gecenin şiiri

entry 11712 galeri 479 video 92 ses 8 iyilertrends
  1. 11712.
    soğuk ve şehirlerarası
    otobüslerde vazgeçtim
    çocuk olmaktan
    ve beslenme çantamda
    otlu peynir kokusuydu babam...

    Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama
    yeme ihtimalini sevdim.

    ilkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
    (Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o
    zaman) özlemeye başladım herkesi.. Ve bu hasret öyle
    uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım
    sonra..

    Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
    Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...

    Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
    kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık..
    Ben doktor
    oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
    Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu,
    pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir
    Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden
    orak çekiç figürleri türetmeyi..

    Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
    Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu
    haber bültenleri..
    Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
    Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
    (Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik
    dikenleri saymazsak..)
    Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir
    saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber
    bültenleri.. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim..
    Ve hiçbir mahkeme tutanağında geçmedi adım..
    Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm
    sadece..


    Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama
    sen yoktun.. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini
    seviyordum, suni teneffüs saatlerinde.. Okul servisi
    seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine
    götürüyordu.. Ben, senin benimle Tunalı Hilmi
    Caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum..

    Ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

    Yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır
    gevrekliğini.. Sonra otobüs oluyordum,
    kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü..
    Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş
    ovasının yalancı maviliğini.. Otobüs oluyordum bir
    süre.. Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,
    yanağım otobüs camının garantisinde..
    Otobüs oluyordum.. Bir ülkeden bir iç ülkeye..
    Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...

    Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın
    listesinin.. Korkuyordum..Sonra iniyordum otobüsten..
    Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün
    en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu
    koşuyordum.. Çünkü sonunda annem oluyordum babam
    kokuyordum sonunda...

    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim,
    çocuk olmaktan..
    Ve beslenme çantamda
    otlu peynir kokusuydu babam...

    Ben seninle birgün Van'daki bir kahvaltı salonunda...
    Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği)
    bir yol üstü lokantasında...
    Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay
    kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak
    damında..
    Ben seninle herhangi bir insan elinin terli
    coğrafyasında olma ihtimalini sevdim..




    Ben senin,
    beni sevebilme ihtimalini sevdim !
    #36158205 :)
  2. 11711.
    V irane bir sırça köşk gibi beynim
    i lle de uyku diyor gözlerim
    Z aten çalışmaya yok takatim
    E lli alsam yeter hocam ,gözünü seveyim !
    #36158184 :)
  3. 11710.
    ÇıLGıN-HÜZÜNLÜ

    çünkü yaşamak gibi bir şeydi yaptığı
    anasız bir tay gibi coşkun ve hüzünlü
    akşamın dinginliğini otluyordu o zaman

    her sabah denize çıkar, bir elma yerdi
    hüznünü ve çılgınlığını elmanın
    gözünü yumsan ağzında duyarsın

    ellerine bakma artık
    çünkü kar yağıyor
    çılgın hüzünlü

    büyük kentleri düşünse de rahatlasa
    işte her şey nasıl haince karıştırılmış
    kirli çamaşırlarla sabunlar ayrı semtlerde
    saatin sonunda meydan
    suyun sonu ilerde
    böyle yaşamak zordur elbet anlıyorum
    çılgın ve hüzünlü

    çünkü bakışları yazda geçmiş bir geceyi andırıyor
    yaşanmış mı temmuzda mı belli değil
    çılgın ya da hüzünlü

    şimdi dolaşıp duruyor aramızda
    kıpkırmızı bir duygu olarak
    doğudan batıya bir güz halinde
    çılgın ve hüzünlü

    biraz dağ yollarını öğrenmesi gerek sanırım
    kahırçeker mekkâri katırları gibi
    onlar ki hiçbir şeyleri yok
    korkunca çılgın sevinince hüzünlü

    kar dindi
    gerçekten dindi
    ellerine bakabilirsin artık

    turgut uyar
    #36157331 :)
  4. 11709.
    Ömür...
    Sensiz geçmez hiçbir gün
    Sen yokken kelimeler bogazda düğüm
    Ne geçmiş umrumda ne bugün ne dün

    Yaradan seni vermiş bana
    Aşkım bitmedi hiç o günden bu yana
    Dünya ne bana benzer ne sana
    Sevdayı unutup da kötülüklere kanma

    Kalırmı sanırsın ne gök ne arz
    Aşk ikimizin de gönlüne farz
    Ne yapsam yetmez gelir aşkına az
    Sensizlik beni dünyaya bağlamaz...

