kapat

yapı kredi play

ipad air 2 kazanmak ve yapı kredi afife tiyatro ödülleri'nde sahnede ödül almak ister misin?

  1. uludağ sözlük

    Saat 00.34
    Normalde format siken malların uyumuş olduğu bir zaman dilimi.
    Malum geçenlerde çaylak arkadaşlar yazar oldular.
    Bu süre zarfı içinde nasıl entry girilmesi gerektiğini, nelerin yazılıp yazılmayacağını, kısacası sözlük formatını az çok aşina oldular.
    Ben mi? Ben hiç çaylak olmadım çünkü hesabı bir dostum verdi.
    Kullanmıyormuş, zaten öylesine açılmış bir hesapmış.
    Her neyse değerli sözlük yazarları, şunu söylemek istiyorum.
    Öncelikle nesil eşittir yaş mantığı ile hareket etmiyorum.
    5. nesil bir arkadaşım 16 yaşında.
    11. nesil 40 yaşında adam da var.
    Şunu söylemek istiyorum ki, çok bariz bir şekilde belli olan bir şey var.
    Ben bu hesabı almadan önce, öylesine girer, rastgele butonuna basar, orda komik bir şeyler filan varsa çıkardım.
    Malum ilk entryler ve başlıklar ilk yazarlardan girilmiş ve açılmış.
    E onlarda bizden daha çok formata uygun yazıyorlar.
    Yani formatı öyle öğrendim ben, silik yiye yiye de bazı şeyleri yapmamaya başladım.
    Her ne ise, şu yeni gelen, yeni yazar olan arkadaşlar.
    Öncelikle yaşınızı değil, akıl yaşınızı çok merak ediyorum.
    Nerede böyle hatalı bir entry, saçma bir başlık görsem, karması 100' ü geçmeyen, entry sayısı 150 bile olmayan yazar arkadaşlar.
    Adam çok rahat bir şekilde "yazma öyle ya :( " diye entry giriyor. Başka ne var mesela, " $imdi yaptığım şeydir" diye bir entry görmüştüm zamanında. Sonra " byle olmsini istmdiginz halde olr" gibi bir şey de okumuştum.
    Yani gördüğünüz üzere, bu zihinsel özürlü arkadaşlar, sözlüğü bir güzel sikiyorlar. Işin garip tarafı, sabah uyandığımda benim silik yiyen 2 entryim var, fakat bu yazmış olduğum entrylerin herhangi biri silinmemiş bile.
    Yani anlamıyorum amaç ne, fakat şu bir gerçek ki, sözlük zıvanadan çıktı.

