul etmeyip, yine cık cık diyeceksiniz. Lakin olsun. Biz Yine de Can'ım Bilal'e anlatalım.

    Hah kuşlar. Kemiklerinin içi boştur bilir misiniz? Bilmeyebilirsiniz, dert değil. neden boştur? Bu kuşlar kemiklerini kullanmamaktadırlar mı? Hayır, gayet de omurgalı bir canlı olarak kullanmaktadırlar. Fakat yine bir önceki ornekte de olduğu gibi, kuşlar evrimleşirken kemikleri pürüzlü olanlar uçuş konusunda avantajlı konuma geçtiler. Bizimki gibi içi dolu kemiğe sahip olanlar da daha kısa mesafeler uçarak digerlerinin gerisinde kaldılar. Böylece uzun uçabilen kemikli kuşlar gitgide çoğaldı. Daha fazla yem buldular. Daha fazla ürediler. Bu da gitgide içi boş kemiklere sahip kuşları ortaya çıkarttı.

    Hah, dikkat ediniz. Bir kuş çıkıp da benim kemiklerimin içi boş oluversin demedi. Bu çok uzun zaman dilimleri içerisinde rastlantısal olarak gerçekleşti.

    fizik tedavi ornegi de pek güzeldi. Güldüm.

    Evet, Evrimi yalanlayınca bilimi de yalanlamış oluyorsunuz sayın yazar.
    dünya düzdür derseniz de aynı cevabı alacaksınız.
    Bilimsel bir temele karşıt görüş bildiriyorsunuz. Garip.

    edit: şahsim adına bu kadar kafi diye düşünmekteyim. Sizlere iyi eğlenceler.
    Evrimi bol bol yanlışlamalar.
    Bunları birer makale olarak da okumak isteriz.

    Edit2: yazmazsam içimde kalırdı.
    "x canlısı tehlikelerden dolayı daha çok koşuyordu bu yüzden bacak kasları gelişti, y canlısı tehlikelerden ötürü etrafı çok daha fazla gözetliyordu bu yüzden gözleri gelişti, z canlısının habitatında dikenli otlar fazlaydı bu yüzden derisi kalınlaştı" gibi ifadeler geçiyor.
    Nerede geciyor? Adnan Oktar'ın kitaplarında mı? Belki evrim aldatmacası kitabı?

    Bir canlı tehlikeden kaçabiliyorsa bacakları güçlüdür ve kaçamayan ölür. Ölen canlı da üreyemeyeceğine göre kasları daha güçlü olan canlı daha kolay üreyecektir. Bir sonraki avda bu sefer güçlü olan yem olurken, iki kat kuvvetli olan hayatta kalacaktır. Bir birikim halinde, seçilim dolayısı ile evrim gerçekleşir.
    Pff, neyse yahu. Keyfine bak.
    odysseus
    13 saat önce
    ... 4  :)   :(