    - Yunus B.....

    Şahsıma aittir.
    #36156851 :)
  5. 11708.
    Recep Tayyip Erdoğan - canım istanbul
    http://video.uludagsozluk.com/v/recep-tayyip-erdoğan-ın-en-iyi-başardığı-şey-150794/

    #36156799 :)
  6. 11707.
    "evet sevgilim,vücutlarımızın arasında binbir titizlikle kurduğumuz berzah, coğrafya anlamından taşmakta ve mimari bir olanak halinde uzanmakta şimdi"
    (bkz: cemal süreya)
    #36156474 :)
  7. 11706.
    Resulullah süper bi insandı, ben o kadar değilim,
    resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleyküm ya sıddık’ derdi,
    ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam.
    resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
    ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
    gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.
    resulullah azrail’i yolda görse tanırdı;
    ben azrail’i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu,
    derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.
    resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
    o bana gülümserdi ben ona derdim ki,
    anam babam yoluna feda olsun ey allah’ın resulü;
    fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor,
    bir şeyler yapamaz mıyız?
    resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki ‘kızım ha gayret! ’;
    ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki ‘anneciğim ölmesen…’
    ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki ‘anneciğim seni ben…’;
    annem döndü bana bir baktı, o bakışı görmeliydiniz
    resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
    ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım
    ama annem elimden tuttu.
    ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının
    anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…
    resulullah çok şanslı bir insan
    annesi öldüğünde o küçücüktü;
    benim annem öldüğünde ben küçücük değildim,
    zaten şanslı birisi de değilimdir,
    filmlerim iş yapmaz.
    annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!
    olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
    verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
    resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
    nasıl olsa resulullah da ölü annem de ölü.
    #36156410 :)
  8. 11705.
    Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ
    Sevgiler bekliyor sürekli senden.
    insanın bir yanı nedense hep eksik
    Ve o eksiği tamamlayayım derken
    Var olan aşınıyor azar azar zamanla.

    Anamın bıraktığı yerden sarıl bana

    Anılarım kar topluyor inceden
    Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne.
    Ama yine de unutuş değil bu
    Sızlatıyor sensizliği tersine.
    Senin kim olduğunu bile bilmezken.

    Sevgiden caydığım yerde darıl bana.
    #36155943 :)
  9. 11704.
    Boşver be yaşı başı! Gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?
    Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan,
    sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver?
    Koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını.
    Gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna.
    Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
    ama aklını kaybedecek kadar bir aşk varsa avuçlarında, bırak aksın yollarına.
    Yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın.
    Sen inan yüreğine...
    hem ona geçmezse kime geçer sözün?
    Büyü büyü... Bak ellerin ayakların kocaman, aklın da maaşallah yerinde,
    e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
    Akıllı ol, yüreğin gelir peşinden, boşver yaşı başı,
    aşk var mı aşk, sen ondan haber ver?

    Sibel bengü
    #36155882 :)
  10. 11703.
    "Ruhta kopan fırtınalar dindi
    Gökten gönle sükunet indi
    Anladı ki acı tatlı soğuk sıcak
    Geçmiş ve gelecek ayrılmak ve kavuşmak
    Hep aynı varoluşun dönüşümleri
    Aydınlanışları ve sönüşümleri
    Her şey havada döner durur
    Sonunda Tanrı varlığında yok olur
    Ruh hürdür vücut esir
    Ruh baldır beden zehir
    Ruh hürdür Tanrı aşkıyla
    Bağlı değil yer ve zaman kaydıyla
    Farketmez gelse gelmese Kays Ona
    Gitse gitmese Ona Leyla
    Tanrı katında buluşmuşlardır
    Hakikat yurduna kavuşmuşlardır."
    #36155859 :)
  11. 11702.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1374406/+

