gecenin şiiri

entry 11419 galeri 431 video 90 ses 3 iyilertrends
  1. 11373.
    Kimdi ki o?
    Söz vermişti bir.
    Saracaktı bu ölümlü bedenimi.

    -s.a.-
    #35485670 :)
  2. 11374.
    Rübai XIII
    -ömer hayyam

    Taze, yakut dudağın nerde, hani?
    Cana candır şarabın nerde, hani?
    içki, islamda haram...içmene bak;
    Müslüman bul, bakalım nerde, hani?
    #35485695 :)
  3. 11376.
    Ben acılar denizinde boğulmuşum
    işitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
    Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
    Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

    Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
    Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
    Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
    Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

    Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
    Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
    Baksana;herkes içime dökmüş artıklarını

    Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
    Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
    Yılların içimde bıraktıklarını...

    ümit yaşar oğuzcan
    #35486136 :)
  4. 11377.
    ben onu sevdim, ve bazen o da beni sevdi.
    #35486576 :)
  5. 11378.
    --spoiler--
    Adım adım ilerliyorum
    belki karşıma bir şey çıkar
    bakıp bakıp düşünüyorum
    oysa karşımda yalnız kaçınılmazlıklar.

    Bir taş ki boğulmaya mahkûm.
    Bir perde ki kapanacak
    bir daha açılmadan.
    Bir kuş ki yalnız bir zamanlar uçtuğu bilinen.

    Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor.
    Anlaşılmaz değin uzun
    Uzun, katlanılmazcasına
    kişinin alınyazısı.
    --spoiler--

    ivo andric
    #35486593 :)
  6. 11379.
    Gölgem gözlerine düşüyordu
    Kör oluyordum.
    #35486816 :)
  7. 11380.
    Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey. 
    Dünyanın en güzel sesinden 
    En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... 
    Fakat artık ümit yetmiyor bana. 
    Ben artık şarkı dinlemek değil, 
    Şarkı söylemek istiyorum.

    nazım hikmet ran
    #35486929 :)
  8. 11381.
    Yıkılma Sakın
    Sana durlanmış kelimeler getireceğim
    pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
    kelimeler, bazısı tüyden bazısı demir
    seni çünkü dik tutacak bilirim
    kabzenin, çekicin ve divitin
    tutulduğu yerden parlayan şiir.

    Zorlu bir kış geçirdim, seninki gibi neftî
    acıktım, bitlendim, bir yerlerim sancıdı
    sökmedi ama hoyrat kuralları faşizmin
    çünkü kalbim aşktan çatlayıp yarılırdı.
    Her sabah çarpışarak çekilirdi karanlık alnacımdan
    acılar bile duymadım kof yürekler önünde
    beynim her sabah devrimcinin beyniydi
    ayaklarım donukladı gelgelelim
    sağlığın yerinde mi?

    Yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor
    halkın doğurgan dünyasına dalmakla
    onların güneşe çarpan sesini anlamayan
    dört duvarın, tel örgünün, meşhur yasakların sahipleri
    seyir bile edemezken içimizdeki şenliği
    yılgı yanımıza yanaşmazken
    bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat
    yıkılmak elinde mi?
    Boşuna mı sokuldu bankalara
    petrol borularına kundak
    kurşun işçinin böğrünü boşuna mı örseledi
    varsın zındanların uğultusu vursun kulaklarımıza
    yaşamak
    bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki.
    Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere
    ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına
    yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir
    ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana
    öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar
    sevgiyle hatırlansa bile hatta.

    Köpüren, köpürtücü bir hayatın nadasıdır kardeşim
    bütün devrimcilerin çektikleri
    biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır
    dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki
    pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak
    ama budandıkça fışkıran da bizleriz
    ölüyoruz, demek ki yaşanılacak...
    (bkz: ismet özel)
    #35487088 :)
  9. 11382.
    Hiç bir sayfa yetmedi silmeye,
    Kalemimden akan kelimeleri.
    Kaç kere aşk yazdı,
    Kaç kereden bir fazla ayrılık.
    Özlem ile başladı satırlar da,
    Kavuşmak veda.
    Bir kadına bin şiir yazıldı da,
    Binin biri, sayfaların dışına taşamadı.
    Ah, han oldu gönül,
    Yolcusu pek bol değil;
    Şarap doldu kadehler de,
    Dolduğu ile kaldı.
    Keyfe de keder, kedere de keder,
    Bir cigara bile yakmamışken, helak olmuş ciğer.
    Hadi her şeyi geçtim,
    Ne güzel öldük be,
    Henüz ilk nefesimiz yakmamışken ciğerlerimizi.
    Açamadan gözlerimi, mavi gözyüzüne;
    Sağanak bir yağmur bıraktı, kapkara bulutlar yüreğime.
    Binsem bir gemiye,
    Ne el sallayanım olur, ne de gideceğim bir liman.
    Utanırım tren garına da gitmeye;
    Yalnızlığın seferi yok diye.
    #35487195 :)
  10. 11383.
    ay soluk soluğa
    yıldızlar akla ziyan bir irilikte
    uzaydan yanmış kibrit kokuları
    koklasam korkarım
    koklamasam
    gizli yılan ıslıklarıyla özsuyu zaptediyor
    henüz birer iskelet gibi çıplak
    asağıdan yukarıya ağaçları
    çiçekleri uyandı uyanacak
    koparsam korkarım
    koparmasam
    öyle yoğun bir elektrikle
    çıtırdar ki saçları
    kim değse tutuşacak
    dokunsam korkarım
    dokunmasam
    gözleri bir yangın başlangıcıdır
    dudakları kırmızı alarm
    uğultusu şehre yayılır
    sokak sokak
    tutulsam korkarım
    tutulmasam.