yılmaz özdil in halka hakaret etmesi
koyunlarca anlaşılması mümkün olmayan yazıdır. koyunca diye bir dil geliştirilmeli.
--
spoiler--
Akp’nin yanlış politikaları sonucunda Türkiye’ye gelen Suriyelilere, şu ana kadar 5.5 milyar dolar harcandı.
Ne demişti Ali Babacan… “Libya’ya 300 milyon dolar yardım gönderdik. 100 milyon dolar 1100 kilogram ediyor, uçak muçak düşer diye hepsini vermedim, 10 milyon dolar gönderdik, 100 kilogram tutuyordu, gerisini burada elden teslim ettik.”
Gazze’nin inşası için yardım toplandı, Türkiye 200 milyon dolar ödedi. Filistin’e yaptığımız toplam yardım 1.5 milyar doları geçti.
Türkiye, şeriatçı Mursi’nin cumhurbaşkanı seçildiği dönemde, Mısır’daki Müslüman Kardeşler’e tiko para 2 milyar dolar verdi.
Türkiye’nin Afrika ülkelerine sadece bir senede dağıttığı para 3.5 milyar doları aştı.
Türkiye, teee ABD’nin Oregon eyaletinde yaşayan Kızılderililere 200 bin dolar gönderdi iyi mi… Washington’a direkt uçuş başlatan Türk Hava Yolları, ilk seferinde, Apaçi, Novajo, Cheyenne ve Mohikan kabilelerinden 17 şefi istanbul’a getirdi, ağırladı, gezdirdi.
Türkiye sırf geçen sene yaptığı 4.5 milyar dolarlık yardımla, ABD ve ingiltere’nin ardından “en çok yardım yapan üçüncü ülke” oldu. Elaleme para saçma konusunda petrol zengini Arap ülkelerine bile tur bindirdik, küresel yardım raporunda “en cömert ülke” seçildik.
Tayyip Erdoğan’a 500 milyon dolara Ak Saray yaptırıldı. 1150 küsur odalı… Klozet maliyeti 600 bin lira. Altın işlemeli bardakların tanesi bin lira. Camları ithal, ABD’den getirildi. Elektrik, su, doğalgaz, bahçe masrafı aylık 21 milyon lira. Senelik temizlik masrafı 104 milyon lira.
250 odalı ilave rezidans yapılacak. Çocukları torunları ata binsin diye manej yapılacak. Taze yumurta yesin diye, bıldırcın kümesi yapıldı.
istanbul’da otursun diye Vahdettin Köşkü tahsis edildi. Dolmabahçe Sarayı’nı Beylerbeyi Sarayı’nı Yıldız Sarayı’nı kullanıyor. Dört tane uçağı vardı, 185 milyon dolara yeni uçak alındı. Savarona’yla geziyor.
Sorma ver parası… Örtülü ödenekten 7 milyar lira harcadı.
Dünyada görmediği yer kalmadı, 95 ülkeye gitti. 315 defa yurtdışı seyahati yaptı. 12 senedir iktidarda, 2.5 senesini yurtdışında geçirdi. Geceliği 20 bin dolarlık otellerde kalıyor, üstüne harcırah alıyor.
Huber Köşkü sanırsın Abdullah Gül’ün babasının malıdır, emekli olduğundan beri orada oturuyor. Fitre 10 lira, diyanet işleri başkanına 1 milyon liraya Mercedes alındı. Devletimizin makam araçları her sene 2 milyar liralık benzin yakıyor. Milletvekillerinin odaları yenilendi, mobilyalara 4 milyon lira harcandı. Ayakkabı kutusunda para, yatak odasında kasalar yakalandı, faiziyle iade edildi. “Adam kim, yiğit kim” denilen Ahmet Kiziroğlu’nun başbakan olmadan önce oturduğu villaya, aylık 46 bin lira kira ödeniyordu.
CHP, emeklilere iki maaş ikramiye vereceğini açıkladı. Aynı Ahmet Kiziroğlu isyan etti. “Kimin cebinden veriyorsun? Nasıl veriyorsun? Nereden bulacaksın bu parayı? Gelecek nesillerin mirasını mı harcayacaksın?” dedi.
Yerden göğe kadar haklı.
--spoiler--
hande yener
ya biz niye yasiyoruz olelim bu nedir ya ? vazgectim dinlemiyorum hadise falan bundan sonra. yeter artik. pislikler.

bir sarkici.
rap şarkılarında yov yov demenin yeri ve önemi
rap şarkılarının olmazsa olmazı "yov yov, yeaaah" bağırtılarının önem derecesidir.

arkada yov yov diyen biri olmasa kimse rap dinlemez.

rap grubuna "yov yov cu" arayan arkadaşlarım vardır benim

abi o olmazsa olmaz diyolardı o derece önemli.
soner yalçın ın ülkücülere verdiği efsane ayar
ıslatıp ıslatıp geçirdiği ayardır;

