3
  • gördüğüm en aptalca başlıklar listesine kafadan giriş yapmış saçmalıktır. oğlum şakasına değil bende üzüldüm dün akşamki skora ve elenmeye lakin bu nedir ya maç muhabbeti üzerinden vatan hainliği nedir amk.

    adamlar göz göre göre ülkeyi satıyor vatan haini demiyorsunuz maç muhabbetinden hain yaratıyorsunuz. ihaneti desteklemek içinde 6 gol ile yenililen maçın hakemi ile ivan bebek denen gavat için yazılanları bir tutuyorsunuz..

    yazmak istemiyorum ancak harbiden madde kullanan kafalardan çıkabilir ancak bunlar kusura bakmayın. başkasının üzüntüsünden mutlu olan ne kadar kansız ise üzüntüsü var diye başkalarına saranlarda aynıdır hiç farkı yok..
  • şimdiki gibi yalancı kansızların fazla olmadığı türkiyedir. yalakalık bu boyutlarda değildir misal..

    tecavüz olayları bu kadar sık değildi. çünkü devlet iyi veya kötü tecavüzcüye cezasını verirdi. devlet yeterli cezayı veremese bile içeride gereken cezanın verilmesine fazlaca ses etmezdi. şimdiki gibi tecavüzcülere sponsor olunmazdı yani "siz tecavüz edin evlendirmesi bizden" şeklinde.. hırsızlık bu ülkenin siyasi tarihinde her zaman vardı ancak çark böylesine devasa değildi misal. ülkenin en tepesindeki adam oğulları ile kızı ile karısı ile beraber ayrı ayrı soymazlardı en fazla akrabalarına bir kaç ihale falan verilirdi tüm ihalelerden komisyon alınmazdı aile tarafından.. eğitim sistemi bu kadar tertipli görünümlü değildi kabul ancak okullarda böylesine propaganda yapılmazdı. yukarıdaki çomarın dediği gibi hastanelerde saat 5 de sıra beklenmezdi mesela zira hastanelerin bahçesine bile girmek zordur o saatlerde. eskiden nasılsa şimdide öyle bu çomarların hastanelere yolu çok düşmüyor sanırım düşüyorsa bile yalan söylemekten geri kalmıyorlar gene sıra var gene sıra var. ve hala ilgi alaka yok doktorlar kapı duvar derdini anlatmak bir dert çareyi bulmak ayrı bir dert..

    en önemlisi en başta söylediğim bu kadar çok kansız yoktu ondan önce. bu çomar dediğimiz kesim ruhunu bile paraya satıyor işte bu rte nin ülkeye yaptığı en büyük kötülüklerden bir tanesi bu. böyle ağır koyun bir nesil geldi bunların para sevdaları yüzünden. bugün "oy"unu satan kalemini satan yarın ülkesini de satar..
  • "bireysel olarak bazı kişilerin suçları olabilir" e kadar gelmiş olan hırsızlıkların itirafı niteliğindeki mevzudur. bireysel diyor çomar ulan parti içerisinde adı yolsuzluk ile anılmayan 1 tane kişi kalmamış ki. siyasileri geçtim çocukları karıları torunları bile hırsızlık ile anılıyor..

    bu şuna benziyor misal iki takım maç yapıyor stadyum içerisinde 40 bin taraftar var. bunların 35 bin tanesi sahaya inip rakip futbolcuları öldürüyor sonra kulüp çıkıp açıklama yapıyor "bir kaç bireysel olayı tüm kulübe mal edemessiniz" diye. bu kadar gerizekalılık bu ülkeye bile fazla amk hala bireysel bir kaç olay diyorlar çomar *
  • Bu geceden...

    Erdal tosun masada. Yüzünün sol tarafında derin bir yara var. izbe, karanlık, duvarlarındaki boyalar dökülmüş pislik içinde bir odadayız. Kullanılmayan eski bir ofis olabilir. Bana bir şeyler anlatıyor. Önceki söylediklerini seçemiyorum ama kendime gelip ona kulak verdiğim anlardakilerin bazıları net aklımda.

    Bir liste hazırlamış. Çantamı hazırlamamı ve Yanıma almam gerekenleri söylüyor:

    "...bir paket tuz ruhu, üç parça gömlek düğmesi, en sevdiğin bere, birkaç boş şişe, sayfaları yırtılmış çizgi romanların, kopuk gitar teli, bileklik, iki yastık, sağ alt köpek dişin, içi dolu defter, patik, oyuncak ayı, yarısı kesilmiş seccade, yara kabukları, çay bardağı, eğri bir bıçak, gözyaşını sildiğin bir mendil, çilekli milkshake, bir kutu ekler ve alabildiğin kadar su..."

    Söylediklerine anlam vermeye çalışıyorum, neden orada olduğumun farkında bile değilim. Kapı aniden açılıyor. Kardeşi gürdal tosun tombalak kılığında içeri giriyor:

    "listeyi verdiysen bir an evvel hazırlansın da gidelim abi..."

    Nereye diyorum? Erdal tosun cevap veriyor:

    "diğer tarafa, seni bekliyoruz..."

    "Diğer taraf?"

    "Zamanı gelince göreceksin neresi olduğunu."

    Kapıyı kapatıp odada beni yalnız bıraktıkları an karanlığa gömülüp birden uyanıyorum.

