bugün
- kafa dengiyim dediğiniz yazarlar14
- sözlük kızlarının bugünkü makyajları15
- yalnızlığın en çok hissedildiği zamanlar10
- şu anda çalan şarkı8
- buraya bakın12
- rte sevdalisi9
- yeşil göz14
- sözlük yazarlarının boy kilo ölçüleri14
- dinlenme tesisi soğuğu10
- ruh eşi gerçekten var mıdır10
- canlanın lan az10
- volkan konak'ın sanatçı sayıldığı ülkede yaşamak19
- sigara izmariti götünüze girsin12
- kılıçdaroğlu nun aday değilim demesi9
- istanbul dışında nasıl yaşarım16
- kiraların en düşük olduğu şehir13
- okan buruk'un mourinho yu tahrik etmesi24
- didem soydana türkiye'nin en seksisi diyen erkek12
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj10
- jose mourinho20
- giresunlu bilim insanları9
- anın görüntüsü17
- elin oğlu diplomana değil götüne bakar8
- haşlanmış yumurta11
- eve kız atıp cinsel hiçbir şey yapmayan erkek9
- sözlük yazarlarının sevdiği sözler14
- kadınların birbirine iltifat etmesi11
- aybüke pusat28
- trabzon ve trabzonluya düşmanlık8
- sözlüğün en güzeliyle en yakışıklısını evlendirmek33
- küçük memeli kadınlar9
- boykot47
- intihar etmemek için nedenler10
- 2 nisan 2025 fenerbahçe galatasaray maçı66
- okan buruk8
- mourinho'nun okan buruk'un burnunu sıkması16
- trt8
- volkan konak16
- özgür özel12
- sol kesim olmasa sanat ve edebiyat son bulur14
- insan olmaya ceyrek kala15
- gocu yetkili olsun kampanyası9
- küresel ıkınma15
- 1 ay alkol kullanmıyoruz kampanyası12
- araptapar dinciler türkçe kuran'a neden karşı20
- suçüstü yakalandılar18
- 29 ekim cb seçimi8
- ismet gürbüz silik olsun9
- canım çok fena espressolab çekti10
- boydan atmayan erkek10
all you zombies isimli kısa öyküden uyarlanmış film. aslında özeti, film içerisinde de geçen meşhur bir bilmecede gizli "tavuk mu yumurtadan çıkar, yoksa yumurta mı tavuktan?"
yorumun bundan sonraki kısmı ağır spoiler içerir.
--spoiler--
öncelikle, filmi izlemeden önce bahsettiğim öyküyü okumadığıma sevindim. çünkü o zaman hiç bir eğlencesi kalmayacaktı. hikaye büyük ölçüde aynı. filmin sonunda fazla bir soru işareti de kalmıyor kimin ne olduğuyla ilgili. bu açıdan açık bir film diyebiliriz her ne kadar oldukça sıradışı bir hikayesi olsa da.
filmi izledikten sonra en çok kafama takılan şey şu oldu, filmde gördüğümüz kadarıyla ajanımız bütün kararlarında aslında kaderin etkisi altında ki filmin ismi de o anlama geliyor zaten. yani yapması gereken neyse, onu seçiyor. paralel bir evren yaratmak gibi bir durum yok yani. pek çok farklı şeyi seçip farklı şeyler yapma durumu yok. örneğin serseri yazarımız, o bara geliyor. barmen onu aşağıya çağırdığında gitmemeyi seçmiyor. ya da zamanda yolculuk yapıp da kızın yanına gittiğinde söylemesi gereken şeyleri harfi harfine söylüyor. asla değişen bir şey yok.
e iyi, tamam da o zaman bu şirket ne iş yapıyor lan? geçmişi değiştirdikleri falan da yok. hiç bir şeyi değiştirdikleri yok. anca aynı zaman aralığında aynı kişinin farklı zamanlardaki versiyonuyla fink atıp duruyorlar. (evet biraz tuhaf bir cümle oldu ama bu benim suçum değil)
gerçi filmin bir kısmında Mr. Robertson, sürekli yeni bir şeyler öğrenmekten, hep bir adım daha ileri gitmekten bahsediyor. buradan çıkarmamız gereken, geçmişin yavaş yavaş değişmesi midir? yoksa filmin başka bir repliğinde geçtiği gibi, aslında her şey kaderde olduğu şekilde, sonsuz bir sirkülasyonda devam mı etmektedir? öte yandan, bahsettiğimiz aktörler (jane'in farklı halleri), her biri aynı kaderi yaşayan birbirinden farklı sonsuz sayıda kişi midir?
--spoiler--
güzel bir kafa açıcı, ya da kafa yapıcı bir filmdir. izleyin, tartışın.
yorumun bundan sonraki kısmı ağır spoiler içerir.
--spoiler--
öncelikle, filmi izlemeden önce bahsettiğim öyküyü okumadığıma sevindim. çünkü o zaman hiç bir eğlencesi kalmayacaktı. hikaye büyük ölçüde aynı. filmin sonunda fazla bir soru işareti de kalmıyor kimin ne olduğuyla ilgili. bu açıdan açık bir film diyebiliriz her ne kadar oldukça sıradışı bir hikayesi olsa da.
filmi izledikten sonra en çok kafama takılan şey şu oldu, filmde gördüğümüz kadarıyla ajanımız bütün kararlarında aslında kaderin etkisi altında ki filmin ismi de o anlama geliyor zaten. yani yapması gereken neyse, onu seçiyor. paralel bir evren yaratmak gibi bir durum yok yani. pek çok farklı şeyi seçip farklı şeyler yapma durumu yok. örneğin serseri yazarımız, o bara geliyor. barmen onu aşağıya çağırdığında gitmemeyi seçmiyor. ya da zamanda yolculuk yapıp da kızın yanına gittiğinde söylemesi gereken şeyleri harfi harfine söylüyor. asla değişen bir şey yok.
e iyi, tamam da o zaman bu şirket ne iş yapıyor lan? geçmişi değiştirdikleri falan da yok. hiç bir şeyi değiştirdikleri yok. anca aynı zaman aralığında aynı kişinin farklı zamanlardaki versiyonuyla fink atıp duruyorlar. (evet biraz tuhaf bir cümle oldu ama bu benim suçum değil)
gerçi filmin bir kısmında Mr. Robertson, sürekli yeni bir şeyler öğrenmekten, hep bir adım daha ileri gitmekten bahsediyor. buradan çıkarmamız gereken, geçmişin yavaş yavaş değişmesi midir? yoksa filmin başka bir repliğinde geçtiği gibi, aslında her şey kaderde olduğu şekilde, sonsuz bir sirkülasyonda devam mı etmektedir? öte yandan, bahsettiğimiz aktörler (jane'in farklı halleri), her biri aynı kaderi yaşayan birbirinden farklı sonsuz sayıda kişi midir?
--spoiler--
güzel bir kafa açıcı, ya da kafa yapıcı bir filmdir. izleyin, tartışın.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar