gecenin şiiri

entry 11796 galeri 490 video 92 ses 8 iyilertrends
  1. 11747.
    "Unutalım mı şimdi kente indiğimiz o ilk günü
    Sabahlara kadar okuduğumuz o kitapları
    Sabahlara kadar düşüncelerimizde yaşattığımız hayallerimizi
    Kar aydınlığında yürüdüğümüz o yolları
    Sen dostumdun benim gülünce güneşler açan
    Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam
    Her akşam mektup yazarım dağlar kadar
    Kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun
    Unutma dostumsun sen, neredeysen orda ölmek isterim!"

    ahmet telli sen muazzam bir hoca ve şairsin.
    #36403882 :)
  2. 11748.
    Arkadaş Dökümü

    evvela dişlerimiz döküldü
    sonra saçlarımız
    arkasından birer birer arkadaşlarımız
    şu canım dünyanın orta yerinde
    yalnız başına yapayalnız
    kırılmış kolumuz, kanadımız
    tatlı canımızdan usanmışız

    bir şüphedir sarmış yüreğimizi
    ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi
    bir şüphedir demir atmış ciğerimize
    pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi
    düğüm üstüne düğüm şöyle dursun
    bir çalım bir kurum hepimizde
    nereden inceyse oradan kopsun

    bu canım dünyanın orta yerinde
    hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize
    yalan mı? gözünü sevdiğim karıncalar
    işte: hamsiler sürü sürü
    arılar bölük bölük geçer
    leylekler tabur tabur

    ya bizler? eşrefi mahlukat!..
    boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz

    bizler bölük bölük, bizler tabur tabur
    bizler sürü sepet
    yalnız birbirimizi öldürmüşüz.

    Bedri Rahmi Eyüboğlu
    #36403926 :)
  3. 11749.
    göğsünde vurup parçalanan kalbi nihayet
    bir saçları kan gözleri keskin dişi çeldi.
    artık bitecek ruhunu sarsan bu şeamet,
    zira saçı kan sevgilinin ismi eceldi.

    içtin de ecel zehrini sen kendi elinle,
    hala bu gönül hangi uzak gölgeyi bekler?
    bak haykırıyor ''boştur ümitler'' diye dinle,
    zulmette keder besteleyen gamlı köpekler.

    bir dinle adem ülkesinin ruhunu: yer yer
    davet ediyor bak seni binlerce kucaklar...
    bir sır gibi sevda gibi sessizce gezinenler
    bir gün seni otlarda uzanmış bulacaklar...

    kalbin benim olsun diyorum çünkü mukadder...
    cismin sana yetmez mi? çabuk kalbini sök, ver!
    yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
    mutlak seveceksin beni bundan kaçamazsın...

    ram ol bana, ruhun yeni bir aleme girsin...
    yazmış kaderin: aşkıma ömrünce esirsin!
    aklınla, şuurunla, hayalinle bilirsin.
    mutlak seveceksin beni bundan kaçamazsın...

    sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
    bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
    gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
    bir sır ki bu,ölsen bile asla açamazsın...

    anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
    hülyadaki ses varlığının gayesi sanki...
    bak emrediyor:daldığın alemden uyan ki,
    mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın..
    #36403944 :)
  4. 11750.
    Ben nerde bir çift göz gördümse
    Tuttum onu güzelce sana tamamladım
    Sen binlerce yaşayasın diye yaptım bunu
    Bir bunun için yaptım

    Sen belki de bir resimsin ne haber
    Kırmızı bir Beykoz’un yanında duruyorsun
    Yapan bir de ağaç yapmış yanına
    Dallarına konsun diye kelimelerin

    Kanto/ cemal süreya
    #36403978 :)
  5. 11751.
    Denizin alçalışıyla otel bir düştü
    Binlerce kalıntı şehir değerinde
    Sularla kaçışan ölümler türküsü
    Sırdaş olan denizlerin diline
    Taşlaşmış hayat ürpertileri ardından
    Şekilsiz, oynak ve iniltili
    Pembe, daha doğrusu bir çocuk gülüşü renginde
    izleri deniz hayvanlarının
    Belli ki bir adı var onların, varsa da
    Gezinir mi hiç mi hiç adı olmayan burada
    Bir dirilişe bile ayak uyduramayan burada
    Mevsimi olmayan mevsim sürüleri
    Yumuşak yüzgeçleriyle dalgınlığımı yalayan
    Anılar, anı sürüleri
    Hep birden unutulmuşluğa dadanan
    Hep birden, ama tek bir yaratık gibi
    Çıkarak gözlerime yarı loş mağrasından
    Görülmemiş bir şekilde intihar ederdi.

    O zaman belki bendim, belki bir şekil bildirisi
    Gibi o zaman işte çok değerli bir taşa
    Bakar gibi ben
    istekli, sonra durgun, giderek düşünceli
    Derdim ki -daha doğrusu yaşardım-
    Mutluluk alışılmış bir kötümserlikti
    Ki tarih aldatılırdı, korkardım
    Gözü dönmüş bir kuşun göğsünü didikler gibi
    Bağrını açar gibi bir azizin
    Açardım ben de içimi - bu şehir kimin?
    Kimsenin değil -
    Baktıkça, baktıkça oaraya bakır
    Ne düşerse içine zehir
    Köpürür köpürür köpürür
    Önce asit, derken bir doğa parçası gibi
    Yaprak bir parça yaprak olana kadar
    Su bir parça su olana kadar
    Ben onlara su ve yaprak diyene kadar
    Demek istediğim yaşamak bir parça yaşamak oluncaya kadar
    Zamanlar, zaman sürüleri..

    Bazı adamlar ki bu zamanlara
    Dokunur geçerlerdi
    Yani bir piyanya ve onun tek bir tuşuna
    Dokunur gibi
    Ses, o kalın ses, hiçbir şey umdurmayan
    Doru bir at dilinde orman ve su
    Korkuyu, sonra da yalnız korkuyu
    Büyüten ordan oraya
    Sayısız çeşitlendiren onu
    Yani bir hayat olarak çıkaran karşımıza
    Bir sesti bu
    Sadece bir ses idiyse, bir durup bir boşaldıkça
    içimize düşüren boynumuzu
    Yerleşen bizi pek az tanıyan yüzümüze sonra da
    iğrenmenin koşulu bir at gibi durduğu
    Bir uzunluğu ya da bir alanı olmayan yüzümüze
    Yerleşen
    Sızdıkça sızan bir çay saati gibi içimize
    Yani bütün bir burukluğu birden içeren
    Ve soran birden sorusunu
    Hanlarda denk saran yolcuların
    Yağmura kuşkuyla bakan
    Gözleri gibi
    Ses, o büyük ses, desem ki
    Sorardı bize durmadan
    Sorardı ölümün bütün bildiklerini.

    edip cansever
    #36404096 :)
  6. 11752.
    Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Resmin Arkasındaki Satırlar

    Ben ismet Özel, şair, kırk yaşında.
    Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
    ben yaşarken koptu tufan
    ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
    her şeyi gördüm içim rahat
    gök yarıldı, çamura can verildi
    linç edilmem için artık bütün deliller elde
    kazandım nefretini fahişelerin
    lanet ediyor bana bakireler de.
    Sözlerim var köprüleri geçirmez
    kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
    kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
    uçtum ama uçuşum
    radarlarla izlendi
    gayret ettim ve sövdüm
    bu da geçti polis kayıtlarına.Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
    ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
    kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
    laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
    ruhum sahte
    evi Nepal'de kalmış
    Slovakyalı salyangozdur ruhum
    sınıfları doğrudan geçip
    gerçekleri gören gençlerin gözünde.Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben
    kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
    sanki ne anlıyorum?
    Ola ki
    şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
    Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum
    çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
    devlet sırrıyla birlikte insanın
    sinematografik bir hayatı olabilir
    o kibar çevrelerden gizli batakhanelere
    yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
    ve sonunda estetik bir
    idam belki!
    Evet, evet ruhu olmak
    bütün bunları sağlayamaz insana.
    Doğruysa bu yargı
    bu sonuç
    bu çıkarsama
    neden peki her şeyi bulandırıyor
    ertelenen bir konferans
    geç kalkan bir otobüs?
    Milli şefin treni niçin beyaz?
    Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?
    Ne saçma! Ne budalaca!
    Dört incil'den Yuhanna'yı
    tercih edişim niye?
    Ben oysa
    herkes gibi
    herkesin ortasında
    burada, bu istasyonda, bu siyah
    paltolu casusun eşliğinde
    en okunaklı çehremle bekliyorum
    oyundan çıkmıyorum
    korkuyorum sıram geçer
    biletim yanar diye
    önümde bir yığın açalya
    bir sürü çarkıfelek
    gergin çenekli cesetleriyle
    önümde binlerce çiçek
    korkuyorum sıra sende
    sen de başla ve bitir diyecek.
    Yo, hayır
    yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
    söyleyin
    aynada iskeletini
    görmeye kadar varan kaç
    kaç kişi var şunun şurasında?Gelin
    bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
    Bana kötü
    bana terkettiğiniz düşünceleri verin
    o vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
    ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
    onları verin, yakınmalarınızı
    artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
    ben aştım onları dediğiniz ne varsa
    bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
    boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
    içinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
    verin bana
    verin taammüden işlediğiniz suçları da.
    Bedelinde biliyorum size çek
    yazmam yakışık almaz
    bunca kaybolmuş talan
    parayla ölçülür mü ya?Bakın ben, bir çok tuhaf
    marifetimin yanısıra
    ilginç ödeme yolları bulabilen biriyim
    üstüme yoktur ödeme hususunda
    sözün gelişi
    üyesi olduğunuz dernek toplantısında
    bir söyleve ne dersiniz?
    Bir söylev: Büyük insanlık ideali hakkında!
    Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
    kazanana vertigolar, nostaljiler
    karasevdalar çıkar.
    Yapılsın adil pazarlık
    yapılsın yapılacaksa
    işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
    sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
    Ne yapsam
    döl saçan her rüzgarın
    vebası bende kalacak
    varsın bende biriksin
    durgun suyun sayhası
    yumuşatmayı bilen ateş
    öğüt sahibi toprak
    nasıl olsa geri verecek
    benim kılıcımı.Ben ismet Özel, şair, kırk yaşında.
    Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
    ben yaşarken koptu tufan
    ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
    her şeyi gördüm içim rahat
    gök yarıldı, çamura can verildi
    linç edilmem için artık bütün deliller elde
    kazandım nefretini fahişelerin
    lanet ediyor bana bakireler de.
    Sözlerim var köprüleri geçirmez
    kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
    kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
    uçtum ama uçuşum
    radarlarla izlendi
    gayret ettim ve sövdüm
    bu da geçti polis kayıtlarına.Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
    ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
    kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
    laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
    ruhum sahte
    evi Nepal'de kalmış
    Slovakyalı salyangozdur ruhum
    sınıfları doğrudan geçip
    gerçekleri gören gençlerin gözünde.Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben
    kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
    sanki ne anlıyorum?
    Ola ki
    şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
    Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum
    çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
    devlet sırrıyla birlikte insanın
    sinematografik bir hayatı olabilir
    o kibar çevrelerden gizli batakhanelere
    yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
    ve sonunda estetik bir
    idam belki!
    Evet, evet ruhu olmak
    bütün bunları sağlayamaz insana.
    Doğruysa bu yargı
    bu sonuç
    bu çıkarsama
    neden peki her şeyi bulandırıyor
    ertelenen bir konferans
    geç kalkan bir otobüs?
    Milli şefin treni niçin beyaz?
    Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?
    Ne saçma! Ne budalaca!
    Dört incil'den Yuhanna'yı
    tercih edişim niye?
    Ben oysa
    herkes gibi
    herkesin ortasında
    burada, bu istasyonda, bu siyah
    paltolu casusun eşliğinde
    en okunaklı çehremle bekliyorum
    oyundan çıkmıyorum
    korkuyorum sıram geçer
    biletim yanar diye
    önümde bir yığın açalya
    bir sürü çarkıfelek
    gergin çenekli cesetleriyle
    önümde binlerce çiçek
    korkuyorum sıra sende
    sen de başla ve bitir diyecek.
    Yo, hayır
    yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
    söyleyin
    aynada iskeletini
    görmeye kadar varan kaç
    kaç kişi var şunun şurasında?Gelin
    bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
    Bana kötü
    bana terkettiğiniz düşünceleri verin
    o vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
    ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
    onları verin, yakınmalarınızı
    artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
    ben aştım onları dediğiniz ne varsa
    bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
    boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
    içinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
    verin bana
    verin taammüden işlediğiniz suçları da.
    Bedelinde biliyorum size çek
    yazmam yakışık almaz
    bunca kaybolmuş talan
    parayla ölçülür mü ya?Bakın ben, bir çok tuhaf
    marifetimin yanısıra
    ilginç ödeme yolları bulabilen biriyim
    üstüme yoktur ödeme hususunda
    sözün gelişi
    üyesi olduğunuz dernek toplantısında
    bir söyleve ne dersiniz?
    Bir söylev: Büyük insanlık ideali hakkında!
    Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
    kazanana vertigolar, nostaljiler
    karasevdalar çıkar.
    Yapılsın adil pazarlık
    yapılsın yapılacaksa
    işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
    sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
    Ne yapsam
    döl saçan her rüzgarın
    vebası bende kalacak
    varsın bende biriksin
    durgun suyun sayhası
    yumuşatmayı bilen ateş
    öğüt sahibi toprak
    nasıl olsa geri verecek
    benim kılıcımı.
    #36404177 :)
  7. 11753.
    (bkz: istanbul ağrısı)
    Kanatları parça parça bu ağustos geceleri
    yıldızlar kaynarken
    şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen
    sen
    eğer yine istanbul'san
    yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim
    pançak pançak şiirler tüküreceğim
    demek yine ben
    limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
    kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
    yahudi sokaklarını aydınlatan telaviv şarkıları
    mavi asfaltlara çökmüş
    diz bağlıyor
    eğer sen yine istanbul'san
    kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
    sirkeci garı'nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
    intihar dumanları içindeki haydarpaşa'dan
    anadolu üstlerine bakıp bakıp
    ağlayan
    sen eğer yine istanbul'san
    aldanmıyorsam
    yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa
    kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
    yine senin emrindeyim
    utanmasam
    gözlerimi damla damla kadehime damlatarak
    kendimi yani şu bildiğin attilâ ilhan'ı
    zehirleyebilirim
    sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
    tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
    imtihan çığlıkları yükseliyor üniversite'den
    tophane iskelesi'nde dizel kamyonları sarhoş
    direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şoförler
    uykusuz dalgalanıyor
    ulan istanbul sen misin
    senin ellerin mi bu eller
    ulan bu gemiler senin gemilerin mi
    minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
    liman liman götüren
    ulan bu mazut tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
    akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
    neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor
    antenlerinden
    neden
    peki istanbul ya ben
    ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
    gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu abbas
    ya benim kahrım
    ya senin ağrın
    ağır kabalarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın
    çaresiz zehirler kusan çılgın bir yılan gibi
    burgu burgu içime boşalttığın
    o senin ağrın
    o senin
    eğer sen yine istanbul'san
    yanılmıyorsam
    koltuğunun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
    sicilyalı balıkçılara marsilyalı dok işçilerine
    satır satır okumak istediğim
    sen
    eğer yine istanbul'san
    eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim
    ulan yine sen kazandın istanbul
    sen kazandın ben yenildim
    kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
    yine emrindeyim
    ölsem yalnızkalsam cüzdanım kaybolsa
    parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam
    hiç bir gün hiç bir postacı kapımı çalmasa
    yanılmıyorsam
    sen eğer yine istanbul'san
    senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar
    gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan
    bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir
    ulan bunu sen de bilirsin istanbul
    kaç kere yazdım kimbilir
    kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
    1949 eylül'ünde birader mırç ve ben
    sokaklarında mohikanlar gibi ateşler yaktık
    sana taptık ulan!
    unuttun mu
    sana taptık!
    #36404187 :)
  8. 11754.
    Seni düşünmek güzel şey,
    ümitli şey,
    dünyanın en güzel sesinden
    en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
    Fakat artık ümit yetmiyor bana,
    ben artık şarkı dinlemek değil,
    şarkı söylemek istiyorum.

    Nazım Hikmet Ran.
    #36404964 :)
  9. 11755.
    Ben sana mecburum bilemezsin
    Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
    Büyüdükçe büyüyor gözlerin
    Ben sana mecburum bilemezsin
    içimi seninle ısıtıyorum.
    Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
    Bu şehir o eski istanbul mudur
    Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
    Sokak lambaları birden yanıyor
    Kaldırımlarda yağmur kokusu
    Ben sana mecburum sen yoksun.
    #36404985 :)
  10. 11756.
    imkansız şey
    Şiir yazmak
    Aşıksan eğer;
    Ve yazmamak,
    Aylardan Nisansa.

    Orhan veli kanık
    #36405199 :)
  11. 11757.
    Seninle içilen şarap helal, sensiz içilen su bile haramdır.

    Ömer Hayyam
    #36405358 :)
  12. 11759.
    "çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
    seyir defterini başkası yazsın.
    çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
    beni o limana çıkaramazsın.."
    nazım hikmet.
    #36413092 :)
  13. 11760.
    Sevdiğim ikinci kadınsın sen
    ilkinin yerini alman mümkün değil
    O öğretti bana sevmeyi
    O öğretmese sevemezdim seni bile.
    #36413120 :)
  14. 11761.
    "
    I
    Şehir
    uzakta.
    Genç adam
    ayakta.
    Akıyor şehirden geçen nehir
    genç adamın ayakları dibinden.
    Genç adam
    piposunu çıkarıyor cebinden
    aranıyor kibriti.
    Bakıyor akar suya
    düşünüyor Heraklit'i,
    düşünüyor büyük hakîm Heraklit'i genç adam...
    Kim bilir belki böyle bir akşam,
    böyle bir akşam,
    Heraklit alnını
    yeşil gözlü zeytinliklerde akan
    suya eğdi
    ve dedi:
    «— Her şey değişip akmada,
    bu hâl beni hayran bırakmada..»
    Heraklit, Heraklit; ne akıştır bu!.
    ne akıştır ki bu, dalgalarında
    dağlıdır alnı en mukaddes putun
    kızgın demir damgasıyla sukutun.
    Gebedir her sukut bir yükselişe.
    Ne mümkün karşı koymak
    bu köpürmüş gelişe..
    Heraklit, Heraklit!.
    akar suya kabil mi vurmak kilit?
    Şehir
    uzakta.
    Genç adam
    ayakta.
    Akıyor şehirden geçen nehir
    genç adamın ayakları dibinden.
    Genç adam
    kibritini çıkarıyor cebinden
    yakıyor piposunu.

    II
    Dikine mustatil bir apartımanın
    en üst katında
    dört köşe bir oda.
    Perdesiz pencereler.
    Pencerelerin dışında yıldızlı geceler.
    Genç adam
    alnını dayamış cama.
    Ben, romanın muharriri
    diyorum ki genç adama:
    — Delikanlım!.
    iyi bak yıldızlara,
    onları belki bir daha göremezsin.
    Belki bir daha
    yıldızların ışığında
    kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin..
    Delikanlım!.
    Senin kafanın içi
    yıldızlı karanlıklar
    kadar
    güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.
    Yıldızlar ve senin kafan
    kâinatın en mükemmel şeyidir.
    Delikanlım!.
    Sen ki, ya bir köşe başında
    kan sızarak kaşından
    gebereceksin,
    ya da bir darağacında can vereceksin.
    iyi bak yıldızlara
    onları göremezsin belki bir daha...
    Delikanlım!.
    Belki beni anladın,
    belki anlamadın.
    Kesiyorum sözümü.
    işte kapı açıldı
    geldi beklenen kadın..
    «— BEKLETTiM Mi?»
    «— ÇOK...
    Ama zarar yok..»
    Kadın
    yakaladı genç adamı
    elinden.
    Genç adam
    yakaladı kadını belinden.
    Bir yumrukta kırdı camı.
    Oturdular pencerenin içine.
    Sarktı ayakları gecenin içine...
    Işıklı bir deniz dibi gibi
    başlarında, sağda, solda gece yanıyor.
    Ayakları karanlık boşluklara sallanıyor..
    Sallanıyor ayakları
    sallanıyor ayakları...
    ........ DUDAKLARI ......
    Sevmek mükemmel iş delikanlım.
    Sev bakalım...
    Mademki kafanda ışıklı bir gece var,
    benden izin sana,
    seeeeev
    sevebildiğin kadar... "
    #36414123 :)
  15. 11762.
    Aşksız ve paramparçaydı yaşam
    bir inancın yüceliğinde buldum seni
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
    aşk ile sevmek bir güzelliği
    ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
    işte yüzünde badem çiçekleri
    saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
    sen misin seni sevdiğim o kavga,
    sen o kavganın güzelliği misin yoksa...
    Bir inancın yüceliğinde buldum seni
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    bin kez budadılar körpe dallarımızı
    bin kez kırdılar.
    yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
    bin kez korkuya boğdular zamanı
    bin kez ölümlediler
    yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
    suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
    ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
    yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
    törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
    türküler söylerdik hep aynı telden
    aynı sesten, aynı yürekten
    dağlara biz verirdik morluğunu,
    henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...
    Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
    ne tan atışı doğumların sevincine
    ey bir elinde mezarcılar yaratan,
    bir elinde ebeler koşturan doğa
    bu seslenişimiz yalnızca sana
    yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    Saraylar saltanatlar çöker
    kan susar birgün
    zulüm biter.
    menekşelerde açılır üstümüzde
    leylaklarda güler.
    bugünlerden geriye,
    bir yarına gidenler kalır
    bir de yarınlar için direnenler...
    Şiirler doğacak kıvamda yine
    duygular yeniden yağacak kıvamda.
    ve yürek,
    imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
    ey herşey bitti diyenler
    korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
    ne kırlarda direnen çiçekler
    ne kentlerde devleşen öfkeler
    henüz elveda demediler.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    #36414192 :)
  16. 11763.
    Bağ Bozumu

    Kuytu ormanları, tenhâ bağları
    Geziyor mevsimin yorgun rüzgârı.
    ince dallar kırık, yapraklar sarı,
    Geçmiş bu yoldan da belli sonbahar.

    Duyulur bir ayak sesi gizlice
    Hâlî bahçelerden rüzgâr esince:
    Geçen bir yolcu mu, yoksa her gece
    Yollarda beklenen bir kadın mı var?

    Faruk Nafiz Çamlıbel
    #36414206 :)
  17. 11764.
    Tanrım açamadık içimizi
    Arık buluşmamız mahşere kaldı.

    Ne yelken ne gemi var limanda
    Kaçmak bir uzun sefere kaldı.

    Mercan bir sahildeymiş gemiler
    Bulmak kasvetli günlere kaldı

    rüştü onur.
    #36414961 :)
  18. 11765.
    kelimeler... kelimeler...

    Yarıda kalmış aşklarının hesapları içinde
    Denizlere açıldı içimizden biri
    Niçin gittiğini söylemeden.
    Doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri.
    Yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden.
    Bulacak sanıyordu yenilikleri.

    Her an bir yeni su vardı,
    Her yeni suda bir yeni an.
    Deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından
    Yaşananla düşünülenler arasındaki farkı.
    Bitmeyordu köpüklerle renkler
    Bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan.

    Gözlerinin önünde bir oyun, ardında bir oyun.
    Dışında ne varsa yeni, ne varsa gerçek.
    Yeni manzaralarla gelen yeni duygular
    Hani, eski kelimelerle olmasa
    insanın ömrünce devam edecek.
    Gözlerin önünde bir oyun, ardında bir oyun.

    Anladı, ölmekle yaşamanın birleştiği noktada
    Yeni rüzgârlarla esen yeni korkulara
    Yeniliklerini bağışlamayan kelimelerin
    Nasıl düşman sığınaklar halinde direndiğini.

    Anladı, bütün olmuşlarla olanların
    Ve bütün olacakların
    O kelimelerin içinde
    Kendisine varmadan eskidiğini.

    Özdemir Asaf
    #36414989 :)
  19. 11766.
    didem madak - ah'lar ağacı.
    #36415034 :)
  20. 11767.
    rejisörler senden yana
    mevsimler ve uçan halılar
    son sahne sarhoşuyuz belki de, hala
    o filmin sonunda ağlayacaktık galiba
    gözümüze dünya kaçtı beyazıtta
    ne meydandı ama
    elektrik kokuyor her yanımız
    insan hakları mı diyorduk
    beş heceli başka bir şey mi yoksa
    anne bir on iki eylül yarasıdır
    merkez sağ bahsini çokça söylemiştik
    gözlerinden geçiyoruz
    guantanamo'nun kapısı açık kalmış yine
    emperyalizm de kahrolmadı
    bi sigaran var mı?
    çünkü bi sigara serbestledikçe beş vakit piyasa
    holosko artı bi miktar para
    dünya değiştirilebilir biraz sıkı tutunca
    mezar yerleri, dört kollular
    iyi bilecek olanlar asla.
    ...