    Hakkımda hayırlısı...
  • "Bir kız olarak beni rahatsız ediyor" ney yahu? Bu nasıl bir ego, nasıl bir karar mekanizması?

    Ben de kızım, rahatsızlığı geç çok kızım, ay bildiğin kızım. Nasıl kızım ama.
    Terbiyeli falanımda bir kız olarak, bayılırım milletin açığını bulup abanmaya,çünkü kızım.
    Hele onun yanlışından kendime doğru çıkarır bir de yücelirim.. sahi demiştim değil mi? Kızım.

    Edit: yapmayın annem, başkası kötü olunca siz daha iyi kalmıyorsunuz. Sizin yerinizde bir oynama olmuyor.
    Beğenmez eleştirirsin bak ona tamamımm ama yok kalça yok meta. Girme o topa girme işte. Yahu sana ne?

    Tanım: bir bacı.
  • 2008 ingiltere/amerika ortak yapımı 115 dakikalık biyografi/dram/tarih filmi, 6.7 imdb puanına sahip. 35 milyon bütçe ile çekilmiş, 9 milyon civarı zarar etmiştir. Kadrosu yıldız isimlerle dolu : natalie portman, scarlett johansson, jim sturgess, eddie redmayne, benedict cumberbatch, eric bana.

    --spoiler var yaklaşma--
    Eskiden birkaç kez izlediğim, kitabındaki çoğu olaya yer vermemiş ortalama bir film.
    Yalnız william carey kadar gavatını görmedim, norfolk ve sir thomasa girmiyorum bile. William.c ile mary'nin halvet gecesi çok komikti, benedict tam bir hödüğü canlandırmıştır * sonunda mary, tam bir efendi olan williamı(stafford olanı) buldu, çok delikanlı adamdı.
    Suç anne/mary de değildi, asılması gereken kızların dayısı, babası ve kral zibidisiydi. Afedersiniz, Herif bütün gün sarayda kimi siksem diye dolaşıp duruyor. kem gözlü tipsiz jane parker yüzünden, olan benim sevgi pıtırcığım george'a(jim sturgess) oldu. Aslında kitapta pek pıtırcık değil kendisi, kardeşi anne ile işi pişirip çocuk peydahlıyor fakat çocuk ucube olarak doğuyor. Filmde anne, goerge'a girişmeye çalışıyor sonra kıyamıyor. Gel buraya ablasının kuzusu diyerekten sarılıp ağlaşıyor http://galeri.uludagsozluk.com/r/1265484/+
    --kitap/film karışık spoiler--
  • teknik olarak -41 derecede kaynar suyun havada donması mümkündür.

    sibiyada -40 öyle çok ender raslanan bir durum değil yani bu durumda havaya kaynar su atarsak yere düşene kadar donacaktır fakat burada suyun kaynar olması (100 derece olması) önemli bir ayrıntı, soğun ısınmasının daha kolay olduğu gibi sıcağın soğuması da daha kolaydır, insanın normal vücut sıcaklığı 37 derece olduğu ve sibiya soğunda daha da aşağıya düşeceğini düşünürsek pek mümkün değildir.

    fakat diyelim ki daha soğuk bir havada 37 derece olan bir insan işiyor bu seferde idrarın içindeki amonyak ve tuz söz konusu idrarın donmasını zorlaştıracaktır.

    yani buzul çağında falan olduysa olmuştur, onun haricinde zannetmiyorum.
  • Hiçbir suretle çocukluğumdan beri ilgimi çekmemiş dünyadır. Daima hayal dünyamda yaşadım. Beni gerçek dünyaya ittiler ama ben ayaklarımı sürüdüm. Her halükarda öleceksek hayal dünyasında yaşamayı tercih ederim. Asla samimiyetsiz bahaneler türetmediğim bir yer.

    Sanırım etrafımda bu halimden hoşlanmayanlar var ama ilgimi çekmiyorlar.

    Tek kötü yanı hayal dünyasında büyüttüğünüz insanın gün gelip bir hiç olduğunu anladığınız anki o hayal kırıklığı. O da zamanla geçiyor. Herkes kendi değeriyle var olur, hayal dünyasında da gerçek dünyada da ortak olan şeylerden birisi budur; değersiz insanlar zamanla yok olur.
  • Uyuyan pıtırcık yazarlara küfretmek istemezdim ama yine öyle oldu sanırım.

    "yastık değil, kafa rahat olacak. döşek değil, vicdan rahat olacak. ve insan; yorgana değil, huzura sarılıp uyuyacak.."
    tuncel kurtiz

    Neyse, Hadi biz de mutluymuş gibi yapıp uyuyalım. yarın iş güç var, saat geç oldu aq.
  • madem eskileri konuşmayalım, son 4 senedir şampiyonlar ligine galatasaray gidiyordu. ikisinde gruplardan çıktı(birinde real madridle aynı grupta olup juventus'u yolladı, birinde çeyrek final) ikisinde çıkamadı.

    şampiyonlar liginde türk takımları gruplardan 6 defa çıkmış, beşi galatasaray biri fenerbahçe.

    ee sizin neyiniz var da konuşuyorsunuz ben anlamadım.
    latte
    10 saat önce
    ... 7  :)  3  :(