    Jrr tolkien
    #36155802 :)
  12. 11701.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1374405/+
    #36155798 :)
  13. 11700.
    acıyor

    mutsuzluktan söz etmek istiyorum
    dikey ve yatay mutsuzluktan
    mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
    sevgim acıyor

    biz giz dolu bir şey yaşadık
    onlar da orada yaşadılar
    bir dağın çarpıklığını
    bir sevinç sanarak

    en başta mutsuzluk elbet
    kasaba meyhanesi gibi
    kahkahası gün ışığına vurup ta
    ötede beride yansımayan
    yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
    öbürünün bir kadından aldığı verem
    bütün işhanlarının tarihçesi
    bütün söz vermelerin tarihçesi
    sevgim acıyor

    yazık sevgime diyor birisi
    güzel gözlü bir çocugun bile
    o kadar korunmuş bir yazı yoktu
    ne denmelidir bilemiyorum
    sevgim acıyor
    gemiler gene gelip gidiyor
    dağlar kararıp aydınlanacaklar
    ve o kadar

    tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
    sonbahar geldi hüzün
    kış geldi kara hüzün
    ey en akıllı kişisi dünyanın
    bazen yaz ortasında gündüzün
    sevgim acıyor
    kimi sevsem
    kim beni sevse

    eylül toparlandı gitti işte
    ekim falan da gider bu gidişle
    tarihe gömülen koca koca atlar
    tarihe gömülür o kadar

    turgut uyar
    #36155787 :)
  14. 11699.
    Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
    Dikey ve yatay mutsuzluktan
    Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
    Sevgim acıyor

    Biz giz dolu bir şey yaşadık
    Onlarda orada yaşadılar
    Bir dağın çarpıklığını
    bir sevinç sanarak

    En başta mutsuzluk elbet
    Kasaba meyhanesi gibi
    Kahkahası gün ışığına vurup da
    öteden beri yansımayan
    Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
    Öbürünün bir kadından aldığı verem
    Bütün işhanlarının tarihçesi
    sevgim acıyor

    Yazık sevgime diyor birisi
    Güzel gözlü bir çocuğun bile
    O kadar korunmuş bir yazı yoktu
    Ne denmelidir bilemiyorum
    sevgim acıyor
    Gemiler gene gelip gidiyor
    Dağlar kararıp aydınlanacaklar
    Ve o kadar

    Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
    Sonbahar geldi hüzün
    ilkbahar geldi kara hüzün
    Ey en akıllı kişisi dünyanın
    Bazen yaz ortasında gündüzün
    sevgim acıyor
    Kimi sevsem
    Kim beni sevse

    Eylül toparlandı gitti işte
    Ekim filanda gider bu gidişle
    Tarihe gömülen koca koca atlar
    Tarihe gömülür o kadar...

    turgut uyar
    #36155669 :)
  15. 11698.
    YENiLGi GÜNLÜĞÜ

    şimdi yorgunum
    ve birazdan gitmem gerek
    şiirler söyleyemeyeceğim sana bugün
    pencereni kapatmayı unutma
    yağmur yağıyor
    üşürsün...

    beni bir yağmura koştular
    sözlerimden arta kalan bir yoldu bu
    suların serinliğinden
    gözlerimin derinliğinden arta kalan bir yol...

    kelimelerim vardı
    sana bir akşam anlatacaktım
    taa Kurtuba’dan
    Mağrip’ten
    kızılı hüzne bulanmış gamlı bir akşam
    güneşe bir akşam
    yolların sonuna bir akşam anlatacaktım
    yalnızca yürünmek için gidilen yollar
    yalnızca serinlemek için içilen su
    ve yalnız kendi yalımıyla alevlenen ateş
    ve ne varsa kendi uğultusuyla var olan
    kendisi olan
    kendisi yürüyen
    kanayan gözlerimdeki rüzgarın korkusu
    dinleyeceklerdi beni...

