bugün
- sözlük yazarlarının boy kilo ölçüleri13
- kafa dengiyim dediğiniz yazarlar12
- sigara izmariti götünüze girsin12
- volkan konak'ın sanatçı sayıldığı ülkede yaşamak18
- kılıçdaroğlu nun aday değilim demesi9
- istanbul dışında nasıl yaşarım16
- kiraların en düşük olduğu şehir13
- okan buruk'un mourinho yu tahrik etmesi24
- didem soydana türkiye'nin en seksisi diyen erkek12
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj10
- jose mourinho20
- giresunlu bilim insanları9
- anın görüntüsü18
- elin oğlu diplomana değil götüne bakar8
- haşlanmış yumurta11
- eve kız atıp cinsel hiçbir şey yapmayan erkek9
- sözlük yazarlarının sevdiği sözler14
- kadınların birbirine iltifat etmesi11
- aybüke pusat28
- trabzon ve trabzonluya düşmanlık8
- sözlüğün en güzeliyle en yakışıklısını evlendirmek33
- küçük memeli kadınlar10
- boykot47
- intihar etmemek için nedenler10
- 2 nisan 2025 fenerbahçe galatasaray maçı66
- okan buruk8
- mourinho'nun okan buruk'un burnunu sıkması16
- trt8
- dinlenme tesisi soğuğu9
- volkan konak20
- özgür özel12
- sol kesim olmasa sanat ve edebiyat son bulur14
- insan olmaya ceyrek kala15
- gocu yetkili olsun kampanyası9
- küresel ıkınma15
- 1 ay alkol kullanmıyoruz kampanyası12
- araptapar dinciler türkçe kuran'a neden karşı20
- suçüstü yakalandılar18
- 29 ekim cb seçimi8
- ismet gürbüz silik olsun9
- canım çok fena espressolab çekti10
- boydan atmayan erkek10
- yeşil göz12
- hasta ziyaretine ne götürülür21
- kısa boylu erkek10
- hoşlanılan kişinin annesiyle hamama gitmek8
- sözlük kadınlarının bacakları10
- sözlüğün en götü güzel kızı9
- sözlüğün en gözü güzel kızı16
- ismetin sözlüğü bozması8


entry'ler (116)
Memlekette beyin felan yok. Gelen dolandırıcı giden dolandırıcı. Çıktığı kap belli. Boşuna gezip dolaşır meydan meydan.
Bu ne yaman çelişkidir
Fakir çarkın dişi midir?
Edepsizler er kişidir vay vay.
https://youtu.be/iZ-ymU925z8
Fakir çarkın dişi midir?
Edepsizler er kişidir vay vay.
https://youtu.be/iZ-ymU925z8
Sevdiği kadının düğününde saz çalan bir erkeğin hikayesini anlatan bu şarkıyı çok da güzel söylemiştir
https://youtu.be/aUCsqmyGeCE
https://youtu.be/aUCsqmyGeCE
Hayatında bir kere bile market, mağaza vs gibi bir yerden alışveriş yapan bir insan vergi vermiş sayılır.
O ödemiyor şu ödemiyor saçmalığına giren cahiller var bi bitin artık.
Sanki kendileri her ay gidip ahha bu benim vergim diye ödeme yapıyor.
O ödemiyor şu ödemiyor saçmalığına giren cahiller var bi bitin artık.
Sanki kendileri her ay gidip ahha bu benim vergim diye ödeme yapıyor.
Dağ başında kendi kendine yeten, ekmek tarladan su pınardan meyva ağaçtan sigara yapraktan uyku doğadan bir insandır. Kendisi hayali bir karakter de olabilir..
Gözlerini gördüm önce
Bir gece vakti idi.
Bir gece vakti Öpüştüm cismin ile.
https://youtu.be/jgQC2iIAzAU
Bir gece vakti idi.
Bir gece vakti Öpüştüm cismin ile.
https://youtu.be/jgQC2iIAzAU
"iki kişilik keder" demekmiş
Not: perperişan yazarken harf hatası yapmadım. [ Sakin olun ]
inanmıyorsan aha dayıya sor
https://youtu.be/izThncYNkrE
Not: perperişan yazarken harf hatası yapmadım. [ Sakin olun ]
inanmıyorsan aha dayıya sor
https://youtu.be/izThncYNkrE
Belki sevecekti
Ama kısa süreliğine gelmişti
Gideceği vardı.. o yüzden sevmedi.
