bugün
- beyazsemsiyeliyabanci43
- gammazlama yapmamak13
- sözlükte erkekleri istemiyoruz6
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz10
- yorgun mermi25
- aziz yıldırım10
- satranç haram yasaklansın7
- çağrı isimli yazar5
- diamond bosphorus'un tüm sözlüğe yürümesi6
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- haysenin1212
- güzel ayaklı bir kızla evlenebilirim2
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- aylık 336 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- sözlükteki vatan hainleri4
- bu köyden olsam ne olacak8
- yapay zeka moderatörü15
- yaz geceleri4
- kemal kılıçdaroğlu ülkemizin sigortasıdır2
- sözlüğe messi trasfer olmuş5
- gina carano13
- gecenin şarkısı6
- avukata vermek2
- doktorlara saygının kalmamasının temel nedenleri7
- en gey özelliğiniz15
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- kirasız faturasız asgari ücret yeter mi sorunsalı3
- toplu taşıma3
- omurgasız tekerlek5
- bir gün bana kudüs valiliğini nasip et2
- hatırlanan en eski reklam sloganı5
- sydney sweeney'in memeleri3
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- 14 inç monitörden 17 inç monitöre geçmek3
- zangief'in taşakları2
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar7
- beybi leydi den hoşlanıyorum ne yapmalıyım3
- diamond bosphoruss denen yazar7
- hakan safi8
- özgürlük ve sorumluluk paradoksu6
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- iş hayatının kişiyi sıradanlaştırması2
- anın görüntüsü21
- arkadaşlar kavgayı bırakıp buraya bakar mısınız4
- sözlüğün kırbacı8
- katatespizartmasi15
- aym'nin süresiz nafaka kararına isyan eden kadın4
- ormanda jaguar saldırısı karşısında yapılacaklar2
- başlık tsunamisinde boğulan kaliteli entry2
- kavgacı yazarlar3
entry'ler (799)
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
Ataol Behramoglu
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
Ataol Behramoglu
söz verdiğim gibi yaptım, gidişinden tam 2 sene sonra sana en çok benzeyen adamı buldum. o beni pek önemsemiyor farkındayım ama sana söz verdim bir kere. o sana çok benziyor, bırakamam. ama her fırsat bulduğumda sana koşuyorum, dayanamıyorum. farkında birşeyler olduğunun, onu aldattığımı sanıyor belki de.
doğum günündü o rüyayı gördüğümde, gelme diyorsun artık sakın gelme. oysa ben ellerinsiz yapamam bilirsin. izin istedim senden son bir kez için,razı oldun.
rüzgarlı bir istanbul akşamında, doğduğun günde -ne önemi varki doğduğun günün- iş çıkışı sana koşuyorum. son kez damlayacak gözyaşlarım toprağına, huzursuzum. telefonum çalıyor; o arıyor, sana benzeyen. eve gidiyorum, çok yorgunum diyorum. ona senden bahsedemem, böyle konuşmadık mı seninle?
güneş batmak üzere, işte yanıbaşındayım sevgilim. her zamanki gibi senin hatrını soruyorum önce, anlamaya çalışıyorum el sürerek karanlık sessizliğinde toprağın. telefonum çalıyor. seninle son kez buluşuyorum, vakit kaybedemem. anlatmalıyım herşeyi. öncekileri, bundan sonra olacakları. doğum gününü kutlayacağız daha, yeni sözler vermeliyim sana bu akşam.
bir mesaj sesi...
rüzgar sert esiyor. ben anlatırken sen kıpırdanıyosun, mutlusun biliyorum. sürpriz kahvaltı hazırlama çabalarım geliyor aklıma. sessizce çeviriyorum anahtarı, evine giriyorum, doğruca mutfağa geçiyorum. kahvaltını hazırlayıp uyandırıyorum seni. halbuki daha anahtarı kilide soktuğum anda uyanıyorsun, sürprizim bozulmasın diye yatakta kıpırdanıp duruyorsun.
hava ne kadar aydınlık bu saatte! içimdeki ışığın aydınlatıyor dünyamı. ışık demişken... gülüyorum, kalbim buruk biraz da. ortak noktamız ve bana vereceğin ışık düşüyor aklıma. etraf daha da aydınlık artık, ama nasıl olur, saat kaç?
inanamıyorum, gün bitmiş, sabah olmuş. ve ben mezarın başında bu bahar akşamında hiç üşümedim, saati farketmedim. ertesi gün olmuş, işe gitmek için az zamanım var. hemen anlatmaya koyuluyorum bundan sonra sana gelmeden nasıl yaşayacağımı, sensiz kalmayacağımı.
ellerinin üzerindeki toprağına uzanıyorum, avuçlarımda toprağın sımsıkı tutuyorum ve yanıma aldığım beyaz poşete dolduruyorum. artık üzülmeyeceksin bana çiçek almayı aksattığın için.
veda vakti sevgilim, segilimmmm!