    şimdi yorgunum
    ve birazdan gitmem gerek
    ne söylediğim şiirler kaldı hatırımda
    ne yıllarca peşinden koştuğum kitaplar
    ne kahramanlar
    ne dostlar
    ve ne düzenine başkaldırdığım görkemli erkler
    ve ey kapımda sabrını taşlara vuran cinnet
    ey kaldırımda attığım adım
    ben şimdi yenilmiş bir soruysam
    ben şimdi sorulmuş bir yenilgiysem
    ben şimdi yağmurları mı çağırayım?

    kızgın güneşler alacaktı beni
    kuzgunlar başımda bekleyecekti
    ben düşersem
    kendim düşecektim
    ben inersem kendim inecektim kalbime
    ölürsem
    kendim ölecektim
    ne yağmurun kokusunu sorumlu tutabilirim bundan
    ne tırmandığım merdiveni
    hayır
    en çok hayallerim ele verdi beni...

    şimdi yenildim
    kaybetmedim fakat
    fakat hangi buz dağı alabilir alnımdan bu ateşi
    hangi cevap
    hangi soruyu örtebilir
    ve hangi çocuğun çaldığı ıslık
    gecenin sesini ürkütebilir
    ve sonra
    saçımın renklerinden akıp giden
    hayatın
    anlamını...

    şimdi yorgunum
    ve birazdan gitmem gerek
    zaman
    silinmiş bir yağmur gibi serpiliyor üzerime
    bir toz bulutu gibi
    gece karanlık ve derin
    gözlerinden deniyorum sabaha varmayı
    bulunmaz denizlerde bir sahil gözlerin
    gözlerin dağlanmış yaralarda şiir
    gecenin hangi ucu güneştir
    gitmem gerek
    hayatın anlamını
    bir çocuğun ıslığından çalan hırsız kadar bile
    cesur değilim üstelik
    çünkü hiçbir güneşin
    hiçbir gece için doğduğunu görmedim ben hiç

    gece yansın
    gece yansın
    bu yağmur, bu deniz
    bu onsuz olunmaz gökyüzü
    ve gözlerin ışıldasın
    gece yansın
    gece yansın
    gün uyansın...
    götüremez beni hiçbir yol
    kendi göğümden başka bir yere
    gün düşer
    gölgeler üşür
    ve yüzün düşer serviliklere
    eskir günlerin göğe vuran mavisi
    gölgem, ufkumdan bağırır:
    çelebi, unutma bizi!

    ama ölü bir sesin adı değildir sessizlik
    sazlıklardan çekilince gün ışığı kuytuluklara
    bunu unutma
    ve yağmur
    hıncını güneşten alır kara bir bulutla
    şimdi yorgunum, şimdi sessiz, şimdi içli
    ve birazdan gitmem gerek
    denizden yeni çıkmış rüzgarlar göndereceğim sana
    dalgaların sırtından yeni gelmiş rüzgarlar
    biliyorum birazdan gitmem gerek
    gitmem gerek
    döneceğim
    ama bekle beni
    kıpırtısız uykularımda bir düş ol
    göveren gözlerimde bir beyaz gülüş ol
    öylece orda hiç kıpırdama bekle beni
    senin yağmurun olacağım

    söylediğim şiirler mi diyorsun
    kitaplar mı
    kahramanlar
    dostlar
    başkaldırmalar mı
    ya da gurur
    bilmem
    ben
    şimdi gidiyorum işte
    kimbilir
    belki yağmur
    belki yeniden
    belki öbür gelişte...

    yorgunum
    ve şimdi gidiyorum
    şiirler söyleyemeyeceğim sana bugün
    pencereni kapatmayı unutma
    yağmur yağıyor
    üşürsün...

    Vaner Kuzu
    #36153867 :)
  16. 11697.
    nurullah ataç çeliştirmen
    tahir alangu soruşturman
    cevdet kudret deriştirmen
    suut kemal çekiştirmen
    mehmet kaplan uyuşturman

    sabahattin eyüboğlu yetiştirmen
    orhan burian barıştırman
    vedat günyol biliştirmen
    adnan benk veriştirmen
    fahir onger geçiştirmen

    memet fuat alıştırman
    fethi naci kızıştırman
    hüseyin cöntürk yarıştırman
    rauf mutluay doluşturman
    asım bezirci koğuşturman

    mehmet. h. doğan geliştirmen
    doğan hızlan buluşturman
    konur ertop araştırman
    vecihi timuroğlu seviştirmen
    muzaffer uyguner üleştirmen

    adnan binyazar örtüştürmen
    füsun akatlı konuşturman
    atilla özkırımlı dalaştırman
    murat belge yakıştırman
    enis batur ileştirmen

    ilhan berk eleştirmen.

