minimal oyku denemeleri 


/ 7
kapat
  1. minimal öyküneyim dedi ama olmadı.

    bir daha da öykünmedi...!
    #3386018 (ehl i dil, 12.05.2008 01:44)
  2. karanlik aniden simsek gibi cakan isiklarla bölünmüstü. birileri kapilari acmisti.
    "disari! disari, cabuk , cabuk! erkekler saga, kadinlar sola" diye bagiriyorlardi.
    canavarlasmis insan sesleri arasinda, tehditkar köpek sesleri duyuluyordu.

    Mahseri kalabalikta babami cekip aldilar bizden.
    o dag gibi adam, askerlerin arasinda kücük ve kirilgan, rüzgarla birlikte yapraklarini yitirecek titrek bir gelincik gibi kalmisti.

    annemin elinden sikica tutmustum.
    kardesimin siyah saclari omuzuma düsmüslerdi.
    sicacik bir kürk gibi ipekce sariyorlardi boynumu.
    aglayamiyordum.
    dört günlük yolculugumuzda bütün yaslarimi akitmistim.

    siraya dizildik.
    soguktu, titriyorduk.

    ilk o an göz göze geldik.
    boyu bir selvi kadar uzundu.
    cilali cizmeleri parliyorlardi gecenin siyahinda.

    etrafimizi saran makineli tüfeklerden, dipcik darbelerinden ve asker küfürlerinden öte, baska bir alemden inmis gibi duruyordu geceye sizan isikta.

    gözlerinin karasina düser gibi olmustum.
    uzay boslugu gibi.
    mutlulugu ve ölümü vaad eden, icinde milyonlarca yildizin yanip söndügü karanlik gözlerinde yüzüyordum.

    beyaz eldivenli elleri, dans eder gibi ahenkli hareketlere bir saga bir sola isaret ediyorlardi.

    yüzünde hayal alemlerine dalmis bir cocugun güzelligi vardi.

    bana bakinca gülümsedi.

    "saga" dedi kamcisinin ucuyla hafice iterek.
    annemi ise sol tarafa gönderdi.

    anacigimin feryatlarini duymuyordum bile,
    bana dogru ellerini uzattiginda.

    yüzümü ellerine aldi, alnimdan öptü;

    dudaklari soguktu,
    buzlu serbet kadar soguk.

    "babami kaybettim" dedim.

    "artik baban benim" dedi.

    "annem, kardesim nereye gidiyorlar?" sordugumda, sessizce uzagi isaret etti.

    gecede sanki göklerin yedinci katinda bir ates yaniyordu.

    karanlikta secemiyordum.
    evet..evet, bir bacaydi bu.
    bir fabrika bacasi gibi.
    tatli bir koku yayiyordu dumani ve ucundan alevler yükseliyordu semaha.

    "Annen ve kardesin özgürlüge gittiler. o bacadan bulutlara karisacaklar" dedi yumusacik bir tonla.

    icime bir bicak saplandi sanki.

    "anne" diyemiyordum, soramiyordum dahasini....

    sonra kendimi "ya ben?" derken yakaladim.

    "sen benim kusum olacaksin" dedi saclarimi oksayarak, "laboratuarimda sana güzel bir kafes hazirladim.".

    ellerimi kocaman avuclarina aldi ve öptü, cebinden cikardigi bir sekeri agzima tikistirdi.