---------------------
kadırgada bir cam ustası... ahşap kapısı aralık yine, biraz gürültü yaparak giriyorum içeri, çay içiyor taburesine oturmuş. baştan aşağıya süzüyor beni, darmadağınığım, üzerimde dünden kalan takım elbisem. suratımda manasız bir mutluluk; konuştuğumuz gibi cam bir vazo istiyorum diyorum elimdeki toprak dolu poşeti uzatarak.
sabırsız bir bekleyişin ardından kavuşuyorum tekrar ellerine. terminalde beni bekleyişin geliyor aklıma istanbul dönüşlerinde. bir asırdır ellerine kavuşmak için buradayım derdin sevgilim, hala orada mısın?
başucumda yeri hazır vazomun...
terminalde beni beklerken kırmızı gerberaları tutan ellerin şimdi toprağından yapılmış cam bir vazo masamda ve yine içinde kırmızı gerberalar...
doğum günündü o rüyayı gördüğümde, gelme diyorsun artık sakın gelme. oysa ben ellerinsiz yapamam bilirsin. izin istedim senden son bir kez için,razı oldun.
rüzgarlı bir istanbul akşamında, doğduğun günde -ne önemi varki doğduğun günün- iş çıkışı sana koşuyorum. son kez damlayacak gözyaşlarım toprağına, huzursuzum. telefonum çalıyor; o arıyor, sana benzeyen. eve gidiyorum, çok yorgunum diyorum. ona senden bahsedemem, böyle konuşmadık mı seninle?
güneş batmak üzere, işte yanıbaşındayım sevgilim. her zamanki gibi senin hatrını soruyorum önce, anlamaya çalışıyorum el sürerek karanlık sessizliğinde toprağın. telefonum çalıyor. seninle son kez buluşuyorum, vakit kaybedemem. anlatmalıyım herşeyi. öncekileri, bundan sonra olacakları. doğum gününü kutlayacağız daha, yeni sözler vermeliyim sana bu akşam.
bir mesaj sesi...
rüzgar sert esiyor. ben anlatırken sen kıpırdanıyosun, mutlusun biliyorum. sürpriz kahvaltı hazırlama çabalarım geliyor aklıma. sessizce çeviriyorum anahtarı, evine giriyorum, doğruca mutfağa geçiyorum. kahvaltını hazırlayıp uyandırıyorum seni. halbuki daha anahtarı kilide soktuğum anda uyanıyorsun, sürprizim bozulmasın diye yatakta kıpırdanıp duruyorsun.
hava ne kadar aydınlık bu saatte! içimdeki ışığın aydınlatıyor dünyamı. ışık demişken... gülüyorum, kalbim buruk biraz da. ortak noktamız ve bana vereceğin ışık düşüyor aklıma. etraf daha da aydınlık artık, ama nasıl olur, saat kaç?
inanamıyorum, gün bitmiş, sabah olmuş. ve ben mezarın başında bu bahar akşamında hiç üşümedim, saati farketmedim. ertesi gün olmuş, işe gitmek için az zamanım var. hemen anlatmaya koyuluyorum bundan sonra sana gelmeden nasıl yaşayacağımı, sensiz kalmayacağımı.
ellerinin üzerindeki toprağına uzanıyorum, avuçlarımda toprağın sımsıkı tutuyorum ve yanıma aldığım beyaz poşete dolduruyorum. artık üzülmeyeceksin bana çiçek almayı aksattığın için.
veda vakti sevgilim, segilimmmm!
---------------------
kadırgada bir cam ustası... ahşap kapısı aralık yine, biraz gürültü yaparak giriyorum içeri, çay içiyor taburesine oturmuş. baştan aşağıya süzüyor beni, darmadağınığım, üzerimde dünden kalan takım elbisem. suratımda manasız bir mutluluk; konuştuğumuz gibi cam bir vazo istiyorum diyorum elimdeki toprak dolu poşeti uzatarak.
sabırsız bir bekleyişin ardından kavuşuyorum tekrar ellerine. terminalde beni bekleyişin geliyor aklıma istanbul dönüşlerinde. bir asırdır ellerine kavuşmak için buradayım derdin sevgilim, hala orada mısın?
başucumda yeri hazır vazomun...
terminalde beni beklerken kırmızı gerberaları tutan ellerin şimdi toprağından yapılmış cam bir vazo masamda ve yine içinde kırmızı gerberalar...
Sözlükteki yirminci yılını kutlayan yazar. Sözlük hala yaşıyor mu
An itibariyle saptadığım durum. Safari ile devam ediyoruz mecbur
Votka, passion fruit, vanilya içeren bir ingiliz kokteyli. Prosecco ile servis edilir.
Ripassato superiore olanı makbul olan şarap, italya’nın veneto bölgesinde üretilir.
Pasat yerine passat demekle esdegerdir.
müsahit yazmadığı için alnından öpülesidir.
bir özel hastanenin facebook sayfasinda tam tesekkürlü hastane yorumunu yapan kişidir.
fotoğraf altına "masumhane" yorumu yapandır.
evden çıkarken kapıyı çektikten sonra araba anahtarının üzerinde bulunan kilitleme düğmesine basıp ev kapısını kilitlemeye çalışmaktır.
selam söyle diyene bağış üstüne bile der bu sevgililer.
her gece tekrar tekrar ölüyorsun rüyalarımda. her defasında bir umut uyuyorum geceleri. belki bu gece, tam da bu gece ölmezsin.
bu kişi önceki mesajlarında mücevher yerine mücefer, inşallah yerine iyişallah demiş de olabilir.
hayalkırıklığının bu kadar acı verebileceğini bilmiyordum.
kızın erkek arkadaşımın hediyesi demesi pek muhtemel olduğu durumdur.
ısı dayanımı nedeniyle sanayide kullanımı yaygındır. hatta son zamanlarda kek pişirme kalıpları, spatula ve bunun gibi mutfak gereçlerinin de silikondan imal edilmesiyle evlerimize kadar girmiştir.
otomotiv sanayiinde özellikle boya yapılan parçalar üzerine silikonun ortamda bıraktığı moleküllerin yüzeyde oluşturduğu pürüz nedeniyle yasaklanmıştır.
otomotiv sanayiinde özellikle boya yapılan parçalar üzerine silikonun ortamda bıraktığı moleküllerin yüzeyde oluşturduğu pürüz nedeniyle yasaklanmıştır.
ayrılmak isteyip de bahane bulamayan çakal sevgilidir.
