gecenin şiiri

entry 11630 galeri 463 video 91 ses 5 iyilertrends
  1. 11574.
    Bunu kimse söylemedi belki düşündü
    çünkü vardır insanın yaşamasında
    uyku ve öfke gibi vardır
    kimse söylemedi
    tuzunu çoğaltan bir denizde
    nasıl batarsa güneş öyle bende kaçırdım
    ki gözüm bütün gün
    boyu lekelerde
    kaçırdım ama şöyle de söylenebilir
    şiirin bütün geçmişinin dışında
    önceden açıklanan her şeyin dışında
    örneğin en sıcak ülkelerin yazında
    en soğukların kışında
    yanarım üşürüm berbat olurum
    hiç bir şeye yaramam
    ama yine de seni severim
    o zaman sen de beni sev ...
    #35833902 :)
  2. 11575.
    kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
    kaç kilo çekerdi yalnızlık
    kaç kere ezildim altında
    yaz yağmurlarının

    belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
    her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
    hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

    kim sevmezdi çiçekleri filan
    ”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

    bunu palyaço söyledi,
    palyaço söyledi ben yazdım
    yazdım, yazmasam ağlayacaktım

    herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
    sırf bu yüzden mi ağladım
    alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

    biraz birazdım her şeyden
    dün biraz sinirlenmiştim mesela
    yarın bir kadını seveceğim biraz
    biraz biraz kör oldum bügünlerde

    ama rakı kadehlerini boşaltmayın
    eksilmesin hiçbir şey
    hiçbir şeyden dahi olsa
    kalsın biraz
    #35833943 :)
  3. 11576.
    Gün biter gülüşün kalır bende
    anılar gibi sürüklenir bulutlar
    Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
    yarım kalan bir şiir belki de...
    #35833954 :)
  4. 11577.
    Ne doğan güne hükmüm geçer,
    Ne halden anlayan bulunur;
    Ah aklımdan ölümüm geçer;
    Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

    Ve gönül Tanrısına der ki:
    - Pervam yok verdiğin elemden;
    Her mihnet kabulüm, yeter ki
    Gün eksilmesin penceremden!

    (bkz: cahit sıtkı tarancı)
    #35834017 :)
  5. 11578.
    nedense bulutlanır gözleri arada.
    o zaman kimseyi görmez.
    uzaklara bakar yalnızca.
    benimle konuşurken, gazetesini okurken
    ruhi bey uzaklara bakar.
    sanırsınız ki işte çok uzaklarda bir ruhi bey daha var.
    bana öyle gelir ki durmadan geri çağırır onu.
    ama durmadan
    ve alır karşısına - neden bilinmez -
    suçlu bir çocuktur da sanki o, gizli gizli azarlar.

    çok uzaklarda bir tane daha var bizden. azarladığımız, özlediğimiz. iyi geceler.
    #35834080 :)
  6. 11579.
    Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti.
    Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti.

    Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma,
    Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma.

    Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından,
    Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından.

    Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde,
    Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde.

    Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş,
    Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş.

    Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine,
    Kapılıp gidiyorum saçının sellerine.

    Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar,
    Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar.

    Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın,
    Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın.

    Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi,
    Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi.

    Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım,
    Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım.

    Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden,
    işte yeni bir dünya peygamber sözlerinden.

    Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm,
    Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm..

    Erdem Bayazıt
    #35834088 :)
  7. 11580.
    Göreceğiz çocuklar, karanlık günler göreceğiz. Kap-kar-an-lık...
    Süreceğiz çocuklar, motorları cenaze alaylarına süreceğiz. Kederli cezanelere...

    Sürüneceğiz çocuklar, mapushane duvarlarında sürüneceğiz. Duvarları buz...
    Bir bir düşeceğiz çocuklar, kimimiz veremden, kimimiz işkenceden. Kan kusarak...

    Çökecekler çocuklar, karanlık ışıklarıyla bir felç misali çökecekler.
    Nefes alamayacağız çocuklar. Nefese vereceğiz hürriyetlerimizi, hürriyetler ki nefesi nefes yapan...

    Hep kötüler kazanacak çocuklar, unutun güzel günleri. Hep cehalet hüküm sürecek kana susamış topraklarda.