    cemal süreya - adı ilhan berk olan şiir
    #36153847 :)
  17. 11696.
    Yanmış yağmalanmıs
    bir vicdanın kuytusunda,
    asma dalına teyelli
    bir çeyrek salkım üzümdür umut.
    Kuşlar dönecek
    ben uyursam sen uyuma.
    #36148402 :)
  18. 11695.
    öndeyiş

    akşam, azıcık!.. alnımın azıcık yüksek kaldığı
    lâstiklerin, benzinlerin, bonoların azıcık ufaldığı

    bir odada, azıcık!.. günlükten ve grevden
    nüfus kâğıdı, terazi ve peynir beklemekten

    ellerimle koparıp aldığım, sahip olduğum ışık
    bir odada azıcık!..

    turgut uyar
    #36147740 :)
  19. 11694.
    Nazım'dan gelsin o zaman ;

    işler, atom reaktörleri, işler,
    yapma aylar geçer güneş doğarken
    ve güneş doğarken hiç umut yok mu?
    umut umut umut,
    …………………umut insanda..
    #36146726 :)
  20. 11693.
    Biliyorum Sana Giden Yollar Kapalı

    Biliyorum sana giden yollar kapalı
    Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

    Ne kadar yakından ve arada uçurum;
    insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

    Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
    Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

    Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
    Ben artık adam olmam bu derde düşeli

    Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
    Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

    Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
    Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

    Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
    Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

    Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
    Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

    Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
    Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

    Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
    Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

    Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
    Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

    Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
    Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

    inan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
    Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

    Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
    Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri…

    Cemal süreya
    #36146457 :)
  21. 11692.
    acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun
    izlerime rastlıyorsun, bıraktıklarıma,
    orada o yolda çekmiştim ruhumu patlatan fitili
    benden savrulan parçalar kurusa da,
    izleri var hala yolun kenarında.

    izini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı
    vakit geniştir, ufuk sandığından daha yakın
    acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun,
    ustası olacaksın içine gerdiğin tellerin
    hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle
    büyük bir aşk, hangi sesle ölür, bileceksin.

    ne zamandı bilmiyorum. yaşadıklarından sana
    kalan tortu, seni olduğun yere çakan, olduğun
    yerde fırtına koparan korku. kendi sarmalında
    döndün, döndün, sanma ki daha dönmeyeceksin
    kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun.

    şimdi, acının ormanından geçiyorsun
    her şey bir daha kanasa da
    ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben
    geç meleğim, senin de şarkıların olsun
    içindeki telleri titreten.
    - birhan keskin.
    #36146213 :)
  22. 11691.
    Durakta üç kişi
    Adam kadın ve çocuk

    Adamın elleri ceplerinde
    Kadın çocuğun elini tutmuş

    Adam hüzünlü
    Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

    Kadın güzel
    Güzel anılar gibi güzel

    Çocuk
    Güzel anılar gibi hüzünlü
    Hüzünlü şarkılar gibi güzel

    Cemal Süreyya
    #36146210 :)
  23. 11690.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1373332/+
    #36146181 :)
  24. 11689.
    Gelmek istemiyor gece
    Ne sen gelebiliyorsun o yüzden
    Ne de ben gidebiliyorum.
    Ama ben gideceğim.
    Akrepten bir güneş şakağımı yese de.
    Ama sen geleceksin.
    Dilin tuzlu yağmurlarca yakılmış.
    Gelmek istemiyor gün.
    Ne sen gelebiliyorsun o yüzden.
    Ne de ben gidebiliyorum.
    Ama ben gideceğim.
    Kurbağalara atarak ağzımda çiğnediğim karanfili.
    Ama sen geleceksin.
    Çamurlu lağımından karanlığın.
    Gelmek istemiyor.
    Ne gün,
    Ne gece.
    Ölebiliriz o yüzden.
    Ben senin uğruna.
    Sen de benim..

    Federico garcia Lorca
    #36146175 :)
  25. 11688.
    bakakalırım giden geminin ardından;
    atamam kendimi denize, dünya güzel;
    serde erkeklik var, ağlıyamam.

    (bkz: orhan veli kanık)
    #36146001 :)