Ama kısa süreliğine gelmişti
Gideceği vardı.. o yüzden sevmedi.
Cevabından emin olamadığımız bir şey var ise o da budur..
insan ne kadar sevdiğini bilir. Ama ne kadar sevildiğini asla bilemez.
insan ne kadar sevdiğini bilir. Ama ne kadar sevildiğini asla bilemez.
Kıtaların geleceği adlı kaynak şöyle diyor.
Yakın bir gelecekte dünyanın yarısı ölü oksijen ile dolacak.
Ölü oksijeni diriltecek ağaç, bitki vs çeşitli hastalıklar sebebi ile işlevsiz kalacak.
Bazı ağaçlar kimya değişimi ile ölü oksijen alıp zehirli oksijen verecek.
Ve yine bu kaynağa göre şu an sessizce oksijen depolayan ülkeler var.
Yakın bir gelecekte dünyanın yarısı ölü oksijen ile dolacak.
Ölü oksijeni diriltecek ağaç, bitki vs çeşitli hastalıklar sebebi ile işlevsiz kalacak.
Bazı ağaçlar kimya değişimi ile ölü oksijen alıp zehirli oksijen verecek.
Ve yine bu kaynağa göre şu an sessizce oksijen depolayan ülkeler var.
Irk, renk, mezhep, bayrak, vs vs diye uzayıp giden şeylerin dibe ineceği günler e düşeriz dilerim.. bu asrın nefreti kini oldukça incitici.
Birbirine kardeş olup ve bunu ret eden beyinsizler ile aynı coğrafyada ömrü tukettik yazık.
Birbirine kardeş olup ve bunu ret eden beyinsizler ile aynı coğrafyada ömrü tukettik yazık.
Çocukken yaşadığım ev bana göre bütün dünyaydı. Evi annem yönetiyordu.. Babam yurtdışında idi.
Korkmuyor ve rahatça fikrimizi söylüyor herşeyi beraber yapıyorduk.
9 yaşında babam geldi. Evin yönetimi değişti. Elbise istemeye korkmaya başladım. Ayakkabı eskiyince azar yemeğe başladık.
Annem elbise eskimeden ayakkabı delinmeden bunu fark ederdi. E tabi kendi alırdı.. Babam ise sadece bizim zamanımızda ayakkabı yoktu elbise yoktu lafları ile bağırırdı. Evet sonuç olarak alırdı ama yönetim biçimi annemin yönetim şekline uymuyordu.
Şimdi annem ve babam diyelim ki adil bir düzen içinde adaylık başvurusu yaptı yönetici olmak için. Oy vereceğim kişi kazanacak diyelim. Sizce kime veririm oyumu?
Korkmuyor ve rahatça fikrimizi söylüyor herşeyi beraber yapıyorduk.
9 yaşında babam geldi. Evin yönetimi değişti. Elbise istemeye korkmaya başladım. Ayakkabı eskiyince azar yemeğe başladık.
Annem elbise eskimeden ayakkabı delinmeden bunu fark ederdi. E tabi kendi alırdı.. Babam ise sadece bizim zamanımızda ayakkabı yoktu elbise yoktu lafları ile bağırırdı. Evet sonuç olarak alırdı ama yönetim biçimi annemin yönetim şekline uymuyordu.
Şimdi annem ve babam diyelim ki adil bir düzen içinde adaylık başvurusu yaptı yönetici olmak için. Oy vereceğim kişi kazanacak diyelim. Sizce kime veririm oyumu?
Hiraizerdüş Kimdir?
15 yaşında Kendime "HiraiZerdüş" diye bir isim taktım. Anlamı: "Kutsal iyiliğe giden yol, karanlıktan geçer."
Kutsal bir iyilik hayal eden birinin ilk önce karanlıktan geçmesi ve ayakta kalması gerekiyordu.
16 yaşında dünya edebiyat tarihine geçebilme fikrine kapıldım ki aslında bu bir çılgınlıktı.
Bir ilkokul diplomasını bile hediye horoz karşılığı almış bir adam için fazla geliyordu. Bu fikri taşımak bile delilikti ama kendimce bilmediklerimi öğrenmek için nefes almaya başlamıştım. Günlerce, aylarca, senelerce dil ve din bilimi hakkında araştırmalar yaptım. Kutsal kitaplar ve türemelerini okudum. Zihnim bir kaplumbağa olmayı az ötede bırakıp bir tavşana dönüşüyor ve hızı giderek katlıyordu.