    "üsümüssün" dedi ve beni kucagina alarak laboratuar binasina dogru yola cikti.

    kucagi sicacikti.
    ölüme gönderdigi anne baba yerine koymustum bu sicagi.
    sikica basimi gögsüne gömdüm;
    desenfektan kokuyordu.

    yalnizdim.
    trenden indikten 1 saat sonra hem yetim hem öksüz kalmistim.
    annem, babam ve tsipora özgürlüge ucmuslardi o kocaman bacadan ve beni yalniz birakmislardi yer yüzünde.

    o artik benim "babamdi".

    yeni "babamin" beyaz eldivenleri ve önlükleri vardi.

    evet.

    süphesiz o benim "babamdi".
    gözlerime igne saplamadan önce kucagina alir severdi beni ve ben, kafeslerde saklayip, günü geldiginde tüylerini yolacagi kücük kusuydum...

    bir gün annemin, babamin ve tsipora'nin özgürlüge kanatlandiklari bacadan özgürlüge gönderecekti beni.

    bulutlarda mezarim olacakti genis ve ferah ve küllerim sevdiklerimin küllerine karisacakti....
    #3386079 (kararti, 12.05.2008 02:04 ~ 19.05.2008 15:49)
  3. saat gecenin 3 üydü.
    iskeleden şehrin ışıklarına baktı.
    küfür etti.
    etmeseydi, ağlayacaktı.
    bir sigara yaktı.
    #3386221 (euthanasia, 12.05.2008 02:42)
  4. sevmek

    sevdi...
    #3386244 (liberalisticcommunist, 12.05.2008 02:52)
  5. agliyordu,
    yagmur yagiyordu saclarina.
    terkediyordu bu sehri.
    arkasinda kocaman bir enkaz yigini,
    önünde yeni ama cetin bir baslangici yapabilmesi icin acacagi bir kapi vardi.
    "bu defa gidiyorum" dedi ve 10 senelik bir gecikmeyle yola koyuldu....
    #3388578 (kararti, 12.05.2008 19:11)
  6. ellerini lateks eldivenleri altinda gizlemisti.
    kimse tanisin istemiyordu, lakin günler boyunca
    onu ele vereceklerdi ölüm kokulariyla.
    yukariya bakti.
    buz gibi beyaz ve steril odanin tavaninda yanan
    lambayi bir tek seksiyon masasinda bulunan kadavralar görürdü.
    hicbir ögrenci ilgilenmezdi demir izgara altindaki isiklarla.
    bakislarini masaya dogru indirdi.
    gencti.
    ölmek icin daha cok gencti.
    "bu defa trepan benim olacak" dedi ve ava cikmis ac kurt gibi
    diger arkadaslarindan evvel davranmak icin tetikteydi.
    "hasstir!" dedi masadaki kadavra."kadavra dedigin babandir , lan ibne!"
    sasirmadi,kizmadi; nesterini alip hikayeler cizdi kadavranin suratina:
    ati bati tri solati
    ati bati na bazaar....
    ati bati cto kupili
    ati bati samovar
    #3388604 (kararti, 12.05.2008 19:17 ~ 19:18)
  7. kosar adimlarla yaklasti kapiya, acele ulasmali, tum icindekileri atip rahatlamaliydi. ancak kostukca mesafe uzuyor gibiydi, elini atsa tutacakmis hissi coktan kaybolmustu. kafasini kaldirdi sadece birkac metre kalmisti, dayanmaliydi. var gucuyle kosusunu surdurdu ve sonunda kapinin onundeydi. uzun zamandir aradigi kapiya ulasmisti nihayet. ama o da ne, vucudunda beklenmedik hareketlenmeler oluyordu. aldirmadi, kapiya elini uzatti , araladi hafiften. ancak tuvalet kapisindan once aralanan baska bir sey daha vardi : kici...
    adam resmen altina sicti...
    #3388628 (kafkaesque, 12.05.2008 19:23 ~ 14.05.2008 14:45)
  8. ruju kirmiziydi.
    fahise kirmizisi.
    basina demir cubugu vurdukca,
    kirmizi rujuna kanlar karisiyordu.
    gözleri acikti.
    acik ve mavi.
    uzaktan polis sirenleri duyuldugunda, yüzü solmustu.
    son bir sey fisildadi.
    duyamadim.
    sonra,
    az sonra,
    mavi gözleri kapandilar.
    #3388630 (kararti, 12.05.2008 19:24)
  9. karikatur