    (bkz: güven adıgüzel)
    #36415058 :)
  21. 11768.
    Turgut Uyar - Sonnet

    Çekemezsin bir yere sineden başka.
    Biliyorum günler hep böyle geçecek.
    Ne akşamleyin komşu, ne bir akraba,
    Ne bir dost, oturup karşılıklı içecek..

    Yalnızlık sade şurda burda değil,
    Düşüncede, hatırada ve dilekte.
    Hangi taşı kaldırsan, nerde 'of! ' çeksen,
    Bir dudağı yerde, bir dudağı gökte..

    Bilmem rengi nasıldır, boyu ne kadar.
    Biçen her kimse yıllardır yanlış biçiyor.
    Bir elbise ki, alabildiğine dar..

    Nedir bir türlü sırrını anlamadık,
    Kimdir bizimle böyle şaka ediyor,
    Hangi cebini karıştırsan yalnızlık..
    #36415130 :)
  22. 11769.
    Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli
    Ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli
    Altın saçlarını yana atışı yok mu Lilinin
    Lilinin yağdan kıl çekercesine inanışı
    Lilinin yağdan kıl çekercesine yaşayışı yok mu
    Kuklalar titremesin ne yapsın
    Adam konuşmasını bilmezse ne yapsın
    Kuklaların kukla olmadığı besbelli
    Lilinin çekip gideceği besbelli
    Lilinin dönüp geleceği besbelli
    Ekmek ha bakkalın olmuş ha Cabaret de Paris'nin
    Sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte Lili
    Ekmek ne kadar Allahınsa Lili de o kadar Allahın Lili
    Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili
    Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili
    Anladın ya kutunun içinden çıkan mendil
    Olamaz Üsküdardan geçeriken bulduğun mendil
    Bizi bırakıp nereye gidiyorsun Lili
    Demek bizi bırakıp gidiyorsun Lili
    Sen daima güzeller güzelini bulursun Lili
    Sen istesen de taş yürekli olamazsın
    Sen daima güzeller güzeli olursun Lili
    Demek gideceksin arkana dönüp bakmayacaksın
    Hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin
    Öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü Lili
    Tüyleri şiirler olan bu mahcup kürkü
    Sen daima Sultanlar Sultanı olursun Lili
    Demek sen gidiyorsun Lili
    Bizi öpmeden mi gideceksin Lili
    Lilinin güneşin altında duruşu yok mu
    Perdeleri sıyırıp çirkin adamı burnundan yakalayışı yok mu
    Eline bavulunu alışı yollara koyuluşu yok mu
    Çirkin adamın güzel adam oluşu yok mu
    Yaklaşıp onu saçlarından yakalayışı
    Uzaklaşıp yollarda yol oluşu yok mu
    Lilinin bir tavşan gibi koşuşu
    Keklik gibi dönüp bakışı ve yıldırım gibi koşuşu yok mu
    Adam da tam o zaman kapıdan çıkmaz mı dışarı
    Lilinin adamın boynuna çocukça ve çılgınca atılışı yok mu
    Ben konuşmasını bilmem Lili

    Sezai Karakoç-Liliyar.
    #36415555 :)
  23. 11770.
    Artık çıkmıyorum istiklal'e.
    Sabah Fatma Hanım uyandırıyor.
    Helva, ekmek, çay...
    Bana onlar bakıyor.Odanın hali perişan,
    ben perişan.
    Kimse yok işime karışan.Ara sıra balkona çıkıyorum.
    Fesleğenler kuruduğunda Ocaktı.
    Ben baharı bekliyorum.Ne olduğunu bilmediğim
    bir umudum var hala
    Gözüm şişelere takılıyor,
    becerebilseydim ne ala.Bu günlerde böyleyim ben,
    yas denen şiirdeyim.
    Bir köşede gülüşün var,
    sırtımda kanlı bıçağın.Hiçbir zaman duymayacağın,
    duysan da anlayamayacağın
    bir çığlıkta
    sana birikiyorum...
    #36415566 :)
  24. 11771.
    "Ne O beni kandırmıştı ne ben O'nu baştan çıkarmıştım.
    ikimiz de bildiklerimizin ötesine, bulduklarımızın üstüne çıkmak istemiştik.
    Bir noksanlığı var sanıyorduk bütün olanların belki
    ama aslında bütünlüklerimize bahaneydik.."
    #36415570 :)
  25. 11772.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1403067/+
    #36416388 :)