    attila ilhan
    korkarım
    #35488470 :)
  11. 11384.
    Sana bakan gözlerinde beni görür,
    Çünkü ben ebediyen gözlerine sürgünüm.
    #35488483 :)
  12. 11385.
    ...
    Bir saklayan vardı beni
    bir tutan vardı
    Sana yaklaşamazdım
    Anlayamadığım korkular vardı içimde
    Hep böyle seninle sensiz kalırdım ben
    Bir kıvılcım sönerken
    Bir yanardağ patlardı içimde
    Ko' şimdi ben yalnız öleyim
    Vur ellerimi ekmeğimi al
    Tiksinir beni kim görse sensiz
    Utanır yalnızlığım bana baktıkça
    Aynalar mı
    Hani neredeler
    Kim bilir kaç yüzyıl oldu kendimi görmeyeli
    Adım mı neydi
    Besbelli unutmuşum
    Hadi vur
    Hadi öldür
    Kurtar beni ezilmekten, çürümekten

    Ümit yaşar oğuzcan- insan bir kere ölür.
    #35488490 :)
  13. 11386.
    Maviye
    Maviye çalar gözlerin,
    Yangın mavisine
    Rüzgarda asi,
    Körsem,
    Senden gayrısına yoksam,
    Bozuksam,
    Can benim, düş benim,
    Ellere nesi?
    Hadi gel,
    Ay karanlık...

    itten aç,
    Yılandan çıplak,
    Vurgun ve bela
    Gelip durmuşsam kapına
    Var mı ki doymazlığım?
    ille de ille
    Sevmelerim,
    Sevmelerim gibisi?
    Oturmuş yazıcılar
    Fermanım yazar
    N'olur gel,
    Ay karanlık...

    Dört yanım puşt zulası,
    Dost yüzlü,
    Dost gülücüklü
    Cıgaramdan yanar.
    Alnım öperler,
    Suskun, hayın, çıyansı.
    Dört yanım puşt zulası,
    Dönerim dönerim çıkmaz.
    En leylim gecede ölesim tutmuş,
    Etme gel,
    Ay karanlık

    Ahmed Arif
    #35488509 :)
  14. 11387.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1314326/+
    #35488540 :)
  15. 11388.
    öteki kapımdan gel bunu açamazsın
    eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel
    hem tetik bulun ardında biri olmasın
    hanidir ben bu evde saklanıyorum
    adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum.
    gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum
    öteki kapımdan gel bunu açamazsın
    sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel

    pancurların gerisinde kararıyorum
    içime belalar doğuyor sonbahar doğuyor
    telefonda sesini tanıyamıyorum
    yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor
    böyle hep bir şey kopuyor bir şey kırılıyor
    sabaha karşı gel eski gözlerinle gel
    öteki kapımdan gel bunu açamazsın
    hem tetik bulun ardında biri olmasın

    artık hiç kimse beni yaşamıyor
    aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler
    korkularım oldum bittim kimsesizdiler
    yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum
    bir revolver romanımı tamamlıyor
    oyun bitti ışıklarımı söndürdüler
    yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel
    öteki kapımdan gel bunu açamazsın
    üzerime kilitleyip mühürlediler
    hem tetik bulun ardında biri olmasın
    #35488651 :)
  16. 11389.
    Yarım kalmış bir cennetin kıyısındaydı;Zaman,
    Önünde uçurum,
    Arkasında kızılca toz duman,
    ipleri kışlıklarla kaldırmışlar,
    Yoksa, kendini asacaktı oğlan.
    Bandinii
    #35488696 :)
  17. 11390.
    geçip gitmiş günler gelin
    rakı için sarhoş olun
    ıslıkla bir şeyler çalın
    geberiyorum kederden.

    ilerdeki güzel günler
    beni görmeyecek onlar
    bari selam yollasınlar
    geberiyorum kederden.

    başladığım bugünkü gün
    yarıda kalabilirsin,
    geceye varmadan yahut
    çok büyük olabilirsin.