    sınırlarını kendin çizdiğin, vatandaşlarını kendin belirlediğin fakat başkalarına beğendiremediğin ziyaretçi kabul etmeyen muhteşem bir ülke ve ülkesinin kralı olan genç bir adam...
    #3388631 (siham i kaza, 12.05.2008 19:24 ~ 19:25)
  10. osbir
    fhmye göz ucuyla baktı, banyoya yollandı.
    #3388648 (vattafakizgoin10, 12.05.2008 19:28)
  11. "recep" dedi tirek sesiyle.
    savsat'in rüzgari yuttu sözlerini.
    "deniz diyecektin" dedi recep,
    "cevir yüzünü dogudan bati'ya, hopa yönüne!".
    oysa o istemiyordu.
    biraksalar, recebin'in elinden tutup kosacakti günesin dogdugu istikamete.
    hopa'nin dalgalarina degil,
    posof ormanlarinin balli ayilarina imreniyordu
    ve elinde bir bal petegiyle ölmek istiyordu,
    recebin'in elini simsiki tutarken.
    #3388676 (kararti, 12.05.2008 19:33)
  12. yoğun bakım odasında son görüşüydü onu.

    son bir kez daha elini sıkmak istedi lakin, doktorlar izin vermedi. zaten onlar da olur olmaz her şeye karışıyorlardı.

    kim bilir belki de onu hasta yatağında son kez görecekti. belki de son kez nefes alış verişlerinin sisli hayallerinde kayboacak, nefesini ta derinlerinde hissetmek isteyecekti. ama gitmek zorundaydı, dışarıda da bir hayatı vardı.

    öylece çıkıp gittiği hastaneye ertesi gün yeniden geldi, gelmek zorunda kaldı, yanında acılarını da getirerek. son kez veda etmeyi istemişti, son kez eline sarılıp doyasıya yüzüne sürmeyi istemişti. veda denen, insanda "keşke?" lerin can simidi vazifesini gören; az da olsa vicdan azabını rahatlatan o olgu nedense ona artık bir anlam ifade etmiyordu.

    sanki hiç yaşamamış gibiydi artık, hem de hiç yaşamamış.

    bir varmış bir yokmuş...
    #3394400 (enderun sevgiler, 13.05.2008 23:46)
  13. "sıkı tutabilirsen sana bir sır vereceğim" dedi genç adam sahte bir alaycılıkla. genç kızın gözlerinde yıldız parlaklığı var. endişenin yuva yaptığı korku dolu gözlerini genç adamın gözlerinden ayırmayarak "elbette" dedi. genç adam konuşuyor;

    "bu sır; üzerine güneşin doğup battığı herşeyden anlamlıdır. onu taşıyan kelam dudağa geldiği vakit kalbi durdurur da yine çıkarmaz içindekini. onu bir ben biliyorum ki ağırlığı belki bin batman. yükümü hafifletmek için sana söylemeyi düşündüm..."

