gecenin şiiri

entry 11708 galeri 479 video 92 ses 8 iyilertrends
  1. 11704.
    Ömür...
    Sensiz geçmez hiçbir gün
    Sen yokken kelimeler bogazda düğüm
    Ne geçmiş umrumda ne bugün ne dün

    Yaradan seni vermiş bana
    Aşkım bitmedi hiç o günden bu yana
    Dünya ne bana benzer ne sana
    Sevdayı unutup da kötülüklere kanma

    Kalırmı sanırsın ne gök ne arz
    Aşk ikimizin de gönlüne farz
    Ne yapsam yetmez gelir aşkına az
    Sensizlik beni dünyaya bağlamaz...

    - Yunus B.....

    Şahsıma aittir.
    #36156851 :)
  2. 11705.
    ÇıLGıN-HÜZÜNLÜ

    çünkü yaşamak gibi bir şeydi yaptığı
    anasız bir tay gibi coşkun ve hüzünlü
    akşamın dinginliğini otluyordu o zaman

    her sabah denize çıkar, bir elma yerdi
    hüznünü ve çılgınlığını elmanın
    gözünü yumsan ağzında duyarsın

    ellerine bakma artık
    çünkü kar yağıyor
    çılgın hüzünlü

    büyük kentleri düşünse de rahatlasa
    işte her şey nasıl haince karıştırılmış
    kirli çamaşırlarla sabunlar ayrı semtlerde
    saatin sonunda meydan
    suyun sonu ilerde
    böyle yaşamak zordur elbet anlıyorum
    çılgın ve hüzünlü

    çünkü bakışları yazda geçmiş bir geceyi andırıyor
    yaşanmış mı temmuzda mı belli değil
    çılgın ya da hüzünlü

    şimdi dolaşıp duruyor aramızda
    kıpkırmızı bir duygu olarak
    doğudan batıya bir güz halinde
    çılgın ve hüzünlü

    biraz dağ yollarını öğrenmesi gerek sanırım
    kahırçeker mekkâri katırları gibi
    onlar ki hiçbir şeyleri yok
    korkunca çılgın sevinince hüzünlü

    kar dindi
    gerçekten dindi
    ellerine bakabilirsin artık

    turgut uyar
    #36157331 :)
  3. 11706.
    V irane bir sırça köşk gibi beynim
    i lle de uyku diyor gözlerim
    Z aten çalışmaya yok takatim
    E lli alsam yeter hocam ,gözünü seveyim !
    #36158184 :)
  4. 11707.
    soğuk ve şehirlerarası
    otobüslerde vazgeçtim
    çocuk olmaktan
    ve beslenme çantamda
    otlu peynir kokusuydu babam...

    Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama
    yeme ihtimalini sevdim.

    ilkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
    (Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o
    zaman) özlemeye başladım herkesi.. Ve bu hasret öyle
    uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım
    sonra..

    Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
    Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...

    Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
    kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık..
    Ben doktor
    oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
    Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu,
    pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir
    Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden
    orak çekiç figürleri türetmeyi..

    Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
    Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu
    haber bültenleri..
    Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
    Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
    (Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik
    dikenleri saymazsak..)
    Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir
    saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber
    bültenleri.. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim..
    Ve hiçbir mahkeme tutanağında geçmedi adım..
    Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm
    sadece..


    Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama
    sen yoktun.. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini
    seviyordum, suni teneffüs saatlerinde.. Okul servisi
    seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine
    götürüyordu.. Ben, senin benimle Tunalı Hilmi
    Caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum..

    Ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

    Yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır
    gevrekliğini.. Sonra otobüs oluyordum,
    kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü..
    Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş
    ovasının yalancı maviliğini.. Otobüs oluyordum bir
    süre.. Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,
    yanağım otobüs camının garantisinde..
    Otobüs oluyordum.. Bir ülkeden bir iç ülkeye..
    Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...

    Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın
    listesinin.. Korkuyordum..Sonra iniyordum otobüsten..
    Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün
    en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu
    koşuyordum.. Çünkü sonunda annem oluyordum babam
    kokuyordum sonunda...

    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim,
    çocuk olmaktan..
    Ve beslenme çantamda
    otlu peynir kokusuydu babam...

    Ben seninle birgün Van'daki bir kahvaltı salonunda...
    Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği)
    bir yol üstü lokantasında...
    Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay
    kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak
    damında..
    Ben seninle herhangi bir insan elinin terli
    coğrafyasında olma ihtimalini sevdim..




    Ben senin,
    beni sevebilme ihtimalini sevdim !
    #36158205 :)
  5. 11708.
    Sen kocɑmɑn çöllerde bir kɑlɑbɑlık gibisin,
    Kocɑmɑn denizlerde ender bir bɑlık gibisin.
    Bir ısıtır, bir üşütür, bir ɑğlɑtır bir güldürür;
    Sen hem bir hɑstɑlık hem de sɑğlık gibisin.
    Özdemir ASAF.
    #36159421 :)