bugün
- beyazsemsiyeliyabanci43
- sözlükte erkekleri istemiyoruz8
- yorgun mermi26
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- gammazlama yapmamak13
- aşık olmak9
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz10
- aziz yıldırım11
- haysenin1212
- kızının düğününde oynayan baba5
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- satranç haram yasaklansın7
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- sözlükteki deliler3
- gina carano13
- güzel ayaklı bir kızla evlenebilirim4
- diamond bosphorus'un tüm sözlüğe yürümesi6
- ölüm4
- bu köyden olsam ne olacak8
- rahmi koç3
- kabalcı3
- arda güler6
- onu seviyor muyum yoksa silkmek mi istiyorum2
- vurdurmayan sözlük yazarları3
- togg'a lpg taktırmak2
- einstein'ın karısı2
- yapay zeka moderatörü15
- doktorlara saygının kalmamasının temel nedenleri7
- çağrı isimli yazar4
- sözlüğe messi trasfer olmuş5
- sözlükteki vatan hainleri4
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır3
- en gey özelliğiniz15
- para amaç değil araçtır2
- yaz geceleri4
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- anın görüntüsü21
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar7
- diamond bosphoruss denen yazar7
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- omurgasız tekerlek5
- hatırlanan en eski reklam sloganı5
- katatespizartmasi15
- rte tanrı değildir2
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- hallelujah2
- azınlık için çoğunluğu görmezden gelmek2
- sözlüğün kırbacı8
- buddy dude17
- uysaljakoben31
entry'ler (34)
sıla
şarkıcı olan hani
hiç de sevmem gerçi.
şarkıcı olan hani
hiç de sevmem gerçi.
eğlenceli olan eylem. bilimsel açıdan yıldız ve gezegenlerin insan özellikleri üstünde belirli bir etkisi olmasa da kişileri kategorize etmeyi seven bünyeye keyif katar.
ya o değil de
bence oğlak burcu erkeği diye bir şey var...
ya o değil de
bence oğlak burcu erkeği diye bir şey var...
bu şehirdeki ve okuldaki son yılım. eylüldeki hüznüm yerini mutluluğa bıraktı çünkü her şey yanlış gidiyor ve işte tam da bu yüzden gideceğimi bilmek beni rahatlatıyor. ve aynı sebepten dolayı kimseye karşı çekingenliğim yok, hatta artırıyorum ve hoşlandığım kişiye mesaj atmayı planlıyorum. sanırım bu 10. konuşma başlatma çabam olacak. olsun. tek taraflı hoşlantılar da güzel. eğer gideceğini biliyorsan ciddi ciddi düşünmeye de gerek yok,istediğin gibi konuş. hatta üstümde rahatlatıcı bir etkisi de var bunu bilmenin. garip ama öyle. maksat içimizde bir şeyler kalmasın.
dün erkek arkadaşlarımla konuşurken söylediğim sıradan bir espriye verdikleri o büyük kahkahalar sırasında çıkagelmen ve onların güldüğü kişinin ben olduğunu görünce aniden kantinden çıkıp gitmenden, sinirden deliye dönmenden sonra anladım sanırım. ama gene de aklım almıyor, bu mesafeler seni rahatsız etmiyor mu? tek kelime bile etmedin, bu kadar mı zor yüzüme bakıp bir selam vermek? kocaman bir sene geçti ve senin tek yaptığın uzaktan beni izlemek, yanına gelince beni görmezden gelmek. yoruldum, seni anlamaya çalışmaktan. her gece "umursamıyor" diye kahrolmaktan. sana dair umutlarımın tükenmemesinden de, bu duygulardan da yoruldum. gel de bitsin artık. tek bir adım be adam, ben sana on adım atmışım, tek bir adım bunun yanında ne ki?
yanımda olmak istediğini göremiyorum mu sanıyorsun? her şeyin farkındayım. sadece tek bir adım at. her şey rayına oturacak.
yanımda olmak istediğini göremiyorum mu sanıyorsun? her şeyin farkındayım. sadece tek bir adım at. her şey rayına oturacak.
astrofiziktir, kuantum fiziğidir efendim.