    -nazım hikmet-
    #35488707 :)
  18. 11391.
    Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
    ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak
    büklümlerinin içten ve dışardan
    sarmaladığı günlerde
    bir zamandı
    heves ettim gölgemi enginde yatan
    o berrak sayfada gezindirsem diye
    ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
    Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi
    genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
    halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti
    demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
    vay ki gençtim
    ölümle paslanmış buldum sesimi.

    Hata yapmak
    fırsatını Adem’e veren sendin
    bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
    gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda
    gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
    haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
    bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
    bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
    tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş
    ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.

    Çeşme var, kurnası murdar
    yazgım
    kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.

    Gençtim ya, ne farkeder deyip geçerdim
    nehrin uğultusu da olur, dalların hışırtısı da
    gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert veya verem
    ne fark eder demişim
    bilmeden farkı istemişim.
    Vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
    arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
    Yola madem
    çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
    hava bozar, yüzüm eğik giderdim yine
    yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
    yola devam ederdim.

    Gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
    gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
    onunla ben
    hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
    bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.

    Oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar
    ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
    hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
    bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
    kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
    eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
    alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
    ah, bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
    doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
    ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
    gönendi dünya bundan istifade
    dünya bayındırladı:
    Bir yakış, bir yanış tasarımı beride
    öte yakada bir benî adem
    her gün küsülü kaldık.

    Bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
    artık bu yaşa erdirdin beni,anladım
    gençken almadın canımı, bilmedim
    demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
    çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
    çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış
    insanın insana raptolduğu cevher.

    Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
    taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
    kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
    bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
    tütmesi gereken ocak nerde?
    #35488900 :)
  19. 11392.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1314890/+
    #35494613 :)
  20. 11393.
    hiç kavuşamadığımız yaşanmamışlıklar,
    dokunamadığımız hayaller,
    ulaşamadığımız umutlar,kaçan trenler gelmeyen gemiler..
    içimizde hep geç kalmışlığın verdiği bir pişmanlık.
    şimdi hangi yarın tamamlayabilir ki,
    "zamanın" bizden dün eksilttiğini?..
    #35494921 :)
  21. 11394.
    biliyorum sana giden yollar kapalı

    biliyorum sana giden yollar kapalı
    üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

    ne kadar yakından ve arada uçurum;
    insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

    uyandım uyandım, hep seni düşündüm
    yalnız seni, yalnız senin gözlerini

    sen bayan nihayet, sen ölümüm kalımım
    ben artık adam olmam bu derde düşeli

    şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
    yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

    anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
    ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

    kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
    hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

    tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
    nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

    çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
    bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

    rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
    bu böyle pek de kolay değil gerçi…

    alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
    bunun verdiği mutluluk da az değil ki

    çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
    sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

    inan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
    son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

    bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
    yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

    cemal süreya
    #35496608 :)
  22. 11395.
    Açsam rüzgâra yelkenimi,
    Dolaşsam ben de deniz deniz
    Ve bir sabah vakti kimsesiz
    Bir limanda bulsam kendimi.

    Orhan Veli
    #35496630 :)
  23. 11396.
    Büsbütün unuttum seni eminim
    Maziye karıştı şimdi yeminim
    Kalbimde senin için yok bile kinim
    Bence sen de şimdi herkes gibisin.
    Nazım Hikmet Ran- Bence sen de şimdi herkes gibisin
    #35496739 :)
  24. 11397.
    hasret

    yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
    belini sarmayalı,
    gözünün içinde durmayalı,
    aklının aydınlığına sorular sormayalı,
    dokunmayalı sıcaklığına karnının.
    yüz yıldır bekliyor beni
    bir şehirde bir kadın.
    aynı daldaydık, aynı daldaydık.
    aynı daldan düşüp ayrıldık.
    aramızda yüz yıllık zaman,
    yol yüz yıllık.
    yüz yıldır alacakaranlıkta
    koşuyorum ardından.

    nazım hikmet
    #35496873 :)
  25. 11398.
    kan kalesi

    elbet bir hinlik vardır seni sevişimde
    ey kanıma çakıllar karıştıran isyan

    saçlarıma bin küsür yalnızlığı takıp girdiğim şehre
    insan varlığımızdan tuhaf tohumlar bıraksam
    günü geçmiş bir gazete, toprak bir çanak
    bir daha gelmem belki diye bir not bakır maşrapanın yanında
    şeytanlar da yürür benimle herhal ıslık çaldığım için
    bir şahan tüylerini döker ardımsıra
    artık bırakılmaktan yapılma bir adam sayılırım
    böğrümde kambur çocuklardan bir payanda.