--
spoiler--

türk bayrağı'nın yakılmasını, göklerden/direklerden indirilmesini protesto ettin mi?
hayır!..
türk kimliğinin-kavramının anayasa’dan çıkarılmak istenmesini protesto ettin mi?
hayır!..
devlet nişanından, devlet kurumlarından türkiye cumhuriyeti ibaresi kaldırılmasını protesto ettin mi?
hayır!..
andımızın kaldırılmasını protesto ettin mi?
hayır!..
atatürk heykellerinin parçalanmasını protesto ettin mi?
hayır!..
23 nisan, 19 mayıs milli bayramlarının kaldırılmasını protesto ettin mi?
hayır!..
bu ülkenin parsel parsel özelleştirme adı altında satılmasını protesto ettin mi?
hayır!..
soma katliamını protesto ettin mi?
hayır!..
doğa katliamlarını protesto ettin mi?
hayır!..
kaçak sarayı protesto ettin mi?
hayır!..
kuzey ırak'ta türkmenlerin katledilmesini protesto ettin mi?
hayır!..
süleyman şah türbesi’nden kaçılmasını protesto ettin mi?
hayır!..
ülkenin parçalanma projelerini protesto ettin mi?
hayır!..
peki neyi protesto ettin?
sadece… bu ülkenin yüz akı sanatçısı bedri baykam'ı protesto ettin..!
beyoğlu piramid sanat galerisi’nde almanya, fransa, japonya ve abd'den sanatçıların eserlerinin de yer aldığı "çırılçıplak" başlıklı sergiyi "ahlaki değerlere" aykırı bulup taksim'e sokağa çıktın!
"bizler; türk milliyetçileri, türk islam ülkücüleri, türk milletinin ahlak değerleri ile ters düşen ve sanat adı altında perdelenmek istenen bu çirkin sergiyi kabul edemeyiz."
demek:
türk kavramının yok edilmesi, türk bayrağının yakılması, atatürk heykelinin parçalanması, andımız'ın- ulusal bayramlarımızın kaldırılması, "ahlaki değerlere" uygunmuş ki sesin çıkmadı!..
ey benim mhp'li kardeşim...
türklüğü sadece "bacak arasına" indirgediğinin farkında değil misin!..
bak sana ne anlatacağım..?

kimin ahlakı?

bu yazacaklarımı mhp'nin "parti okulu"nda bulamazsın.
unutturdular sana çünkü...
gagavuz türk'ü, hıristiyan'dır.
yunanistan'daki karaman türk'ü de, hıristiyan'dır.
karaim ya da hazar türk'ü, yahudi'dir…
altaylar, tengrici'dir.
saha-yakut türkleri şaman'dır.
uygur türk'ünün kimi budist'tir.
azeri türk'ü ya da iran türk'ü şii'dir.
anadolu türkmen'i alevi'dir.
ne sandın?
"türk milliyetçisi" denilince aklına sadece müslüman sünni mi geliyor?
"türk milliyetçiyiz" diyerek kimin ahlakını kime dayatıyorsun?
bak kardeşim!
dünyada ilk "türk derneği", macaristan-budapeşte’de 1908 yılında açıldı. üniversitelerde ilk türkoloji kürsüsü 1870 yılında budapeşte'de kuruldu.
macar türklerini bilir misin? turan fikrinin nereden doğduğunu sanıyorsun?
bugün...sadece devlet bahçeli'yi bilmekle olmaz gabor vona'yı da bileceksin!
hâlâ necip fazıl mı okuyorsun; oysa attila jozsef'i okumalısın!
hadi yusuf akçura'yı, sultan galiyev'i bildiğini düşüneyim; turar rıskulov'u ya da ethem nejat'ı bilir misin?
sahiden "sağ" nedir, "sol" nedir hiç kafa yordun mu?
tarihindeki türk milliyetçi hareketler sömürgeciliğe karşı çıkarken, senin neoliberalizme/ vahşi kapatilizme karşı neden hiç sesin çıkmıyor?
evet sen kardeşim!..
"türk milliyetçileri" adını kullanarak kimin ahlakını dayatıyorsun?
kızma bana…
bak sana bir türk efsanesini hatırlatayım.