theglobalist: kuzenim sevgilisinden bahsediyor bana şu an, çok romantik felan.
arkadaş: e sen de paralel evrenlerden, galaksilerden felan bahsedersin.
ve mavi ekran verilir.
not: bu entry 2 konu baz alınarak yazılmıştır.
theglobalist: kuzenim sevgilisinden bahsediyor bana şu an, çok romantik felan.
arkadaş: e sen de paralel evrenlerden, galaksilerden felan bahsedersin.
ve mavi ekran verilir.
not: bu entry 2 konu baz alınarak yazılmıştır.
yalnızsın, tek başına bilmediğin bir ülkenin bilmediğin bir şehrindesin, yanında kimse yok, hayatı karış karış geziyorsun plansız programsız...bazen barınacak yer bulamayıp parklarda uyumak zorunda kalıyorsun, bazen paran yetmiyor basit işlerde çalışıyorsun. o şehir benim bu şehir senin geziyorsun, insanlarla tanışıyorsun; onların hikayelerini dinliyorsun. ülkenden kilometrelerce uzakta kendinle baş başasın. bazen bazı insanlarla yolun kesişiyor, asla unutmayacağın birer anı olarak yazılıyorlar hikayene. bazen memleketinde asla karşılaşamayacağın olayların içinde yer alıyorsun... yaşıyorsun kısacası, tamamen. ve kendine yetebilmeyi öğreniyorsun, hiçbir amacın ve beklentin olmadan. tek yaptığın yaşamı keşfetmek. ve her hücrende özgürlüğü hissediyorsun...
bu aralar kendi başıma öğrenmeye çalıştığım dil. italyayı seven bünyenin hoşuna gidecek dildir, öğrenmesi de sanıyorum ki çoğu dile nazaran daha kolaydır.
eagles- one of these nights.
yüce tanrımız poseidon yarattı. ne kadar kafir kokan bi soru bu?
doğru olan önerme, ha çekilse de izleyecek insan sayısı iki elin parmaklarını geçmez zaten.
yeni eğitim öğretim yılının başlamasına sadece 2 gün kalmışken hakkında bir iki kelam etmek istediğim kurum, eğitim verilen yer.
kendimi bildim bileli okulu seven bir öğrenciyim, öyle aman aman bir çalışkanlığım da olmamasına rağmen her daim okula gitmeyi sevdim ve hala da seviyorum. yalnız bu demek değil ki sistem doğru, her şey düzgün işliyor.
sorun şu ki ben de dahil olmak üzere çoğu öğrenci sayısala yönlendiriliyor, farklı alanlara olan ilgimiz ve yeteneğimiz hiç sayılıyor. dile olan yatkınlığım ve yeteneğime rağmen dil bölümü seçmedim çünkü sayısalın iş imkanları çoktu, iyi de bir puan alırsam güzel bir mühendislik ya da tıp eğitimi alabilirdim. çünkü en önemli bölümler bu bölümlerdi, en zeki öğrenciler bu bölümleri seçmişti; öyle ki tıpa/ itü-odtü gibi iyi mühendislik eğitimi veren bir okula yerleşebilmek için hayatımın en az iki-üç senesini masa başında test kitaplarıyla boğuşarak geçirmeliydim. neden? çünkü benden öncekiler böyle yapmıştı, çünkü kendimi daha da çok zorlanacağım bir eğitim hayatına hazırlıyordum, çünkü böyleydi işte.
evet, oldukça stresliyim. ve kafam çok karışık. daha ne istediğimi ben bile bilmeden sevgili okulum bana sayısal ağırlıklı seçmeli ders listesi veriyor, hepimiz sayısalda başarılı olmak için kasıyoruz ve ''hepimiz tıp istiyoruz''.
ne diyorduk? deli gibi kasıp, birbirimizi geçmek adına über dershanelere/ kurslara/özel derslere başvuracağımız bu eğitim öğretim yılında benimle aynı durumda olan herkese başarılı bir yıl dilerim.
kendimi bildim bileli okulu seven bir öğrenciyim, öyle aman aman bir çalışkanlığım da olmamasına rağmen her daim okula gitmeyi sevdim ve hala da seviyorum. yalnız bu demek değil ki sistem doğru, her şey düzgün işliyor.