    gizemli bir dehliz gibi şehri dolaşıyorum
    sıkıca tutuyorum kendimi şehre karışmaktan alıkoymaya
    her yerimde urlar çıkıyor, biraz kürt, biraz köylü, biraz makina
    kangren oluyorum bahar geldiği için
    urlarımı kesiyorum kör bir usturayla
    ama kopmuyor onlar ve bana şehri dolaştırıyor
    bırakabileceğim her şeyi bıraktırıyor bana
    kızlardan geçilmiyor köprüler, ayak bileklerime dek
    yükseliyor kız tortuları
    tülbentlerden kanı süzülürken körpe yavruların
    bir bazı şeyler bulmalı yüzümüze tebelleş olan bu korkuya
    -avluya çık
    -avluya kara bir şey bırakılmış
    (bir bomba)

    kulaklarımız alışmıştı tıpırtısına yağmurun
    şehre sıkıntının rahatlığı basmadan giriyorduk
    filimler üç günde bir değişiyordu
    bense ikircikliydim ama korkmuyordum
    polis olan babamla tatil arasında uçuşup duruyordum durmadan
    urlarım yoktu, suçum yoktu,
    ve beyaz kuşlar kalkardı anamın hırkasından
    şehre karışmayan bir dehliz değildim
    sevinçle kovalıyordum kendimi
    bunları ansımak başımı döndürüyor bazan
    elbet bir hinlik vardır seni sevişimde
    ey kanıma çakıllar karıştıran isyan.

    azan bir hevestir artık tanyeri
    söküp gövdesinde bir cehennem parçalamak ister insan
    şehrin defterini dürüp uzanmak ister yanına
    üstümüzü kuş sesinden bir lekeyle örtmeli
    umudumuzu kapmaya gelen makinaları
    bütün çirkefini şehrin çarpıtıp aşkımıza
    solumak gece
    terlemek gece
    gece çarşaflara…

    açıklanacak, belletilecek olan belki
    milât öncesi ve sonrası lâkırdıları
    karışık banka hesapları, navlun
    yani öylesine açık değil pek
    hatta
    -şehir mi, değil mi burası-
    kötürüm bir kurt çantamı karıştırıyor
    neden karıştırıyor, ne hakla
    direnmeler, erzurumlar, kalfalar
    gecenin ipini koparan gece safaları
    -var mısın yok yere ağlamaya… ki bir sis
    yanık bırakılmış bir fısıltı
    şehri sarıyor, bir dehliz olan bana ulaşamıyor ama
    herkesin içinde iğdiş bir bahar
    bacakları eriyor memurların, evkızlarının
    ve saat 24 vardiyasının işçileri
    inmiyor ocaklarına.

    yufka mıdır
    yufka mıdır benim bakışım dünyaya
    ki acılarıyla başlatırım insanları
    derimi yalayarak geçen mevsim
    beni alır şehirden yıpranmış bakışlarla
    her askere gidenin, her tören yorgununun
    kondurur kemerinin kaşına.
    böylece ben, o küskün, o karışmayan dehliz
    koca bir tomruğu yüklenirim arkadaşlarla
    koca bir tomruğu kaldırıp kaldırıp
    kümbetlere, bitkinliğin bordasına…
    kanın çığırından çıktığı saattir bu
    memelerini bana sıkıca bastırdığın
    hercai bir yürek somurtkan kepenklerin ardında
    şehri acıtan çocukluğumuza değdikçe
    biz seviştikçe bizi acıtan
    kukumav kuşları, mânilerle dolu bir yatak
    zaç yağı şişeleri kocaman.

    sen şimdi sevincimin akranısın
    ey kanıma çakıllar karıştıran isyan
    doğrusu seni toprağı eller gibi sevdim
    yaralarımı onduranımsın
    yatağımı hiç boş bırakmayan…
    yüzümü ellerimle yine kapayayım mı?
    bekçi karısının belaltını mı anlatayım insanlara
    yoksa onlara bilinmez bir toprak mı adayayım
    değil
    partizanlığım dalaşmak istiyor anla
    bu sarsak hırgürüyle dünyanın
    dalaşmak dalaşmak dalaşmak
    böylece aşk akranım oluyor benim
    ey bayırdan ve yokuştan uzaklara
    ey çırpınan bir geyiktir memelerin
    karnın ısırgan otları gibi aklımda.

    ismet özel
    #35496982 :)