    konuşacaktı ama bir gürültüdür koptu. yaklaşık bir dakika süren büyük deprem sonucunda ortalık toz dumana karışmış, yıkıntılar arasında göz gözü görmez olmuştu. çığlıkların yükseldiği göçükte şimdi birbirine sarılmış iki cansız beden yatıyor.
    #3413000 (unknown artist, 18.05.2008 15:38)
  14. "rüzgarin diyecekleri var" fisildadi yanimdan hizla gecen mancurya ati.
    kirmizi ipek üstlügümle kral bulan huzurunda, bar mitzva törenimi bekliyordum.
    duvardan atalarimin gölgeleri egildiler bana.
    gök mavi, gök tanri rengindelerdi ve parliyordu ülgen han yildizi baslarinda.
    her biri islak parmaklariyla alnima yazi yazdi.
    sonra inci olup, bir bir döküldüler ayaklarimin önüne.
    "b'shem elohim" diye bir ses yükseldi ausschwitz krematoryumlarindan.
    aci cigliklar senfonisi ve yanik insan eti parfümü arasinda, dokundum kutsal yaziya.
    "dur" dedi salondaki imam "allah askina!" ve papaz da ekledi: "kutsal ruhu da unutma, mon cher";
    "ellerinde kan var".
    baktim, "yok" dedim.
    "olacak" dedi ve "kan haramdir, bilmez misin?".
    kan haramdi, kan ictigimiz haram geceleri animsadim.
    ellerimi kesip atmaliydim yoksa aleyhimde sahitlik bile edebilirlerdi.
    kizlarin saclarindan cekip aldigim kartal kanadiyla denedim.
    testere gibi, cir cir, cir cir....
    kus tuyu kesti ellerimi kus tüyü hafifligiyle ve coca cola akti, emperyalizmle zehirlenmis damarlarimdan.
    "kirletme salonu" bagirdi kralin karisi, elinde süpürgeyle yerden colalari silerken ve kocasina haince bakti.
    "halkimin akacagi yön budur" dedi kral bulan, üzgünce avuclarindan insan küllerini savururken ve koestler sessizce salladi basini.
    yerler kirlenmisti....
    "B'shem elohim"
    "B'shem elohim"
    "B'shem elohim"
    #3416001 (kararti, 19.05.2008 02:22 ~ 15:37)
  15. kelime cimriliği ile oluşturulmuş, kısa ve sıkmayan denemelerdir.
    ayrıca;
    yukarılarda görüldüğü üzere artık minimalliği aşmış denemelerdir.
    #3416094 (NicoLe, 19.05.2008 02:44)
  16. kilitlenme
    sana rağmen, seni sevmek elimde değildi. ishalken osturuğunu tutmak kadar paradoksal bir kilitlenmeydi bu. evet, kilitlenmeydi bunun adı. bile bile lades..
    #3416110 (tren istasyonu, 19.05.2008 02:49 ~ 02:50)
  17. develik

    bakkala gittim, bir paket maltepe aldim. yüz kağit verdim üstüne binlik bozuk parayla ödedi.
    #3416115 (mulayim, 19.05.2008 02:52)
  18. kayanin üzerinde duruyordu.
    rüzgar nemli nemli saclarindan gecerken, gözlerinden yaslar akiyordu denize.
    bir türkü tutturmustu beyninin en mahrem kivrimlari.
    o delilikten akil anlarina dogru cakan simsekler, ates saciyorlardi kafa tasinin altinda.
    Dr. Dr. "M" italyan bir arya ile zonkluyordu beyninin sol kesiminde ve yine "dolus" ailesinin oglu "eventualis"'i kan revana katarak, parcalarina ayirip, organlarini saklayabilecegi kavanozlari hazir tutuyordu.
    eventualis'in ikiz kardesi "Varlessich" 'i neredeyse yakalamisti dün ama firlayiverdi ceketinden siyrilip.

    o gün gelecekti ama ve bütün cocuklari kavanoz boyutuna getirecekti nesterleriyle.

    beyninin sag tarafinda "bay Vorsatz" piyanosu üzerinde zipliyordu.
    Dr. dr. "M" de rahatsiz olmustu bundan.
    "Allahin delisi" diye düsündü " ve sol ile sag'i birlestiren köprüde dans eden kizin etrafina dizdigi zyklon-b varillerine dogru ilerlerdi.
    "birgün hepinizi cukurlara doldurup yakacagim. yaglarinizla harlayacagim atesinizi" diye mirildandi.
    zyklon-b varilleri eksilmislerdi.
    Vorsatz zibidisi mutlaka varillerin ayarlariyla oynuyordu.
    bir sey yapmaliydi.
    hemen bir plan yapmak icin laboratuarina cekildi.
    evet dolus sülalesinin sonu gelmeliydi ve bay vorsatz'in güzel karisi "kognitiva" da mutlaka onun olmaliydi....