sorun şu ki ben de dahil olmak üzere çoğu öğrenci sayısala yönlendiriliyor, farklı alanlara olan ilgimiz ve yeteneğimiz hiç sayılıyor. dile olan yatkınlığım ve yeteneğime rağmen dil bölümü seçmedim çünkü sayısalın iş imkanları çoktu, iyi de bir puan alırsam güzel bir mühendislik ya da tıp eğitimi alabilirdim. çünkü en önemli bölümler bu bölümlerdi, en zeki öğrenciler bu bölümleri seçmişti; öyle ki tıpa/ itü-odtü gibi iyi mühendislik eğitimi veren bir okula yerleşebilmek için hayatımın en az iki-üç senesini masa başında test kitaplarıyla boğuşarak geçirmeliydim. neden? çünkü benden öncekiler böyle yapmıştı, çünkü kendimi daha da çok zorlanacağım bir eğitim hayatına hazırlıyordum, çünkü böyleydi işte.
evet, oldukça stresliyim. ve kafam çok karışık. daha ne istediğimi ben bile bilmeden sevgili okulum bana sayısal ağırlıklı seçmeli ders listesi veriyor, hepimiz sayısalda başarılı olmak için kasıyoruz ve ''hepimiz tıp istiyoruz''.
ne diyorduk? deli gibi kasıp, birbirimizi geçmek adına über dershanelere/ kurslara/özel derslere başvuracağımız bu eğitim öğretim yılında benimle aynı durumda olan herkese başarılı bir yıl dilerim.
her bayramda olduğu gibi ortaya çıkan o cümbüş, insanlar, kalabalık aile ziyaretleri ve tabii ki de bol bol et yemek. benim aklıma bunlar geliyor gelmesine de o büyük aile ve akraba ortamının içinde olmayınca tadı da çıkmıyor bu bayramların be sözlük.
judas priest-living after midnight.
benimdir. saçma sapan şeylere para harcayacağıma kitabımı alıp okur yanında kahvemi içerim, oh mis.
teoride mümkün, pratikte mümkün olmayan şey.
not: günümüz koşullarında.
not: günümüz koşullarında.
evde gözler yarı kapalı şekilde gezmek ve önünden geçilen her odaya dalmak, aile üyelerinin yaptığı işlere karışmak, o da kısa sürünce mutfağı toparlamak, ardından balkona çıkıp dinleniyormuş gibi yapmak. ders çalışmam mı sözlük, 2 saattir tek yaptığım şey (!).
genellikle bedava yemek için yaptığım eylem.
nickimin geldiği yer, muse'un drones albümündeki mükemmel şarkısı.
mutsuzluğun boyutuna göre değişir. eğer senin mutsuzluk sebebin istediğin bir şeye sahip olamama ya da bazı şeylerden istediğin sonucu alamama gibi şeyler ise ve sen de mutsuzluklarını büyüten birisi değilsen birkaç sihirli işlem (yazarlar bayağı çözüm yazmış zaten) seni mutsuzluktan kurtarır. ama senin sıkıntın kendine dairse, kendini ciddi anlamda değersiz ve gereksiz hissediyorsan, varoluşsal sıkıntı çekiyorsan ve bir böcekten farkın olmadığını, önünde sonunda yitip gideceğini ve arkanda senin için üzülen birkaç insandan başka şey bırakmayacağını düşünüyorsan, takıma hoş geldin. kendine bir an önce seni heyecanlandıran bir amaç bul, buna gerçekten çok ihtiyacın var çünkü. kendini bir şeylere ada, uğruna kafa/beden yoracağın bir şeylerin olsun. tutkularını bul, seni bu hayata sıkı sıkı bağlayacak ve varoluşunu sana sürekli hatırlatmayacak... insan ömrü dediğin 70 yıla felan tekabül ediyor yahu, silkelen hemen! hepimiz ölüp gideceğiz, hepimiz aynı yoldayız ve hayat bunlara kafa yormak için çok kısa. seni her halükarda mutlu edecek ve heyecanlandıracak uğraşların olsun ki, değerini gör, değerini öğren ve kendini keşfet.