aytmatov uyarısı

cengiz aytmatov'u bilirsin.
kırgız türk'ü...
türk birliğinin yılmaz savunucusu.
dünya edebiyatına armağan ettiğimiz lenin ödüllü usta bir kalem...
1980 yılında yazdığı bir romanı var: "gün olur asra bedel"
okudun mu? kişinin, öz köküne yabancılaşmasını anlatır. bunu türk "mankurt efsanesi"ne dayandırır. şöyle....
juan-juan adlı barbar bir toplum, tutsak ettiği kişileri işe yarar köleler haline getirmek için belleklerini silerek "mankurt" haline getirirmiş..!
bir insanı "mankurt" yapmak istediklerinde bak ne yaparlar:
- tutsak kişinin saçları iyice kazınıyor,
- kafasına devenin boyun derisi gerdirilerek geçiriliyor,
- tutsak başını yerlere vurmasın diye bir kütüğe bağlanıyor,
- yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları bağlı olarak ıssız bir yerde sıcak güneş altında dört beş gün aç susuz bırakılıyor,
- sıcağın etkisiyle deve derisi büzülüyor ve bir mengene gibi kafayı sıkıştırıyor,
- deve derisinin artık kafa derisiyle bütünleşmeye başlamasıyla kazınan saçlar yeniden uzamaya başlıyor,
- fakat, deri kafaya o kadar yapışıyor ki, zaten sert olan deve derisi sıcağın etkisiyle iyice sertleşiyor ve uzayan saçlar deriyi delip uzamasına devam edemiyor,
- bu nedenle saçlar kafanın dışı yönünde değil, içine doğru uzamaya başlıyor,
- sıcaktan büzüşen deve derisinin kafatasına yaptığı baskı ve kafanın içinde ters yönde uzayan saçların kafatasını delip, beyne doğru ilerlemesiyle tutsak büyük acılar çekiyor,
- beşinci günün sonunda tutsakların çoğu ölüyor,
- sağ kalan tutsak zamanla kendine geliyor; yiyip içerek gücünü toparlıyor.
- ama o artık bir insan değildir; ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan "mankurt" olmuştur. artık hafızası yoktur…
kim olduğunu, hangi soydan geldiğini, anasını, babasını ve çocukluğunu bilmez hale geliyor.
düşünememektedir...
insan olduğunun farkında değildir. ağzı vardır, dili yoktur; kaçmayı dahi düşünmeyen, hiçbir tehlike arz etmeyen bir köledir sadece.
bilinci, benliği olmadığı için, sadece efendisine boyun eğen bir köle...
evet… mankurt, için önemli olan tek şey efendisinin emirlerini yerine getirmektir...
hikaye budur...
akıl yoksunluğunu ifade eden "mankurtlaşma" artık bir kavram olarak kullanılmaktadır.
anadolu'da "mankafa" derler!..
kimbilir...
belki de...
cengiz aytmatov "bozkurtları" uyarmak istemektedir…
anlayana...
bir kardeş mektubudur...

--spoiler--

çok büyük geçmiş olsun ülkücülere. isteyene merhem satılır.
h1n1
iki gündür yatıran ve sebzeye çeviren virüs.

işin enteresanı; bu meret bulaşıcı değil mi arkadaşım? Yoksa medya mı çok abartıyor. Gerçi bence medya çok abartıyor ölüm falan haber niteliği var dene olsa. Ne yapacak gökçek arınç mı tartıştıracak aylarca...

Doktor demiş "Gripsin, salgından etkilenmişsin. Sana bugün ayağa kalkman için bir serum vereceğim biraz uykunu getirebilir ama en azından ayağa kalkabileceksin. yarın şu şu şu ilaçları kullan tahlilde de çabuk iyileşmeni engelleyecek bir durum görünmüyor. ben bu ana kadar hastanede elimi kolumu sallaya sallaya gezdim hapşurdum(mendille kapattım merak etme) ne bileyim başka bir odaya neyim al en azından neyse sonra dedim zaten burası türkiye ne bekliyorsun. Tamam güzel serumu da verdiniz uzanıyorum iyi hoş; neden önümdeki televizyonda "Domuz Gribinden bu sene 33 kişi öldü" haberi dönüyor bir saattir.

aslında rakam normal gripten yıl içinde binlercesi ölüyor dünya'da da neden hastane televizyonunda bu dönüyor. göt korkusuna her tedaviye he diyelim diye mi? bence mantıklı.

saçmaladım ama hasta hali he deyin geçin. sebzeye dönmüşüm zaten.
günaydın sözlüğümün güzel insanları
Günaydın sözlük. .