En az yatırımı almakla hiç değişmeyen ve hep kendi gibi kalan bir beden sahibiydim.
Hızlıca çürüyen bir bedene yatırım yapmak zaten akıl kârı bir şey değildi.
insan okuma ve dinlemeyle işe devam ettim. Her sınıftan dinlemeye kalkıştığım insanların renklerini biriktirdim. Bu da senelerce sürdü.
Cevap vermek için sürekli bekliyordum.
Kendime uyanmadan, dünya içindeki halklara ve dillere uyandım ruhumla. Bir hiçten varlık türeten ilahi güç adına sorgulanacak milyon şey geçiyordu aklımdan.
Aklım artık bana yetmiyordu.
Dilleri ve dinleri teraziler üzerinde tarttım durmadan. Bakışlarım yumuşuyordu. Bakışlarım yumuşadıkça Yaradan nazarında zerreleşiyordum. Bir hiçten bir hiçe doğru toza dumana bulanıyordum ama yorulmadan ve açlık hissi ile yaşamaya devam ediyordum...
Ve nihayet, Başımı kainatın iradesi önünde eğdiğim bir gün, insan olduğumu hatırladım. Bu bana fazlaca şey kattı.
insan başıma kaldığım zamanlardı. irademin serçe kuşu gagasında biriken su kadar bile olmadığını fark ettim. Bu hayallerimden vazgeçmek için bir sebep doğurmuyordu. Sancım çiftleştikçe, genişliyordu beynim. Aklıma türlü nimetlerden renklenen cennet geliyordu. Cennet nakışları örtünüyordu fikirlerim üzerine.
Ve yazmak ağır bir eylem oluyordu bu yüzyılda.
Evet, anlaşılmak güç geliyor hatta güç veriyordu. Ama yazmak pahabiçilmezdir diyordu içimdeki ben. Amacın izinde zerre toz kalmıyordu geleceği süslerken. Mavi ve beyaz kalıyor; siyah gidiyordu...
26 yaşına geldiğimde, fikirlerimin daha da çıldırdığını fark ettim. Çerçevelerin yetmediğini, çizgilerin kısa olduğunu gördüm.
Herhangi bir iradenin seviyesini aşağı gören biri değilim. Bu benim haddim değil ama kendi amacımın bir ismi olmalıydı ve o amaca yazarak hizmet etmeliydim. Ve bu fikirlerin kaynadığı dönemlerin içinde. “Kirli edebiyat”la karşılaştım zihnimde. Esnedikçe genişle, yakınlaştıkça uzaklaş, kayboldukça görün dedim... Zaman yerinde duran bir şey değildi elbette. Nihâyet cesaret ederek; 2015 yılı başlarında yazılarımı insanlarla paylaşmaya başladım. Bu çıldırmış fikrin sevenleri olmaya başladı. Onlara günbegün edebi türde bir şeyler yazmaya devam ettim. Yanımda olanlar desteklediler beni ve nihayet cesaretim bana bir kitapla devam etmemi emretti. Yazdım! Yazmaya devam ediyorum. ilk kitabımın ismi ELYA. Sonrası Çok Güzel Tükendik; son kitabımın ismini, Yaradan’ın bana verdiği yaşam hakkı sona erinceye dek değiştireceğim...
HiraiZerdüş 10/10/1983
15 yaşında Kendime "HiraiZerdüş" diye bir isim taktım. Anlamı: "Kutsal iyiliğe giden yol, karanlıktan geçer."
Kutsal bir iyilik hayal eden birinin ilk önce karanlıktan geçmesi ve ayakta kalması gerekiyordu.
16 yaşında dünya edebiyat tarihine geçebilme fikrine kapıldım ki aslında bu bir çılgınlıktı.
Bir ilkokul diplomasını bile hediye horoz karşılığı almış bir adam için fazla geliyordu. Bu fikri taşımak bile delilikti ama kendimce bilmediklerimi öğrenmek için nefes almaya başlamıştım. Günlerce, aylarca, senelerce dil ve din bilimi hakkında araştırmalar yaptım. Kutsal kitaplar ve türemelerini okudum. Zihnim bir kaplumbağa olmayı az ötede bırakıp bir tavşana dönüşüyor ve hızı giderek katlıyordu.