    kaya basinda duruyordu hala, gözlerinden akan tuzlu yaslar yüzünü yakip, karadenize düsüyorlardi.
    beyninde vorsatz ve dr. dr. M kavgalar icindelerdi ama ilgilenmiyordu.
    sevdicegi gitmisti.
    hayati bitmisti.
    "10 sene gecikmeyle!" düsündü.
    "10 sene gecikmeyle basliyorum hayata. herkes düzenini kurmusken ben hala yolun basindayim."
    ürktü birden bire bu düsünceden ve atti kendisini, karadenizin radyasyonlu sularina....
    yüzmek bilmiyordu.
    aci animsadi bu gercegi, mutasyon gecirmis baliklara selam verip, onlar tarafindan kemirildiginde.....
    #3438697 (kararti, 24.05.2008 01:49 ~ 03:14)
  19. pişmanlık

    yaptıklarını düşündükçe midesine kramplar giriyordu. artık ömrünün sonuna kadar sırtında bu yükle yaşayacaktı. kimseler bilmemiş olsa bile,kendi vicdanına karşı utancı yeter de artardı .. kaldı ki bir bilen de vardı. vicdanıyla muhasebesinin yanında onun yüzüne de bakacak olmanın zulmu bekliyordu onu yarınlarda. aklının bir ucunda hep bu hatıra oldukça, en güzel haber bile onu sevindirmeye yetebilir miydi? mutsuzluk artık can yoldaşı olmuştu. ahh 15 dakika geriye dönebilmek için gelecek kaç senesini vermezdi!
    #3444742 (mailbuyukerman, 25.05.2008 11:46 ~ 17:56)
  20. yagmur yagiyordu.
    pencereye gitti, camlara ölümcül bir hisimla vuran yagmur damlalarini dinledi.
    kim bilir kimi ugurlamak icin inmisti bu yagmur.
    rahmet sesi degil, azrail'in kus tüyü ayak sesleri vardi simseklerde.
    "gittin" diye düsündü, "oysa hic yanimda da yoktun. var oldugumu bile bilmedin."
    dün gece hayatinda ilk defa rastladigi hamam böcegini düsündü.
    "evime dolacaklar" dedi.
    kanapede yatan yetim köpege bakti.
    "sende yalnizsin" düsündü "ve gidecegin hicbir yer de yok..."
    hüzünlendi.
    ölüm iki gün evvel selam söylemisti hayatina.
    ve yagmur inmisti, ansizin.
    dinliyordu, yüreginin "r" harfinden cok uzaklarda, o yüregini renk renk saclilarla avuturken.
    #3570893 (kararti, 22.06.2008 20:27 ~ 23.06.2008 01:00)
  21. minimal öykü denemesi 1 ** *