    Göreceğiz çocuklar, kapkaranlık günler göreceğiz! ***
    #35834142 :)
  8. 11581.
    Nasıl iş bu
    Her yanına çiçek açmış
    Erik ağacının
    Işık içinde yüzüyor
    Neresinden baksan
    Gözlerin karmaşır

    Oysa ben akşam olmuşum
    Yapraklarım dökülüyor
    Usul usul
    Adım sonbahar.. - Atilla ilhan
    #35834143 :)
  9. 11582.
    Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya
    Ona sorarsanız lafı bile edilemez, mikroskopik bi zaman.
    Bana sorarsanız on senesi ömrümün.
    Bir kurşun kallemim vardı, ben içeri düştüğüm sene
    Bir haftada yaza yaza tükeniverdi
    Ona sorarsanız bütün bi hayat.
    Bana sorarsanız adam sende bi hafta.
    Katillikten yatan Osman, ben içeri düştüğümden beri
    Yedibuçuğu doldurup çıktı.
    Dolaştı dışarda bi vakit,
    Sonra kaçakçılıktan tekrar düştü içeri, altı ayı doldurup çıktı tekrar.
    Dün mektubu geldi; evlenmiş, bi çocuğu olacakmış baharda...

    Şimdi on yaşına bastı, ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar.
    Ve o yılın titrek, uzun bacaklı tayları,
    Rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldu çoktan.
    Fakat zeytin fidanları hala fidan, hala çocuktur.

    Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde, ben içeri düştüğümden beri...
    Ve bizim hane halkı, bilmediğim bir sokakta, görmediğim bi evde oturuyor.

    Ben içeri düştüğüm sene, ikincisi başlamamıştı henüz
    Daşov kampında fırınlar yakılmamış, atom bombası atılmamıştı Hiroşimaya
    Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman
    Sonra kapandı resmen o fasıl, şimdi üçünden bahsediyor amerikan doları
    Fakat gün ışığı her şeye rağmen, ben içeri düştüğümden beri
    Ve karanlığın kenarından, onlar ağır ellerini kaldırımlara basıp doğruldular yarı yarıya.

    Ve gayrısı
    Mesela, benim on sene yatmam
    Laf’ı güzaf...

    (bkz: nazım hikmet ran)
    #35834179 :)
  10. 11583.
    Kürşad'ın Sofrasında

    Atsızlığı nam eden yiğitlerim atlansın;
    Kor taşıyan avuçlar,pas çözsün ,pusatlansın!
    Yıkılsın Ergenekon;yurtlarım azatlansın!

    Hainlere kargışlı,kahpe acun dar olsun!
    “Vaktiyle bir Atsız varmış”;var olsun!

    Ayzıt yarenlik etsin,kurt doğursun Almıla,
    Demir yığan ,vade az ,koşsun Atam Irkıl’a,
    Ozan Çuçu söyleye,gök çöke yer yıkıla,

    Bay kılınsın budunum,kalanı bizar olsun!
    “Vaktiyle bir Atsız varmış”; var olsun!

    Sançar bas kahkahayı,çınlat Tanrı Dağı’ndan,
    Kara Kağan gafleti,az bu gaflet çağından,
    “Kurtkaya elini çöz”,çık sürgün otağından,

    “Kanlı sınır boyları yağıya mezar olsun”
    “Vaktiyle bir Atsız varmış”; var olsun!

    Deli kurt Çakır alsın, Gökçen’i terkisine,
    Açığma-kün kul olsun, Burkay’ın kargısına,
    i-çing katun delirsin, Kürşat’ın korkusuna

    “Hayat çelik kollarla atılan bir zar olsun”,
    “Vaktiyle bir Atsız varmış”, var olsun!

    Geçmesin geri gelen bir mektubun yarası,
    Selim Pusat sorgusu,bir mektebin sırası,
    Yurt olmaya yetmesin iki kutbun arası,

    Atam’a süngülerim, kılıçlarım yar olsun,
    “Vaktiyle bir Atsız varmış”, var olsun!

    Anılmadan yaşarsın ve bilmeden acımı,
    Belirsiz mezarlarda bir “tabutluk” geçimi,
    -ki bugünün erleri , iyi görsün öcümü,

    Böyle düzen, böyle çağ, böyle devran kahrolsun,
    “Vaktiyle bir Atsız varmış”, var olsun!

    Sen ömründe bir kere,bir kere sevinirken,
    Tanrı yolu uzaktır !Biz sıkı giyinirken,
    Ve demirdağ bir daha,bir daha delinirken,

    Mezar taşımız yastık,yorganımız kar olsun,
    “Vaktiyle bir Atsız varmış”, var olsun!
    #35834338 :)
  11. 11584.
    cemal safi - git.

    Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
    Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

    Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle,
    Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

    Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
    Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar

    Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar,
    Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.

    Hadi git, benden sana dilediğince izin,
    Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

    Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
    Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.

    Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
    Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın.

    Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
    Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak!

    Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez,
    Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez.

    Her darbene tehammül edecektir bedenim,
    Gururum mani olur perişanıma benim.

    Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
    Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.

    Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
    Sana gül bahçesini kim açar benden başka!

    Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
    Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!

    Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin,
    Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.

    Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
    Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!

    Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan!
    Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!

    Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm,
    Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.

    Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum;
    Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum.

    Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
    Günahıma girmeden, katilim olmadan git!
    #35834350 :)
  12. 11585.
    Kurtkaya'dan.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1344161/+
    #35834357 :)
  13. 11587.
    Öyle bir hayat yaşıyorum ki
    Cenneti de gördüm, cehennemi de
    Öyle bir aşk yaşadım ki
    Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.

    Bazıları seyrederken hayatı en önden,
    Kendime bir sahne buldum oynadım.
    Öyle bir rol vermişler ki,
    Okudum okudum anlamadım.

    Kendi kendime konuştum bazen evimde,
    Hem kızdım hem güldüm halime,
    Sonra dedim ki söz ver kendine.

    Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
    Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin,
    Uçmayı seviyorsan düşmeyi de bileceksin,
    Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredersin.

    Öyle bir hayat yaşadım ki,
    son yolculukları erken tanıdım
    Öyle çok değerliymiş ki zaman,
    Hep acele etmem bundan, anladım...

    (bkz: friedrich wilhelm nietzsche)
    #35834824 :)
  14. 11588.
    mendilimde kan sesleri

    "...
    her yere yetişilir
    hiç bir şeye geç kalınmaz
    çocuğum beni bağışla
    ahmet abi sen de bagışla...

    boynu bükük duruyorsam eğer
    içimden böyle geldiği için değil
    ama hiç değil
    ah güzel ahmet abim benim
    insan yaşadığı yere benzer
    o yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
    suyunda yüzen balığa
    topragını iten çiceğe
    dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
    konya'nın beyaz
    antebin kırmızı düzlüğüne benzer
    göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
    denizine benzer ki dalgalıdır bakışları
    evlerine, sokaklarina, kosebaslarina
    öylesine benzer ki
    ve avlularina

    (bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)

    ve sözlerine

    (yani bir cep aynası alım-satımına belki)

    ve bir gün birinin bir adres sormasına benzer
    sorarken sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne
    camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
    öyle bir cigara yakımına, birinin gazoz açmasına
    minibüslerine, gecekondularına
    hasretine, yalanına benzer

    anısı ıssızlıktır
    acısı bilincidir
    bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
    gülemiyorsun ya, gülmek
    bir halk gülüyorsa gülmektir

    ne kadar benziyoruz türkiye'ye ahmet abi...
    bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
    dirseğin iskemleye dayalı

    -- bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --

    cigara paketinde yazılar resimler
    resimler: cezaevleri
    resimler: özlem
    resimler: eskiden beri

    ve bir kaşın yukarı kalkık
    sevmen acele
    dostluğun cabuk
    bakıyorum da şimdi
    o kadeh bir küfür gibi duruyor elinde...

    ve zaman dediğimiz nedir ki ahmet abi
    biz eskiden seninle
    istasyonları dolaşırdık bir bir
    o zamanlar malatya kokardı istasyonlar
    nazilli kokardı

    ve yağmurdan ıslandıkça edirne postası
    kil gibi ince istanbul yağmurunun altında
    esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen

    kadının ütülü patiskalardan bir teni
    upuzun boynu
    kirpikleri
    ve sana ahmet abi
    uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
    sofranı kurardı
    elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
    cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi
    cocuklar doğururdu

    ve o çocukların dünyayı düzeletecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
    o çocuklar büyüyecek
    o çocuklar büyüyecek
    o çocuklar...

    bilmezlikten gelme ahmet abi
    umudu dürt
    umutsuzlugu yatıştır
    diyeceğim şu ki
    yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
    oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
    hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
    çocuklar, kadınlar, erkekler
    trenler tıklım tıklım
    trenler cepheye giden trenler gibi
    işçiler
    almanya yolcusu işçiler
    kadınlar
    kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
    ellerinde bavullar, fileler
    kolonyalar, su şiseleri, paketler
    onlar ki, hepsi
    bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
    ah güzel ahmet abim benim
    gördün mü bak
    dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
    ve dağılmış pazar yerlerine memleket
    gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
    gelse de
    öyle sürekli degil
    bir caz müziği gibi gelip geciyor hüzün
    o kadar çabuk
    o kadar kısa
    işte o kadar...

    ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
    diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar

    mendilimde kan sesleri...
    "
    (bkz: edip cansever)
    #35835722 :)
  15. 11589.
    Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
    Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
    Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...

    Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
    Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

    Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
    Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
    Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

    Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,
    Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

    Ahmet Hâşim.
    #35836054 :)
  16. 11590.
    biliyorum, sana giden yollar kapalı
    üstelik... sen de hiçbir zaman sevmedin beni

    bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu
    yalvarırım onu okuma çarşamba günleri...
    #35842524 :)
  17. 11591.
    Yiğit harmanları, yığınaklar,
    Kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
    Dize getirilmiş haydutlar,
    Hayınlar, amana gelmiş,
    Yetim hakkı sorulmuş,
    Hesap görülmüş.
    Demdir bu...

    Demdir,
    Derya dibinde yangınlar,
    Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...
    Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
    Çelik kadavrası korugan'ların.
    Ölünmüş, canım,ölünmüş
    Murad alınmış...

    Gelgelelim,
    Beter, bize kısmetmiş.
    Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
    Susmak ve beklemek, müthiş
    Genciz, namlu gibi,
    Ve çatal yürek,
    Barışa, bayrama hasret
    Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
    Otuziki dişimizle gülmeğe,
    Doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
    Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
    Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
    Ve asıl biz biliriz kederi.

    içim, bir suskunsa tekin mi ola?
    O Malta bıçağı,kınsız,uyanık,
    Ve genç bir mısradır
    Filinta endam...
    Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
    Bakışlarındaki öldüren buğu?
    Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
    Nasıl da almış aklımı,
    Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
    Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
    Kınanmak, yiğit başına.
    Bu, ne ayıp, ne de yasak,
    Öylece bir gerçek, kendi halinde,
    Belki, yaşamama sebep...

    Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
    Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
    Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
    Ve zehir - zıkkım cıgaram.
    Gene bir cehennem var yastığımda,
    Gel artık...

    Ahmet Arif.

    https://m.youtube.com/watch?v=KMRBMyiyWo4 +

    Şarkıya çok güzel oturan şiirdir.
    #35842570 :)
  18. 11592.
    Kendine kucak arayan gövde
    Kendini yok eden gövde
    Yitirdin kendini işte
    Artık ne yurt sana
    Ne varolabiliyorsun başka evde.
    Bu mum medeniyetinde
    Bu metal öznede
    Bu cam sözde
    Ne yurt sana dil
    Ne şölen yeterince.

    Ben büyüdüm
    Akasyalar öldü
    Üzgünüm.
    Dışınız çok kalabalıktı
    Beni içinizdeki zindana attınızdı
    Olur ya bir gün
    Suyu hatırlar şelale
    Şeytan utanmayı öğrenir ve
    Yüzleşir yüzünüz mevsimlerle
    Sırf bu yüzden büyüdümdü,
    Akasyalar öldü.

    Karanlık suyun dibini göze aldım
    Sonsuzluğu göze aldım o yatakta
    Sen gittin ben bu balkonlara kaldım
    Metalin damara dayandığı nokta
    Şimdi söylüyorum dilimdeki küfrü
    Büyülü sözü kalbimdeki:
    Tekrar karşılaşsak
    Ölür müsün?

    Kışı neden bu kadar çok sevdiğini
    ve neden her şeyin bir sonla noktalandığını
    sorma,
    ben de bilmiyorum.
    Anı olacak bir şeyim yok
    Her şeyin dünündeyim.

    içime işleyen acıyı size değil
    Bir suya bırakmayı öğrendim
    Dal olmaktan vazgeçeli çok oldu
    Bu yüzden ne bir ağacım var
    Bana beden
    Ne de çiçek açacak benden.

    Birhan Keskin
    #35842990 :)
  19. 11593.
    Ne içindeyim zamanın

    Ne içindeyim zamanın
    Nede büsbütün dışında
    Yekpare geniş bir anın
    Parçalanmaz akışında.