En az yatırımı almakla hiç değişmeyen ve hep kendi gibi kalan bir beden sahibiydim.
Hızlıca çürüyen bir bedene yatırım yapmak zaten akıl kârı bir şey değildi.
insan okuma ve dinlemeyle işe devam ettim. Her sınıftan dinlemeye kalkıştığım insanların renklerini biriktirdim. Bu da senelerce sürdü.
Cevap vermek için sürekli bekliyordum.
Kendime uyanmadan, dünya içindeki halklara ve dillere uyandım ruhumla. Bir hiçten varlık türeten ilahi güç adına sorgulanacak milyon şey geçiyordu aklımdan.
Aklım artık bana yetmiyordu.
Dilleri ve dinleri teraziler üzerinde tarttım durmadan. Bakışlarım yumuşuyordu. Bakışlarım yumuşadıkça Yaradan nazarında zerreleşiyordum. Bir hiçten bir hiçe doğru toza dumana bulanıyordum ama yorulmadan ve açlık hissi ile yaşamaya devam ediyordum...
Ve nihayet, Başımı kainatın iradesi önünde eğdiğim bir gün, insan olduğumu hatırladım. Bu bana fazlaca şey kattı.
insan başıma kaldığım zamanlardı. irademin serçe kuşu gagasında biriken su kadar bile olmadığını fark ettim. Bu hayallerimden vazgeçmek için bir sebep doğurmuyordu. Sancım çiftleştikçe, genişliyordu beynim. Aklıma türlü nimetlerden renklenen cennet geliyordu. Cennet nakışları örtünüyordu fikirlerim üzerine.
Ve yazmak ağır bir eylem oluyordu bu yüzyılda.
Evet, anlaşılmak güç geliyor hatta güç veriyordu. Ama yazmak pahabiçilmezdir diyordu içimdeki ben. Amacın izinde zerre toz kalmıyordu geleceği süslerken. Mavi ve beyaz kalıyor; siyah gidiyordu...
26 yaşına geldiğimde, fikirlerimin daha da çıldırdığını fark ettim. Çerçevelerin yetmediğini, çizgilerin kısa olduğunu gördüm.
Herhangi bir iradenin seviyesini aşağı gören biri değilim. Bu benim haddim değil ama kendi amacımın bir ismi olmalıydı ve o amaca yazarak hizmet etmeliydim. Ve bu fikirlerin kaynadığı dönemlerin içinde. “Kirli edebiyat”la karşılaştım zihnimde. Esnedikçe genişle, yakınlaştıkça uzaklaş, kayboldukça görün dedim... Zaman yerinde duran bir şey değildi elbette. Nihâyet cesaret ederek; 2015 yılı başlarında yazılarımı insanlarla paylaşmaya başladım. Bu çıldırmış fikrin sevenleri olmaya başladı. Onlara günbegün edebi türde bir şeyler yazmaya devam ettim. Yanımda olanlar desteklediler beni ve nihayet cesaretim bana bir kitapla devam etmemi emretti. Yazdım! Yazmaya devam ediyorum. ilk kitabımın ismi ELYA. Sonrası Çok Güzel Tükendik; son kitabımın ismini, Yaradan’ın bana verdiği yaşam hakkı sona erinceye dek değiştireceğim...
HiraiZerdüş 10/10/1983
Kaçtığın şeyi kaçtığın yerde Bırak
Yoksa tek adım bile uzaklaşamazsın.
Yoksa tek adım bile uzaklaşamazsın.
Eski devirde yaşıyor olsaydım eğer geleceğe not bırakırdım sadece.
Öldük ve siz de öleceksiniz.
insan olun. insan gibi ölün. Derdim.
Bir de din dil ve ırk saçmalığı geçmiyor diğer tarafta diye de eklerdim.
Öldük ve siz de öleceksiniz.
insan olun. insan gibi ölün. Derdim.
Bir de din dil ve ırk saçmalığı geçmiyor diğer tarafta diye de eklerdim.
Biz dinleriz kendimiz için.
Bizden sonra da gelen varsa o da dinlesin.
Aha bu arada içime sevda kaçar.
https://youtu.be/V-sivPFfQn4
Bizden sonra da gelen varsa o da dinlesin.
Aha bu arada içime sevda kaçar.
https://youtu.be/V-sivPFfQn4