    sonuçta bir düğün davetiydi...
    #3775908 (my melancholy blues, 05.08.2008 23:10)
  22. denizin kıyısında, belirsizlikler arasında, sessizce oturuyorlardı. kız, erkeğe döndü ve sordu:
    + neden bana bu kadar uzaksın?
    - geçmişteki yanlışlığım istemediğim halde beni sana uzak olmaya zorluyor çünkü. ama inan ki değişmeye çalışıyorum, kendi içimde savaşıyorum.
    + ben sana kötü bir şey yapmadım ki bedel ödiyeyim, hem zaten biliyosun seninkinden belki daha kısa sürede belki de daha az yorucu şeyler yaşadım ve bende kendimce cok yorgundum. peki ben neden bunu sana yansıtmıyorum? peki ben neden kalbimin etrafını saran çelik zırhlı duvardaki kilitli kapının süngüsünü sana zorda olsa açabiliyorum?.. ben bu aralar durup durup kendime bunları soruyorum...
    - ben seni çok seviyorum. gerçekten, gerçekten, gerçekten, ... ve neden bu kadar çok 'gercekten' diyorum, bende bilmiyorum.
    + aslında bundan emin olmayışından olabilir mi? kendi kendini, kendi ağzından çıkanları yabancılamamak, özümsemek için bir anda bu kadar çok tekrar etmiş olabilir misin?
    - bak, ben senden sonra çok değiştim, ama sen öncesini bilmediğin için aradaki farkı göremiyorsun.
    + kendi geçmişinle bugünü değil de, bugün ikimiz arasındaki farkı kıyaslayabiliyorum.
    - peki ne görüyorsun?
    + aslında uzaktayken sana ulaşmak için bir çıkar yol aradigimda hep aldığım cevabı alıyorum senden.
    - nedir o?
    + 'aradığım kişiye şu anda ulaşılamıyor.' çünkü kendini kapatıyorsun, sevdanı bile artık kendi içinde, tek kisilik yaşıyorsun.
    - ...
    + hani demiştin ya; kızlar erkeklerden alıcakları birşey kalmadığını anladıkları an çekip giderler diye...ben senden tek bir şey dahi almadan gidiyorum. bana bağlanmak istemediğini de seziyorum. geçmişte başka bir insanla yaşadığın yanlis ilişkiden dolayı benimle yaşayacağın geleceğin belirsizliğinden korkuyorsun, böyle düşünmeni anlıyorum, ama seni anlayamıyorum...
    - ... napıyorsun?
    + gidiyorum. bugüne kadar yaşadığının aksine senden bir şey almadan gidiyorum, senden birşey alırsam zaten kalırım, biliyorum. ve kalıp, sana kendimi yeniden anlatsam da anlamazdin, çünkü anladığında dogru kişi olduğuma inanmaktan korkardın.
    #4322584 (alti, 06.12.2008 01:35 ~ 01:39)
  23. playstation
    döndü disk... küçüktü, büyüdü. masmavi oldu.
    #4322641 (eraserhead, 06.12.2008 01:56 ~ 01:57)
  24. super 8
    karşıt olarak düşünüldüğünde utanmakla gurur duymak arasındaki noktada; paralel olarak düşündüldüğünde düzlemdeki herhangi bir noktadaki, yüzeyi 1 santimetreden küçük tuvalet kağıdına çizilen portrenin sahibinin hangi götü temizlediği hakkında bile bir fikri yok, aynaya bakarken gurur duyuyor.
    #4322695 (eraserhead, 06.12.2008 02:20)
  25. neye niyet neye kısmet
    lokantada yemeğine doğru uzandı ki polisten tokatı yedi.
    (bkz: 1 nisan tadında 1 mayıs)
    (bkz: şaka gibi)
    #4322870 (jetlag olmus barbunya, 06.12.2008 04:17)
/ 7
Copyright © 2009 - uludağ sözlük

minimal oyku denemeleri başlığındaki tanımlamalar uludağ sözlük yazarları tarafından yapılmıştır. minimal oyku denemeleri ile ilgili tanımlamalar bulunmaktadır. yazılanların hepsi yalan olmakla beraber sadece uludağ sözlük yazarlarını bağlamaktadır. sitede yazanlar birinci dereceden el emeği göz nuru olup yürütülmesi durumunda iş bu kişi uludağ a tatile ıssız bir kulubeye davet edilecek 'ben içerdeyim gel canım nedir bu minimal oyku denemeleri nedir problem' denilip uludağ gazozuna ilaç konmak suretiyle etkisiz hale getirilecek ve sonra ibreti alem için bilimum dağ hayvanatına yem yapılacaktır. ayrıca soğuk içilmesi tavsiye olunur ve bundan doğabilecek bir boğaz tahribatı durumunda bana ne denilir. feci şekilde bir ek$i sözlük klonudur. in this page you can find information about minimal oyku denemeleri. Copyright of the articles are belong to their authors.