    Bir garip rüya rengiyle
    Uyuşmuş gibi her şekil
    Rüzgarda uçan tüy bile
    Benim kadar hafif değil.

    Başım sükutu öğüten
    Uçsuz bucaksız değirmen
    içim muradına ermiş
    Abasız postsuz bir derviş.

    Kökü bende bir sarmaşık
    Olmuş dünya sezmekteyim
    Mavi masmavi bir ışık
    Ortasında yüzmekteyim.

    Ahmet hamdi tanpınar
    #35843740 :)
  20. 11594.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1345002/+
    *Kıymetli ömür, yazı ne yiyeyim,
    Kışın ne giyeyim, derken; bitti.
    #35843793 :)
  21. 11595.
    Bu şehir bize niye hiç
    Kanadı kırık martının hesabını sormadı
    Havalar soğudu ve birer birer göç etti kuşlar
    Bir tek maviyi sevda gören
    Martılar kaldı
    Sahi bu maviye niye başka başka isimler taktılar
    Gökyüzü olsun deniz olsun onlara
    Hepsi vatandı...
    #35844213 :)
  22. 11596.
    ~~
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1345060/+
    Bu geceye de bunu bırakalım.
    #35844277 :)
  23. 11597.
    kendim diktim düştüğüm
    yolların hırkasını
    eğnimi onlarla eksilttim
    sabrını beklediğim kuyulardı yeminli ay vakti
    talibi olmadım heykelimin
    bildim kumdan yapılmaz çölün heykeli
    vahamı kendim diktim
    kendim diktim hikâyelerimi
    yırtığını söküğünü onulmazın, hayatın
    adımı ben sananlara
    ne yazsam
    duyulmaz sesim
    herkesin zamanından başka türlü geçerim
    bana adımdan yapılan zaman
    aldı beni
    madem seslendim dünyaya
    madem imzamı verdim
    benden geri çekildi çoğaltılan suretim
    yazdıkça bildim:
    zamanın malıyız hepimiz
    düğümlüyüz bağlıyız
    azımız çoğumuz
    ne kadar sevsek o kadarız
    çok kısa görünen hayat
    çok uzundur aslında, çünkü
    kaderi çok az çıkar insanın karşısına
    çöle vursa da kendini, adanmış bir iç kale sanatına
    karşılaşmalarla kısalır insan hayatı
    çıplaktım, acıktım, bana inen yıldırımdın
    yakın geçersin sandım, vurdun geçtin beni, baktım:
    dokunmadın bile bana
    kavurup bıraktın ve yeniden uzakta bir yıldızdın ansızın.

    yeni terzim, mutlak serabım, aklımda senin adın
    başka bir hırkaya başladım, yolum aynı
    aşkım uçsuz bir çöl, ben kum kadarım.

    Murathan Mungan
    #35844327 :)
  24. 11598.
    hiç şiir okumamış gibi kötüsünüz,
    bir köpeğin başını hiç okşamamış,
    hiç bayram şekeri dağıtmamış,
    çocukla çocuk olmamış gibi kötüsünüz!
    sevinince kötüsünüz,
    korkunca kötüsünüz,
    korkunçca ve korkakça kötüsünüz!
    bu topraklardan hiç turgut uyar geçmemiş gibi kötüsünüz!
    en çok da bunun için tarih sizi affetmeyecek!
    #35846174 :)
  25. 11599.
    Kış büyük geliyor nara gidelim
    soğudu günlerin yüzü nara gidelim
    narın bir diyeceği olur da bize
    açılır yazdan binbir sıcak söz
    dilimiz kurudu burdan nara gidelim
    narın bir evi var pek kalabalık
    keşke biz de otursaydık orada
    ev büyük geliyor şimdi her oda
    bir ayrılık, çocuklar kapalı kutu,
    bahçeler dağınık: Bir salkım üzümü
    paylaşırken nasıl da bağ bahçe arkadaştık,
    meğer yapraklarından saymaya başlamış
    bahçeyi hırsız, bağ çıplak kalmış!
    Narın bahçesine bir hoyrat girse
    tenden önce dile yoksulluk düşer
    dil üşümeden daha da üzülmeden ten
    açılıp saçılsın bize nara gidelim;
    ev ki nar gibi içiçe bahçe
    kadın aşka bahçe, deli sarmaşık
    tutunup aşkına hemen nara gidelim

    Nârın elinden kopardık şu aşkı diyelim!

    (bkz: haydar ergülen)
    #35846230 :)