Sabah sırf 10 dakika evden geç çıktığım için kendime küfrederken, öyle bir şey gördüm ki 'buna da şükür' dedim.

http://galeri.uludagsozluk.com/r/753061/+

olm yazık lan, bırakın da gitsin amk.
eski sevgilinin başkasıyla sevişiyor olması
unutmayı bilmeyen bir kalbe sahip insanların geceleri aklından malesef çıkamayan acı gerçek.
hani bu böyle kolayca söyleniyorya.. "onun başkasıyla..." diye.. aslında düşünmesi o kadar kolay değil. daha doğrusu düşünmemesi, akla gelenleri kovması, durup durup göz önüne gelen sahneleri savuşturması.. insan nelerle kendini oyalayacağını şaşırıyor.

ve bu çok bayağı bir cümle. asıl olan sevişmek de değil. iş, başkasının gözlerine bakabildiği anda bitiyor zaten. dokunabilmek ise ayrı bir hadise. ya gözünü başkasının yanında açması? ya sığındığın o göğsün başkasıyla dolu olması? peki dizinde uyuttuğun başın saçlarını başkasının okşaması? akla düşünce insanın içi bir anda nefretle doluyor. alev alev bir nefret hem de. ve her yeri yakabilecek, ellerinle ikisini de ince ince, zerrelerine kadar parçalayabilecek gücün varmış hissi. ardından midede bir bulantı. omuzlardan inen şubat soğuğu. ve boğaza sıkışan koca bir taşın ağrısı. dilin ucunda ise tutması zor uzun uzun küfürler. yüreği zaten sormayın ne hallerde. hepsi ve daha fazlasının saniyeler içinde yaşanması da güçlerinin kanıtı. hızlıca kendini başka bir şeye yönelttiğinde bile o kısa zamanda yapacağını yapıyor bünyeye. ki bir de devam etse o hal, kimbilir ne hale düşer insan. bunları tarif ederken bile basitleşiyor gibi malesef. bu yüzden kifayetsiz tariflere bunları yüklemeye çalışmak mantıksız. yoksa inanın yarın bu saate kadar hiç durmadan her zerremin taşıdığı hali yazabilirim. hatta daha fazla. zira içim o kadar dolmuş ki verdiğim nefesle bile birikenler çıkmaya çalışıyor.

herneyse. çok kurcalamamak lazım. zira böyle şeyler düşünüldükçe yenilmez. düşündüğün an düşersin. düşünmemek için de durmamak gerek. yani:

durduğun an düşünürsün, düşündüğün an düşersin, düştüğün an ise yenilirsin. durma.
1 yıllık ilişkinin erkeğe maliyeti en az 10000 tl
günlüğü 27 lira 40 kuruştan seks yapmaktır. su, sabun, ısıtma giderleri hariç. daha ucuza gelsin diyorsan (bkz: harun abi)
iz bırakan film cümleleri
insanlar büyüdükçe hayalleri küçülür mü baba? (bkz: Babam ve Oğlum)
Acı olmasaydı, tatlı hiç bu kadar tatlı olmazdı. (bkz: grease)
Öldürme yetkisine sahip olup da öldürmüyorsan, güçlüsündür. (bkz: Schindler s List)
Bilinç; korkunç bir lanettir. Düşünürsün, hissedersin, acı çekersin. (bkz: Being John Malkovich)
Uzunca süre maske takarsan, altındaki kişiliği de unutursun. (bkz: V for Vendetta)
iki insana birbirlerine aşık olduklarını söylersen, olurlar. (bkz: Amelie)
En zengin insan, en güçlü arkadaşlara sahip olan insandır. (bkz: The Godfather)
Kaybedecek bir şeyinin kalmaması, özgürlük galiba. (bkz: Kaybedenler Kulübü)
Günün birinde bu acıları hiç yaşamamış olmak adına, sevdiğin kişinin hiç varolmamış olmasını dilersin. (bkz: Batman Begins)
ben senin hayatının bir bölümünde yer aldım ama sen benim hayatımın tamamıydın holly.
(bkz: p s i love you)
yatağa getirilen kahvaltı saçmalığı
Hiçbir mantığı olmayan eylem. Sabah sabah daha gözümü yeni açmışım önce bi yüzümü yıkayayım değil mi? ayrıca hiç konforlu bir şey de değil. Madem böyle bir niyetin var hazırla güzel abim masaya. Oturalım karşılıklı yapalım kahvaltımızı, içelim çayımızı. yatakta iki büklüm, yumuşak zeminde sürekli sallanan bir tepside kahvaltı yapmak zorunda kalmak romantiklikse ben hiçbir şeyden anlamıyorum demek ki.